Çağımızın Teknolojisi

Teknolojinin ışık hızıyla geliştiği, her gün yeni bir buluşla karşımıza çıktığı bir dönemden geçiyoruz. Teknoloji gelişirken doğayla olan ilişkimizi de ciddi ölçüde değiştirdi ve bu değişimler bazı etik tartışmalara yol açtı. En başta, ürettiğimiz her şeyin hammaddesini doğadan alıyoruz. Günümüzde gittikçe daha gelişmiş fabrikalar kuruluyor ve dolayısıyla da üretim hızı artıyor. Eski çağlarda biz doğadaki hammeddeleri alırken, düşük üretim hızından dolayı doğanın kendini yenileyecek yeterli zamanı oluyordu. Fakat günümüzde doğal kaynaklar tükeniyor. En basitinden, geçmişe oranla çok dağa fazla kıyafet üretiliyor.

Daha Fazlası


1 182

Üretim hızının yakalanabilmesi için, daha çok pamuk ekilmek zorunda. Fakat pamuk tarlaları bitkinin ihtiyacı olan azot ve bazı minerallerin yeniden üretimi için yeterli zaman bulamadığı için üretilen pamuğun kalitesi de düşüyor. Bir diğer örnek de ormanlarımız. Artan konut ve yaşam alanı ihtiyacını gidermek için ormanlarımızı, oksijen kaynaklarımızı kesiyoruz. Biz bunu yaptıkça şehirlerimiz daha bir beton yığını oluyor. Zenginlerin yaşadığı ev dışında birsürü evi olmasına izin vererek şehirlerimizi biz öldürüyoruz. Etik sorunların en büyüğü burada başlıyor. Artan nüfusun ihtiyaçlarını karşılamak için doğanın imkanlarını böylesine tüketmek doğru mudur? Doğa bizim evimizse doğaya yaptıklarımız oturduğumuz dalı kesmekle eşdeğer değil midir?

Biz bu soruyu tartışırken, büyük fabrikatörler bu etik sorunların kurdukları imparatorluğu yıkamaması için gerekli önlemleri alıyor. Fakat onların önlemleri doğayı durduramıyor. Doğanın bize cevabı onu mahvettiğimiz bölgelerde besleyici olmayan tatsız et, meyve ve sebzeler vermek oluyor. Sadece bununla da kalmıyor, domuz gribi,  h1n3 gibi yeni evrimleşen hastalıklar ve ciddi ölçüde artan kanser oranıyla da bizi uyarıyor. Doğanın bu uyarılarını dinlemeyip teknolojinin getirdiği hızlı üretimi sürdürmeye devam edersek, korkarım ki doğa daha sert cevaplar verecektir.

Bunları da beğenebilirsin Yazarın diğer makaleleri