Mısır’da 3 bin 700 yıllık piramit kalıntıları bulundu

Mısır Eski Eserler Bakanlığı, ülkede 3 bin 700 yıllık piramit kalıntıları bulunduğunu açıkladı.

Küresel ısınma, gün geçtikçe kutup buzullarını eritiyor. Tüm dünya yüzündeki buzların 5000 yıl içinde eriyeceği söyleniyor. Birçok yer sular altında kalacak. Biz de bunun gerçekleşmesi halinde Dünya’nın alacağı görünümün nasıl olacağını anlattık.

Yıllar boyunca insanoğlunun nasıl da doğayı geri dönüşümü olmayan bir şekilde etkilediğini öğrendik. Doğayı tahribatımızın yarattığı durum, salt bir vicdan muhasebesinin yerini korkuya bıraktı. Çünkü türümüzün yok olabileceği fikri sıkça dillendirilmeye başlamıştı. Bu konu üzerine bilim kurgu kitapları, kıyamet senaryosu filmleri çekildi. Bugün her zamankinden çok bu meseleler hakkında kafa yoruyoruz, özellikle de küresel ısınma hakkında.

Bilim insanları, Dünya’daki buzların erimesinin 5000 yıl alacağını tahmin ediyorlar. Ancak doğal düzendeki herhangi bir dalgalanma bu durumu değiştirip erimeyi hızlandırabilir. Erime doğal seyrinde bile gitse, 5000 yıl sonra su seviyesinin birçok şehri yutacağını biliyoruz. Bugün bile artan su seviyesiyle birçok ada ülkesi tehlikede! National Geographic dergisine göre tüm dünyadaki buzlar erirse, deniz seviyesi 65 metre artacak. Bu da yaklaşık İstanbul’daki Galata Kulesi’ni su altında bırakabilecek bir yükseklik. Peki ya dünya genelinde neler olacak?

Dünya’ya çok benzeyen gezegende şaşırtan keşif

Gök bilimciler, ilk kez Dünya’ya benzeyen bir gezegenin etrafında atmosfere rastladıklarını açıkladı.

Dünya’dan 39 ışık yılı uzaklıktaki gezegen yaşama uygun değil.

İngiltere’deki Keele Üniversitesinden Dr. John Southworth, 2015’te keşfedilen ve “GJ 1132b” adı verilen gezegenin, su, metan ya da ikisinin karışımından oluşan kalın bir gaz tabakasıyla çevrili olduğunu keşfettiklerini söyledi.

Şili’deki Avrupa Güney Gözlemevi’nde bulunan teleskobu kullandıklarına işaret eden Southworth, gezegenin atmosferinin büyük olasılıkla sıcak buhardan oluştuğunu belirtti.

Gezegenin çevresindeki atmosferi, yörüngesinde bulunduğu yıldızın ışığını bloke etmesi sayesinde keşfettiklerini dile getiren Southworth, gezegenin atmosferindeki farklı moleküllerin yıldızın ışığını farklı biçimlerde emdiğini vurguladı.

Düşük kütleye sahip yıldızların yörüngesinde yer alan gezegenlerin atmosferi olabileceğinin varsayıldığına dikkati çeken Southworth, GJ 1132b’nin çevresindeki atmosferi keşfederek varsayımı kanıtladıklarını ifade etti.

Dünya’dan 39 ışık yılı uzaklıktaki Vela takımyıldızında yer alan “Süper Dünya”, yerküreden 1,4 kat büyük.

Boyutları ve atmosferiyle Dünya’ya benzeyen gezegenin yörüngesinde bulunduğu yıldız ise Güneş’ten daha küçük, daha soğuk ve daha donuk.

Yüzey sıcaklığı yaklaşık 370 dereceyi bulan gezegen, yaşamaya uygun değil.

Güneş Sistemi’nin ötesinde yaşam olasılığı için önemli bir adım olarak değerlendirilen keşif, “Astronomical Journal” dergisinde yayımlandı.

Rüya Modelleme

Günümüz teknolojisinde dahi insanoğlu birçok sırrı hala çözebilmiş değildir. Halen neden görüldüğü bilinmeyen, ne anlama geldiği üzerine fikir yürütülmeye çalışılan, zaman zaman uzun süre etkisinden çıkılamayan rüyalar ve kabuslar hakkında uzun zamandır sürdürülen çalışmalarda sona gelindi. Ünlü bilim adamı Sigmund Freud’a göre rüyalar, gerçekleşmesini istediğimiz olayların beynimizdeki yansımalarıdır.

Rüya Modelleme

Rüya Modelleme

[highlight]Bazı bilim insanları[/highlight] ise rüyaların uyku durumunda ortaya çıkan bir “ürün” olduğu kanısındadır. Brown Üniversitesi’nde nörolog olarak görev yapan Masako Tamaki’nin yaptığı araştırmalarda, 3 deneğin uyku halindeyken beyin faaliyetleri incelendi. Denekler birkaç dakikada bir uyandırılarak gördükleri rüyalar soruldu. Deneklerin anlattıkları ile elde edilen 200 görüntü karşılaştırıldı ve bilgisayar ortamında bir modelleme oluşturuldu.

Geliştirilen model ile deneklerin rüya gördükleri zamanlar belirlendi. Elde edilen bulgularda uyanıkken faaliyette olan beyim bölümlerinin, kişinin uykuda olduğu ve rüyaların görüldüğü anlardaki beyin faaliyetlerinin aynı olduğu anlaşıldı. Uyanık iken yaşanan mutlu bir ana verilen tepkiler ile, tanıdık bir kişinin görüldüğü anlarda beynin verdiği reaksiyonların rüyanın görüldüğü anlardakiler ile benzer olduğu ortaya konuldu.

Tamaki ve ekibinin yaptığı çalışmalar doğrultusunda bu görüntülerin her insanda ortaya çıktığı ve birçok insan için bir yerden boşluğa düşmek gibi ortak bazı rüya kalıplarının modellenerek her insanda aynı yöntemin kullanabileceğini ortaya çıkartmıştır. Elde edilen bulgular sayesinde rüyalar ve kabuslar önümüzdeki günlerde sır olmaktan çıkacaktır.

Ison kuyruklu yıldızı

Bu yılın en önemli gök olaylarında biri ISON isimli kuyrukluyıldızın geçişi olacak elbette. Gelmiş geçmiş en parlak kuyruklu yıldızlardan biri olma ihtimali olan bu kuyrukluyıldız 1680 yılında görülen göz alıcı kuyrukluyıldız geçişi ile benzerliği ile de dikkat çekiyor. Yörüngesi itibariyle Güneş’i sıyırıp geçecek bu ISON, eğer Güneş geçişini sağ sağlim atlatabilirse, Dünya ile buluşacak ve muhteşem bir görsel şölen sunacak.

Ison kuyruklu yıldızı

Dolunay kadar parlak olması söz konusu olan kuyrukluyıldız eğer beklenen gerçekleşirse, gündüz bile görülebilecek.Amatör astronomlar Vitali Nevski ve Artyom Novichonok tarafından farkedilen cismin görüntüsü ISON adlı teleskop ile Eylül 2012 yılında elde edildi. Kuyrukluyıldızlara keşfeden kişinin adını vermek gelenekselselleşmiştir.  Fakat son yıllarda değişen bu alışkanlıkla ISON kuyrukluyıdızına, keşfeden teleskopun adı verilmiştir. İsimsel önemi en fazla olan kuyrukluyıldız Shoemaker – Levy 9 isimli Jüpitere çarpan kuyrukluyıldızdı.

ISON’un 1680’de geçtiği bilinen kuyrukluyıldız temsili görüntülerindeki gibi gökyüzünün yarısını kaplayan bir kuyruğu olacağı tahmin ediliyor. En heyecan verici olay ise bu kuyrukluyıldız ile benzerliği. Eğer ISON’un 1680’de geçen kuyrukluyıldız olduğu tespit edilirse, gelmiş geçmiş en uzun dönemli kuyrukluyıldız bulunmuş olacak. Bunlarla birlikte kuyrukluyıldızın bekleneni karşılamama ihtimali de söz konusu. Bir çok akranı gibi Güneş’e düşebilir ve bu ISON’u son görüşümüz olabilir. Yine de ISON Güneş’ten hasarsız çıkma ve muhteşem bir görsel şölen izlettirme ihtimali var. ISON’un geçişi bu yılın sonlarına doğru bekleniyor.

Hepimiz uzaylıyız!

Hepimiz uzaylıyız! Dünya dışı yaşamı araştıran, Dünya’nın yok olmasının ardından Dünya canlıların Güneş Sistemi ve Güneş Sistemi dışında nerelerde yaşayabileceğini, yaşam için nelere ihtiyaç duyulup nelere ihtiyaç duyulmayacağını inceleyen Astro-biyoloji biliminin günümüz uzay araştırmalarındaki önemi her geçen gün artmaktadır.

Hepimiz uzaylıyız!

Hepimiz uzaylıyız!

Uzay-havacılık teknolojisi genetik, biyoloji, fizik, kimya, jeoloji, sosyoloji, matematik gibi birçok bilim dalından uzmanın bir arada yaptıkları çalışmalar sonucu gelişmektedir. Bilim adamları binlerce yıl öncesinden bu yana yaşamın nereden geldiğini sorguluyor. Son yıllarda yapılan çalışmalardan biri de El Farabi Kazak Ulusal Üniversitesi ve Fesenkov Astrofizik Enstitüsü’nün bir arada yürüttüğü insan vücudunda, insanın atalarına ait izlerin olabileceği teorisidir.

Samanyolu Galaksisi’nin biyolojik görüntüsünü oluşturmayı planlayan bilim insanları, milyarlarca yıl öncesine giderek insan vücudundaki genetik izleri araştıracaklar. En bilinen Dünya dışı yaşam arama projesi olan SETI programından esinlenilerek konulan adı ile Biyolojik SETI projesi, yaşamın Güneş Sistemi dışından Dünya’ya geldiğini savunan Panspermizim Düşüncesi’ni ortaya atmış oldu.

Bilim insanları bilinen en değişmez yapı olan genetik kodun sabitlendiği takdirde kozmolojik zaman dilimlerinde bozulmadan kalabileceğine dikkat çekiyor. Yaşamın kaynağı hakkında ortaya atılan hipotezler bilim insanlarını gerçeği bulma konusunda cesaretlendiriyor. Yaşamın toz ve gaz bulutlarından mı, aminoasit taşıyan asteoritlerden mi, üstün bir güç olan tanrı/ tanrılardan mı yoksa üstün zekalı uzaylı varlıklardan mı geldiği daha uzun yıllar tartışılacaktır.

Sizlere İlginç Bir Video Paylaşmak istiyorum

Hem insan hem maymun

Hem insan hem maymun

Hem insan hem maymun

Güney Afrika’daki  Johannesburg yakınlarında erozyonla çatısı çöken bir mağarada 2008 yılında bulunmuş 2 milyon yıl yaşındaki kemik kalıntıları laboratuar ortamında incelenmeye alınmış ve iskeletin hem insan hem maymun özellikleri taşıdığı bulunmuştu.

İskeletin bir araya getirilmesinin ardından türünün Australopithecus sediba olduğu anlaşıldı. Türün el, ayak ve dişlerinin şempanzelere; leğen kemiğinin ise insana benzediği vurgulanıyor. Science dergisinde MH2 adı ile bilinen kadın iskeleti, MH1 olarak bilinen genç bir erkek iskeleti ve [highlight]MH4 adı ile tanınan[/highlight] kaval kemiği anatomisi ile ilgili altı farklı rapor yayımlandı.

Bulunan iskeletlerin anne ve çocuğuna ait olabileceği ve mağaraya düşerek orada sıkıştıkları, ardından cesetlerin ailenin yakınları tarafından bulunarak yıkandığı ve hayvan iskeletleri ile zaman içerisinde betonlaştığı belirtiliyor. Bireylerin Australopithesin adı ile bilinen ve 4 milyon yıldan 2 milyon yıla kadar dik yürüyen insana benzerliği ile dikkat çeken bir tür olduğu biliniyor.

Yapılan araştırmalarda bu türün topuklarının şempanzelere daha çok benzediği ve bu sebeple bacaklarının içe doğru bükülmüş bir şekilde yürüdükleri belirtiliyor. Bu hem insan hem maymun özellikleri türün, düz yürüyebilmesini aynı zamanda da ağaçlara tırmanabilmesini sağlıyor. Türün dişleri incelendiğinde Au. Africanus adı ile bilinen Güney Afrikalı bir başka tür ve Doğu Afrika’daki  Au. Afarensis türü ile birlikte farklı bir güney grubu oluşturmuş olduğu ifade ediliyor.

Asteroit avı

Uzun zamandır kaynak sıkıntısı çeken NASA, yeni projesi ile bilim kurgu filmleri aramayacak. Gelişen robot teknolojisinin en gelişmiş örneklerini uzayda asteroit avlamak için görevlendirecek uzay ajansı uzaydan numune toplamaya hazırlanıyor.

Asteroit avı

Asteroit avı

Senatör Bill Nelson’ın açıkladığı proje için ABD hükümeti 100 milyon dolarlık bir ödenek ayırmış bulunmakta. Seçilen asteroit çeşitli robotik uzay araçları sayesinde Ay’ın yüzeyine sürüklenecek. Asteroitler metallik yapıları ile zengin maden kaynaklarına sahip küçük gezegenlerdir. Birçok asteroitte Dünya üzerinde bulunmayan madenleri bulmak mümkündür.

Yeryüzüne düzen küçük asteroit parçaları olan meteorlar üzerinde yapılan araştırmalarda Dünya kaynaklarının tükenmesine yaklaştığımız yıllarda ihtiyacımız olan değerli madenlerin asteroitlerden temin edilebileceği sonucu çıkmıştır. Projenin amaçlarından bir diğeri ise Dünya için tehdit oluşturabilecek asteroitlerin yörüngelerinin değiştirilmesi sureti ile Dünya’nın karşılaşabileceği ölümcül sonuçlardan korunmaktır. [highlight]Yeni nesil uzay kapsülleri, Orion ve Uzay Ateşleme Sistemi[/highlight] (Space Launch System) ile yakalanarak Ay’ın yüzeyine çekildikten sonra asteroite gönderilecek.

Geçtiğimiz yıl Kaliforniya Teknoloji Enstitüsü (Caltech) bünyesindeki Keck Uzay Çalışmaları Enstitüsü’nün sunduğu benzer projede Dünya yakınından geçecek asteroitlere gönderilecek astronotların ileride Mars ve diğer gezegenlere yapacakları seyahatler ve araştırmalar için deneyim kazanabilecekleri vurgulanmıştır. 2021 yılında 500 tonluk bir asteroitin uzay robotları ile yakalanıp sürüklenerek Ay yüzeyine çekilmesini sağlayacak teknoloji ve araştırmalar için ayrılan bütçenin 100 milyon dolardan 2.6 milyar dolara yükseltilmesi bekleniyor.

Topraktaki Müthiş Mucize

Topraktaki Müthiş Mucize

Topraktaki Müthiş Mucize

Webduzzi.com olarak araştırdık ve Topraktaki Müthiş Mucize‘yi talih eseri bir videoda bulduk ve izledik hakikaten hayretle milyonlarca sene üzerinde yaşadığımız toprağın aslına bakarsak milyarlarca canlıyı barındırdığı ve verem benzer biçimde bir fazlaca hastalığın tedavisinde topraktan yararlanıldığını gördük

Topraktaki Müthiş Mucize‘si bu şekildede bitmiyor şimdi sizlere izleteceğimiz videoda hakikaten toprağın bizler insanoğlu için nekadar faydalı bakteriler,ve bir oldukça hastalığa deva olunacağına dair kanıtlar içeren videoda hakikaten topraktan geldik toprağa gidicez sözünüde bizler insanlara hatırlatıyor.Evet sevgili webduzzi.com okurları şimdi sizleri fazla lafla alı koymadan videoyu izlemeye çağrı ediyorum..Gerçektende toprağın mucizesi inanılmaz

TELEPATİ NEDİR?

Telepati: İki beyin arasındaki paranormal bilgi alış verişine verilen addır.Telepatiyle zihin okumayı birbirine KARIŞTIRMAMAK lazımdır.Telepatide bilgiyi alan kişi, veren kişi bilgiyi verdiği sürece alır.Bunun haricinde bilgi alamaz.Fakat zihin okumada alıcı kişi karşısındaki insanın haberi olmadan aklından geçenleri algılayabilir.Telepati yasal olanı, diğeri ise yasal olmayan diyebileceğimiz bir hadisedir aslında.

Bu konuda ileri düzey bilimsel araştırmalar SSCB döneminde Ruslar tarafından yapıldı.Uzaya ilk çıkan Rusya, astronotlarını bu konuda eğitti.

Ünlü telepat ve zihin kontol dehası Wolf MESSİNG 2. dünya savaşında Rusya’ya(Sovyetler Birliğine) sığındı, Hitler tarafından kellesine Milyon dolarlık ödül kondu.Rusya’da Stalin’in bu yönde baş danışmanı olması 2. dünya savaşının seyrini değiştirdi.Nazi Almanya’sı yenik düştü.Messing İmparatorluğun İç Lideri bir kahraman olarak anılmaktadır.

Elde edilen verilere göre bazı hayvanlar arasında da böylesi bir anlaşma ve hissetme bağlantısı vardır.
Rusya’da 1967 yılında yapılan deneyde EKG cihazına bağlanan bir tavşanın yavrusu 200 km. uzakta bir yerde öldürüldü; anne tavşanın kalp atışları 5 katına, beden ısısı 2 katına çıktığı tespit edildi.

Beynin ön bölgesinden kişiler arası bir nevi internet bağlantısı olduğu da bilim dünyasında 2007 yılında onaylandı.
Her insanın bir IP kodu vardır-ki telepatik bağlantıya geçenler arasında bu en önemli faktördür.
Soyut bir konu olduğu için şarlatanlığa, fantaziye, şizofrenik uğraşılara müsaittir.

Cinlerle bilgi almak ise telepati değildir.Parapsikolojinin başka bir konusudur.

Telepati AYRICA duygu yönüyle birbirlerine bağlı insanlarda çok görülen bir hadisedir.HEPİMİZ istemeden bir çok kez bunu başarmışızdır ama farkında değilizdir.Örneğin, severek beraber olduğunuz bir arkadaşınızı düşündüğünüzde onun sizi o an telefonla araması buna bir örnektir.Siz ona en düşük seviyede sinyaller göndermişsinizdir ve o sinyaller bu kişiyi uyarmış, O da sizi aramıştır.Siz bunun bir tesadüf olduğunu sanarsınız. 

Telepati her insanın çalışarak geliştireceği bir YETENEKTİR ve çeşitli çalışma platformları vardır.
Hz. Peygamberin (sav) “Kalpten kalbe yol vardır” sözü konuyayla yakından alakalıdır.


Tehlikenin Farkındamısınız.. Küresel Isınma Buzul Çağı

Dünyanın sonu

Dünyanın Sonumu Geliyor

Peki bu mevzu nelerdir evet yazıyorum yazarkende dehşet verici,ürpertiyle sizlere yazıyorum’ BUZUL ÇAĞI ‘ evet dostlar dünyamız her geçen gün ısınıyor ve okadar enerji kaynaklarını süratli tüketiyoruzki. İnanın şimdi sizlere bir kaç yayınlayacağım video’ları izledikten sonrasında sizde bana hak vericeksiniz.Nekadar dünyamızı mahvettiğimizi ve sırf para için dünyamızın içerisine edenleri. Resmen Dünyamızla beraber bizleride içerisinde hırsları yüzünden yok eden şirketleri sizlere göstericem..! Evet başlıyoruz dehşet verici KÜRESEL ısınmanın nedenlerine iniyoruz ve para uğruna,dünyamızla beraber bizleride yok eden şirketleri ülkeleri görücez..! Şimdi arkanıza yaslanın ve Korkunç ürpertici olarak nitelendirdiğim bu videoyu izleyin..!

31 Ocak 2012 Dünya gündeminin değişmez maddelerinden biri olan küresel ısınma bir grup İngiliz bilim insanına göre sonlandı. İngiliz Meteoroloji Dairesi‘yle prestijli iklim araştırma çalışmalarıyla tanınan East Anglia Üniversitesi’nin sonuçlarını geçtiğimiz hafta yayımladığı ortak araştırmaya gore küresel ısınmanın yerini artık mini buzul çağı’ alıyor.

Soğuk hava dalgasının adı Almanya ve Doğu Avrupa’da Cooper diye anılıyor. 30 bin ayrı meteoroloji ölçüm istasyonundan gelen verilere dayanarak gerçekleştirilen çalışmada, dünyada hava sıcaklıklarının yükselmesinin, 1997 yılında durduğu bulgusuna ulaşıldı. Dahası, önümüzdeki 15 yılın, Güneş faaliyeti nedeniyle daha da soğuk geçmesi bekleniyor. ’25. Döngü’ denilen bu süreçte sıcaklıklar 2022’de dibe vuracak. Öyle ki, 1790 ile 1830 yılları arasında Avrupa Kıtası’nda ortalama sıcaklıkları 2 dereceye kadar düşüren soğuklara ulaşılması, hatta bunun da ötesine geçilmesi, olası senaryolar içerisinde sayılıyor.

Türkiye gibi Avrupa’nın doğusunu da etkisini altına alan dondurucu soğuklar can almaya devam ediyor. Yer yer sıfırın altında 20 dereceye kadar düşen sıcaklıklar nedeniyle yalnızca Ukrayna’da, geçtiğimiz hafta 3 gün içinde 18 kişinin donarak öldüğü açıklandı. Ülkede yaklaşık 500 kişi, vücut ısıları düştüğü yahut soğuk yanığına maruz kaldığı gerekçesiyle tedavi altına alındı. Sıcaklıkların -26’ya kadar gerilediği Polonya’da ise bir fazlaca evsiz yahut yaşlı en az 10 kişi öldü. Soğuk hava koşulları nedeniyle Sırbistan’da 3 kişi öldü, 2 birey kayıp. Bulgaristan’da 5 birey donarak can verdi, şiddetli rüzgârlar nedeniyle Varna Limanı kapatıldı.

insan vücudunun bilinmeyen özellikleri..!

insan vucudu

insan vücudunun özellikleri

insan vücudunun bilinmeyen özellikleri Nelerdir

  • Vücudumuzda bulunan yağla 7 iri sabun kalıbı yapabiliriz.
  • O kadar fazlaca karbon taşırız ki bunları bîr araya toplayıp kullanmak ihtimaller içinde olsa; 9000 adet kurşun kalem yapabiliriz.
  • 2200 kibrite yetecek kadar fosforumuz, 250 gramdan fazla sürfürümüz, bir kaşık dolusu muz mağnezyummuş, 5 cm boyunda bir çivi yapacak kadar demirimiz vardır.
  • Vücudumuzda 25 milyar oksijen alıcı kırmızı kan yuvarlakları bulunmaktadır. Bunları bir yüzey üzerine yayacak olursak 2570 metre karelik bir alanı kaplar.
  • Bebekken 270’den fazla kemiğimiz varken, büyüdükçe bunların bazısı birbiriyle kaynaşarak nihayetinde sadece 206 kemikle kalırız.
  • Kalbimiz elbette dakikada 70-72 kez atar. Bu atışa göre, 70 yaşındaki insanın kalbi 2500 milyon defa atmış ve bu vakit içindede 167561600000 kilogram kan, damarlarımıza pompalamıştır.
  • Normal bir vücut ısısı ile, insanın dayanabileceği en sıcak suyun ısısı 110°Cdir.
  • Esmerlerde 120 bin, sarışınlarda ise 140 bin adet saç teli vardır. Her geçen gün başımızdan 25.000 içerisinde saç teli kopar ve yerine tekrar aynı sayıda yenileri çıkar.
  • Tek bir dakika içerisinde 1025 cm küplük havayı içimize çeker, 4 kilograma yakın kanı vücudumuz içinde devrederiz.
  • Yapılan araştırmalara göre 6 dakika su altında kalabilir, 20 dakika nefesimizi tutabilir, sıfırın altında 103 derecelik bir soğuğa karşı koyabiliriz. 30 gün aç 110 saat da uykusuzluğa dayanabiliriz.
  • Tırnaklarımız bir yılda 3,75 metre kadar uzar.
  • İnsan doğduktan bir kaç gün sonraya kadar, hiç birşey duymayacak kadar sağırdır.

Nemrut Dağı ve Mezarın Sırrı..!

TARİHİ KAYNAKLARDA HAK DİNİN KANITLARI .

Nemrut dağı tapınağı zamanı kaynaklara gore hz. ibrahimden ortalama 3000 yıl sonrasında inşa ediilmiştir..!

Firavun ve ordusu sulara iyi mi gömüldü? Firavunun ölü bedeni binlerce sene iyi mi korundu ve günümüze kadar ulaştı?Sapkın Lut kavmi nerede ve iyi mi helak oldu?Ebla tabletlerindeki gizli saklı kalmış reel neydi?Bütün bu soruların ve daha fazlasının cevapları günümüzde meydana getirilen arkeolojik emekler nihayetinde tek tek ortaya çıkmakta… Tarihi kaynaklar ve arkeolojik bulgular Kuran‘da bildirilen haberlerin doğruluğunu bir defa daha gözler önüne sermekte… Bu filmimizde son dönemlerde meydana getirilen arkeolojik çalışmaların neticelerinden kimilerini izleyecek ve zamanı kaynaklarda ortaya çıkan Hak dinin kanıtlarını göreceğiz.

Firavunun Sırları:Altın Mumyalar.!

  1. Sizlere firavun’un sırları ismi altında altın mumyalar belgeselinin bir bölümünü izleticem sırlara meraklı olanlar muhakkak izlemeli..!
  2. Dünya tarihinin en esrarlı mevzularından olan firavunlar yaşamına girmeye hazır mısınız?
  3. Bu esrarlı dünyanın en oldukça merak mevzularını bu filmimizde bulacaksınız: Piramitleri kim inşa etmiştir?
  4. Mumyalamanın sırları nedir, mumyalar iyi mi yüzyıllarca dayanabilmektedir?
  5. Ölümden sonraki yaşamiçin hangi değerli eşyalar tercih edilirdi? Firavunların yüzyıllarca kendilerine saklamış olduğu bu sırlar
    artık gün ışığına çıkıyor.
  6. Gizem dolu bir diyarda, piramitlerin gerçekte iyi mi inşa edildiğini  araştıranların çalışmalarına tanıklık etmek, antik mumyalama yöntemini tekrar tatbik eden bilimadamlarını  izleylemek ve Firavun Khufu’nun esrarlı gemisinin keşfinde siz de yer aldim dilerseniz bu filmi izleyin…

Türkiye Van Depremi – YASAKLANAN VİDEO !!! HAARP !

Ruhsal cenk böyle bir durum. Depreme hükmedebilen güçlerle yüz yüze olduğumuz hissi yaratılarak kendi milletimize duyduğumuz emniyet ve bağlılığı birazcık daha azaltırken Amerika‘yi gözümüzde daha da büyütmemizi amaçlıyorlar. Videonun hiç bir açıklaması yok, çekenler kim hiç bir izahat yok. Her söylenene bu kadar basit inanmayın. Her hıyarım var diyene tuzlukla koşmayın, ilmi düşünceden uzaklaşmayın, ulusal kültürünüze ve değerlerinize de haiz çıkın.

JAPONYA DEPREMİ 11.03.2011 BİR SALDIRI MIDIR ?

Benden eklemesi fikir vede karar size düşmüş..!