Bodrum Dört Mevsim’de Bile Tatil

Dünyanın yedi harikasından biri olan Mausoleum başta olmak üzere  Bodrum Kalesi, antik tiyatro ve yel değirmenleri gibi binlerce yıllık tarihi bulunan Bodrum’a yabancıların ilgisi ekim ayında da devam ediyor. Yurt dışından  turlarla ilçeye gelen turistler, Bodrum’un tarihini ve kültürünü tur rehberleri eşliğinde yakından tanıma fırsatı buluyor.

bodrum-dort-mevsim-turistlerin-gozdesi-7759192

Muğla Kültür ve Turizm Müdürü Veli Çelik, AA muhabirine yaptığı açıklamada, bu yıl Muğla’ya turist gönderen ülkeleri, sırasıyla İngiltere, Almanya, Hollanda, Ukrayna ve Belçika’nın izlediğini söyledi. Hedef pazarın Kuzey Avrupa ülkeleri olduğunu anlatan Çelik, “Buraya 365 gün yabancı misafirimiz  geliyor. Hatta bu bölgeden konut alarak, sürekli yaşayanlar da var. Gerek yelken, gerek de tarihi doğal güzellikleri gezip görmek, bazıları da kurulmuş dostlukları  sürdürmek amacıyla geliyor.” dedi.

bodrum-dort-mevsim-turistlerin-gozdesi-7759193

Havaların güzel olmasının bölgenin önemli bir iklim avantajı olduğuna dikkati çeken Çelik, şöyle konuştu:
“Bu bize turizm anlamında önemli avantaj sağlıyor. Ekim ayı olmasına rağmen, yabancı misafirler halen buraya geliyor. Bu turistler gerek değirmenler  bölgesini, gerek Antik Tiyatro’yu, gerekse ülkemizde çok önemli bir yeri olan  Bodrum Kalesi Sualtı Arkeoloji Müzesini geziyorlar. Heredot’un, Hipokrat’ın tarihiyle ilgili bilgileri toplayıp gidiyorlar.”

Çelik, bölgede 12 kazı çalışması yapıldığını, Muğla bölgesinde bulunan 195 ören yerini de yılda 1 milyona yakın kişinin ziyaret ettiğini ifade etti.

“Tarihi zenginliği görmeye geliyorlar”
Bodrum Otelciler Derneği (BODER) Başkanı Halil Özyurt da Bodrum’un 6 bin yıllık bir tarihi olduğunu söyledi. Tarihin babası Heredot’un da Bodrum’da  yaşadığına dikkati çeken Özyurt, “Lelegler’den, Karyalılar’dan, Rodos şövalyelerinden başlayarak burada müthiş bir tarihi zenginliğimiz bulunuyor.” diye konuştu.
bodrum-dort-mevsim-turistlerin-gozdesi-7759195
Sadece bu zenginliği görebilmek için dünyanın farklı ülkelerinden ilçeye gelen turistler olduğunu anlatan Özyurt, şöyle konuştu:
“İngilizlerin dünyanın yedi harikasından birisi olan Mausoleum’un  Bodrum’da olduğunu bilmelerinden dolayı Bodrum turizmi ağırlıklı olarak İngiliz  turistlerle başlamıştır. Bodrum 1960’lı yıllardan beri öncelikle ev pansiyonculuğuyla başlayıp, turizme, sonra da deniz, kum, güneşle hizmet vermektedir. Bizim isteğimiz doğayla iç içe olan diğer turizm kollarının da  gelişmesidir. Bunda tarihi yerlerin geliştirilmesi ve buraların bakımı önemlidir.”
Özyurt, yel değirmenleri, antik tiyatro, Pedasa kalıntıları ve Lelegler’in Bodrum Yarımadası’ndaki yaşam alanları gibi alanlara turistlerin  ilgisinin ekim ayında da devam ettiğini vurguladı.
bodrum-dort-mevsim-turistlerin-gozdesi-7759197
“İnsanlar harika, yemekler harika”
Tarihi yel değirmenlerini turistlere tanıtan kokartlı rehber Hüseyin Burak Erginay da turistlerin ören yerleri gezisinin tarihi değirmenler mevkisinde başladığını ifade etti. Erginay, turistlere 4. yüzyıldan kalma iki kapıdan birisi olan Myndos kapısını, Bodrum’daki Mausoleum’u, Antik Tiyatro’yu anlattıklarını  söyledi.
bodrum-dort-mevsim-turistlerin-gozdesi-7759198
Bodrum’a ilk kez geldiğini söyleyen İngiliz Terri Silk Neilsen, daha  önce Fethiye bölgesini gezdiğini, Türkiye’ye geldiklerinde çok mutlu olduklarını anlattı. Nielsen, “Burası çok güzel bir yer. Buranın tarihini de öğrenmek ayrı bir mutluluk.” dedi.

Bodrum’a deniz yoluyla gelen Alman Silke Komischke, Türkiye’ye birçok  kez geldiklerini, Bodrum’un çok güzel bir yer olduğunu kaydetti. Türk yemeklerini çok beğendiklerini dile getiren Komischke, “İnsanlar harika, yemekler harika.  Türkiye’de çok tur yaptık ancak özellikle bazı tarihi alanların elden geçirilmesi gerektiğini düşünüyorum.” diye konuştu.

 

Çıralı, Olimpos, Adrasan Gezileri

2016 yılının yazından bir şey anlayan beri gelsin… Haziranda havanın geç ısınması ve ramazan, ardından 15 temmuz darbe girişimi ve ülkemizin içine düştüğü kaotik durum tabiri caizse yaz tatilini “kaynattı”. Biz bile deniz kenarında yaşamamıza rağmen yazın geldiğini ancak ağustosta farkettik. Farkettiğimizde ise her zamanki gibi tutamadık zamanı, zaten geç gelen yaz, bir anda avuçlarımızdan kayıp gitti.
30 ağustos tatili salıya denk gelince hafta sonu ile birleştirip 4 günlük bir kaçamak yapmaya karar verdik. Yazı yakalamak ve sonuna kadar yaşamak için bundan iyi fırsat olmazdı. Bir ecza deposundan yaptığım alışveriş sonucu kazandığım otel konaklama hakkını kullanmanın tam zamanıydı.

Otel Antalya’nın Tekirova beldesinde, her şey dahil konseptli bir oteldi. Konaklamaya “her şey dahil” olunca açık büfe sırasında itiş kakış, şezlonglara sabahın köründe havlu koyma da dahildi tabii ki…

antalya-1

Tatil köyü tatili

Söke’den uzuuun bir araba yolculuğu sonucu otele varınca ilk gün biraz dinlendik. Daha sonraki günlerde ise kendimizi dışarı atıp etrafı keşfettik. Bu yazıda da gezdiğimiz yerleri anlatacağım.

Etrafı keşfederken oraya yakın bir noktada eczacılık yapan bir üniversite arkadaşımın tavsiyelerini dikkate aldım. Ayşeciğim sağolsun güzel bir plan yaptı bize. Böylece Antalya’nın cennet doğasını kısa zamanda hızlı bir şekilde gezdik.

kemer-resorts

Çıralı, Olimpos ve Adrasan civarı aslında aşırı popüler yerler değil. Olimpos, maceracı üniversite öğrencileri ve özgür ruhlu kampçılar arasında bilinen bir destinasyon ama Çıralı ve Adrasan oldukça gölgede kalmış diye düşünüyorum, ki aslında harika yerler.

Az bilinir yerler olmalarının bir sebebi de buralara ulaşmanın zahmetli olması bence. Biz Söke’den 7 – 8 saat araba yolculuğu sonucunda ulaştık. Antalya’ya havayolu ile gelirseniz de fazladan 1-1,5 saatlik bir yolculuğu göze almalısınız.

Buralarda gezerken biz kendi aracımızı kullandık. Minibüs, otobüs gibi ulaşım araçları da pek tabii kullanılabilir.

Civarda yapılacak aktivite çok, doğa harika, deniz ılık. Tam bebekli seyahate uygun. Ben buraların müdavimi olacak gibiyim, bayağı bayıldım itiraf etmek gerekirse. O halde doğudan batıya doğru anlatmaya başlayayım, bakalım siz de beğenip gitmeye karar verecek misiniz…

1- Olimpos Teleferik

Sırf burası için ayrı bir yazı yazılabilir, ama ben derli toplu olsun diye bölgeyi tek yazıda birleştirmek istedim. “Valla adamlar yapmış ya” diyeceğiniz, eğlenceli, atraksiyonlu süper bir aktivite Olimpos Teleferik.

olimpos_teleferik-5

Olimpos Teleferik Tahtalı Dağı’na çıkarıyor

Aktivitenin özelliği, Tahtalı dağının eteğinden bindiğiniz teleferikle 2365 metredeki zirveye çıkmak.Tahtalı Dağı, mitolojideki adıyla “Tanrılar Dağı”, Bey Dağları Milli Parkı’nın en yüksek dağı. Aynı zamanda Avrupa’da denize en yakın olan en yüksek dağ imiş.

Yeri, bu yazıda anlatacağım gezi noktaları içinde Kemer’e en yakın olan, yani en doğuda kalıyor.

Teleferiğe çıkmadan önce mutlaka Olimpos Teleferik’in internet sitesindeki web cam görüntüsüne göz atın derim. Mesela bizim ilk çıkmayı düşündüğümüz gün hava çok bulutluydu ve bir şey göremeyeceğimizi söylediler. Hakikaten de web sitesindeki kamerada manzaradan eser yoktu. Mümkünse az bulutlu bir günü tercih etmeliymişiz.

Her yarım saatte bir kalkan teleferik, buçuk ve tam saatlerde hareket ediyor. Yoğunluğa göre ek seferler koyabiliyorlarmış.

Teleferik epey büyük, kabinin içine 80 kişi sığıyormuş. Her yarım saatte bir, tek teleferik hareket ediyor. Teleferik yolculuğu 10 dakika kadar sürüyor.

Çıkarken bir uçta, inerken diğer uçta yer kapın mümkünse. Böylece hem dağ, hem de deniz manzarasına şahit olacaksınız. Ne kadar yükseğe çıktığınızı da etrafınızı saran bulutlar kanıtlar nitelikte.

olimpos_teleferik-1

Teleferikle zirveye çıktığımız gün 30 Ağustos’tu

Teleferik ile hareket ederken hem manzaraya hem de teknik detaylara şaşırıyor insan. “Burayı nasıl inşaa etmişler?” diye düşünmeden edemeyeceksiniz.

olimpos_teleferik-4

Zirvede güzel bir kafe işletiliyor. Kahveleri ve tatlıları bu tür “mecburiyet mekanları”na göre gayet iyi. Manzara eşliğinde bir şeyler yiyip içilebilir.

Manzara terası Finike – Side arasını panoromik olarak görebileceğiniz şekilde dizayn edilmiş.

2- Phaselis Antik Kenti

Olimpos Teleferik ile Phaselis antik kenti arası araba ile 5-10 dakika sürüyor, epey yakınlar.

Burası deniz kenarında bir antik kent. Antalya sıcağında önce antik kenti gezip sonra cup diye denize atlayabilirsiniz.  Ben eskiden ailemle gezmiştim ama bu gittiğimizde kapanış saati gelmişti, gezemedik.

3- Ulupınar

Phaselis Antik Kenti’nden 15 dakika sürüş mesafesinde bir köy olan Ulupınar’da küçük şelalelerin üzerine inşaa edilmiş ahşap banklı restoranlar var. Restoranlarda masalar, uzun çınar ağaçlarının gölgesine yerleştirilmiş.

Burada birkaç restoran var, biz rastgele Ulupınar Çağlayan Restoran’a gittik. Ortam müthiş, gürül gürül akan sular, ördekler, ağaçlar, kuş sesleri…

ulupinar-1

Kaynak:http://www.ayagimintozuyla.net/yurt-ici-seyahatleri/151/cirali-olimpos-adrasan-gezi-notlari.html

Tarihi Eserler İstanbulda Adile Sultan Kasrı

Yaklaşık 200 yıl önce Sultan III. Selim ( 1798–1807 ), annesi Mihrişah Valide Sultan ( öl.1805 ) için Çamlıca eteklerinde yer alan arazide bir bağ köşkü inşa ettirir.
Mülkiyet, Sultan Abdülmecid ( 1839–1861 )’e geçince; yapı annesi Bezmialem Valide Sultan ( öl.1853)’a hediye edilir. Bezmialem Valide Sultan; yurt içinden ve yurt dışından getirttiği bitki türleriyle araziyi modern bir botanik bahçesine çevirir.

Vefatından sonra, Validebağ arazisi Altunizade ailesinin mülkiyeti içine geçer. Altunizade İsmail Zühtü Paşa, 1860yılında burada muhteşem bir köşk inşa ettirmeye karar verir. Bir süre sonrada köşkü, güzelliğinden etkilenen, Sultan Abdülaziz ( 1861–1876 ) ‘e hediye eder. Sultan Abdülaziz köşkü yıktırıp günümüzdeki yapıyı inşa ettirir ve annesi ( Pertevniyal ) Valide Sultan ( öl.1883) ‘a hediye eder. Yapı, 1863 yıllarında Adile Sultan ( 1826-1899)’a yazlık saray olarak verilmiştir.

Adile Sultan’ın ölmesinden sonra yapıya, Sultan Reşad (1908-1918 )’ın üçüncü eşi Darrüalem Kadın yerleşir,oda 1909’da vefat edince yapının bir süre boş kaldığı sanılıyor.

I.Dünya savaşı yıllarında kız öğrenciler için Dar_ül Eytam ( Yetimler Yurdu ) ( 1916-1917 ) olarak düzenlenir ve Maarif Vekaletine bağlanır.

1924 Cumhuriyet sonralarında Dar_ül Eytam kapatılır ve “ Validebağ’ı Şehir Yatı Mektebi” olarak hizmet verir.

Dar_ül Eytam’ın kapatılmasından sonra bir süre boş kalan yapının bakımsız ve harap duruma düşmemesi için; 1927’de Maarif Vekâleti- Validebağ Prevantoryum’a dönüşüm olur. Prevantoryum Mustafa Necati Bey’in girişimiyle hizmete girmiş, tedavi gören çocukların eğitimi ile de kadrolu disiplin öğretmenleri ilgilenmiştir.

Cumhuriyet öncesi ve sonrasyla Validebağ Kasrı yâda Validebağ Sarayı adıyla anılan yapıya 1933’lü yıllardan sonra, Adile Sultan Kasrı adı verilmiştir.

  • 1928 yılında Kasrın kapasitesini daha fazla yapmak için, çatı katı yıktırılıp yerine solaryum katı yapılır.
  • 1971 yılında; kat ilavesinin binayı çürütmesi nedeniyle yıkım kararı alınır ve yerine orijinal olmayan kırma çatı yapılır.
  • 1973’te Validebağ Öğretmenler Hastanesinin açılımıyla, prevantoryum olarak kullanılan Adile Sultan Kasrı hizmet dışı kal

1991’de dönemlerinde İstanbulun ozamanki Milli Eğitim Müdürü Turgut Akan’ın önerisiyle, Öğretmenevi ve Kültür Merkezine dönüştürülmesine karar verilmiştir.

Yaklaşık yüz elli yıllık bir geçmişe sahip olan ( Validebağ ) Adile Sultan Kasrı, tarihsel ve anımsal değerler bakımından günümüzün nadir yapılarından biridir. Bu zamana kadar Ulaşabildiğimiz kaynaklar, yapıda günümüze değin eğitim hizmetlerinin ağırlık kazandığını gösteriyor. Bu bakımdan ayrı bir önem arz etmektedir.ır.

Türkiyenin Gizemi Ve Gizemli Yerleri

Türkiyemiz okadar güzel şahaser bir yerki.Keşfedilmemiş tarihi ile genç bir kızı andırıyor.Özelliklede gizemli yerleriyle..!

Kapadokya Gizemler Şehri
Melekler Mekanı – Türkiyenin Gizemleri
Anadolu´nun Altı Oyuk mu?

Yeraltı kentlerini kim, neden yaptı? 85 m. derinlik, çağdaş bir havalandırma sistemi, binlerce kişinin yaşayabileceği bir kompleks, mükemmel bir savunma sistemi; Ve bunların ne zaman, niçin yapıldığı belli değil. Orta Anadolu´da Nevşehir, Niğde Aksaray yörelerinde yüze yakın yeraltı kenti, tüneller ve mağralar bulunmaktadır yani bu yöremizin altı karıncaların yuvalarına benzer. Cevabı hala bulunamayan bir gizemle karşı karşıyamıyız? Gözümüz hep uzaya dönük ama dünyamızın içindeki bilinmeyenler de hala uzay kadar karanlık ve çözümsüz. Cevap hala bulunamadı, bir gün birileri ciddi maliyetleri göze alıncaya kadar… Ne garip değil mi? Neredeyse Orta Anadolu´nun yarısına yakın bir bölümünün altında dev yeraltı kentlerinin bulunduğu ancak 1960´ların başında farkedildi. Söylencelere göre, yeraltı kentlerinin bulunmasının nedeni bir deliğe girip kaybolan bir tavuktur, bir diğerine göre Demir adındaki bir köylüdür veya meraklı turistlerdir. Bu garip yerlerin birer mühendislik şaheseri olduğunu söylersek abartmış olmayız, bir kere havalandırma sistemi ve mantığı mükemmeldir, evet kayaların normalin altında bir kırılganlığa sahip oldukları doğrudur ama yeraltı kentlerini gördüğünüzde bunun yeterli bir açıklamadan çok uzak olduğunu görürsünüz çünkü modern araçlar gerekmektedir. Günümüzdeki modern teknolojinin çizgisinde olan maden ocaklarının hiçbirisi böylesine mükemmel ve hatta konforlu değildir… Peki Nevşehir civarındaki bu yeraltı kentlerinin amacı nedir?

Anadolu´da bir kehanet merkezi : Didim tapınağı

Şimdilerde “Orakl”ların yaşadıkları veya geçerli oldukları dönem MÖ 700 ile MS 300 arasındaydı. Sözcüğün üç anlamı vardır ya da üç şeyi tanımlar; birinci anlamda “Orakl” tanrıların konuştuğu kişidir, ikinci anlamda geçerli yani güncel olan tapınak veya çekinilen, saygı duyulan tanrıdır, üçüncü anlamda ise tanrı tarafından kahin aracılığı ile verilen cevaptır. Batı Anadolu´nun yani İyonya´nın bağrında bulunan Söke yakınlarındaki Didim Apollo Tapınağı 1700 öncesine kadar yaklaşık ikibin yıllık bir “Orakl” merkeziydi. Antik Dünya´dan günümüze gelen bu baş döndürücü Tapınak, geçmişe terk ettiğimiz ve unuttuğumuz görkemin ve de gizemin muhteşem bir örneği olarak gözlerimizin önünde hala durmaktadır..

Çok uzak bir öykü : Nemrut dağı

“Kardeşlik Örgütü” Anadolu´daydı Nemrut´un Sırrı Nemrut Dağı hep gizemli iddialara hedef oldu; hatta uzaylıların gizli üssü olduğu bile iddia edildi; kesin olan tek şey dağda bilinmeyen veya henüz keşfedilmemiş tünellerin olduğu ve efsanevi Commagene Kralı I. Antiochos´un kayıp mezarıdır. Dağın gizemi, çok değişik alanlara yöneliyor; Hıristiyanlığın burada başlamasından tutun da, İsa´nın doğumundaki simgesel anlama ve de Noel´in yanlış zamanda kutlanmasına kadar… “The Orion Mystery ve The Mayan Prophecies” kitaplarının yazarlarından araştırmacı Adrian Gilbert, bu sırrı kovaladı, Rusya´dan Fransa´ya ve Mısır´a, Filistin´den Güneydoğu Anadolu´ya uzanan yorucu bir çalışmadan sonra edindiği bilgileri, inanılmaz iddialarla bütünleştirerek, bir kitap yazdı ve gizem büyüdü..

Nemrut Dağının Gizemi

Tarihin neresine bakarsanız bakın, muhakkak dünyanın bir yerinde, özgün bir inanç veya mistik ya da okült bir yaşam biçimi karşınıza çıkacaktır. Bu tür grupların ana ilkesi kardeşliktir, kardeşlik adayı belli bir eğitim, öğrenim ve sınav aşamasını yaşadıktan sonra ezoterik gizemlerle beraber yaşamaya başlar ama bunları dışarıya taşıması yasaktır çünkü bilgi özeldir ve yeterince eğitilmemiş, amacını bilmeyen ve meraktan öteye geçemeyen yani hak etmeyen kişilere verilemez. Yüzyılın sonuna doğru, çoğunluğu Rus olan bir grup okültist veya ezoterist gizemci peşpeşe ortaya çıktı; aralarında Madam H.P.Blavatsky, Alexandra David-Neale, P.D. Ouspensky ve G.I.Gurdjieff gibi çok önemli isimler bulunuyordu. Doğunun tanımıyla bunlar; “Bilgeliğin Ustaları” ydılar. Tümü, uzak geçmişin ezoterik ve gizemci mantığı doğrultusundaydı, kurdukları gizem örgütleri günümüzde milyonlarca insanı yönlendiriyor, yani “Kardeşlik” hala yaşıyor.

Nemrut Dağı ve Sırları

Adrian Gilbert, tüm öykünün anlamının farklı olduğu görüşünde, bizlere bu şekilde İsa´nın doğum horoskobunun yani yıldız haritasının anlatılmak istendiğini düşünüyor, eğer okuma doğru yapılırsa kesin zaman belirlenecektir. İsa´da Horus gibi bir kral olarak doğmuştur, gezegenlere uygun armağanlar onun doğumunu simgelerler, Matta İncili´nde armağanların baştan çıkarıcı oldukları ve egosal amaçlarla kullanılabilecekleri vurgulanır. Yani üç gezegenin negatif yönleri vurgulanır, negatif yönler pratik Maji´nin reddedilmesi (Merkür), ölümsüzlük arzusu (Satürn) ve krallık yani iktidar hırsıdır (Jüpiter). Daha sonraki olaylarda benzer anlamlar içerirler, Yahya Peygamber Ürdün Irmağı´nda İsa´yı vaftiz ederken cennetten gelen bir güvercin simgeselliğinde İsa´ya en yüksek armağan verilir, bunun anlamı gezegendeki en yüksek krallığın onaylanmasıdır. Artık o, Logos´un yani Varoluş´un aracı olmuştur. Yani Vaftiz´in simgeselliği ve 6 Ocak kutlamalarının anlamı göksel buluşmanın gerçekleşmesi daha da ötede İsa´nın göksel doğumudur. Ama daha sonra bu tarih değişecek, 25 Aralık´a kayarak, antik Roma´nın Satürn şenlikleri Mitralar´ın doğumu ile karışacaktır.

Bütün bunlardan anlaşılan şey, Kayıp Kardeşlik Örgütü´nün içeriğidir, Horus´dan, İsa´ya oradan da Kral I. Antiochus´a uzanan gizemin ezoterik anlamı ve bunun astrolojik metodla, Hermetik Bilgelik düzeyinde simgeselleştirilmesidir fakat tüm anlatılar ve Gilbert´in iddiaları yine de asıl gizemi açıklayamıyor; yıldızların ve gezegenlerin etkinliği ya da önemi acaba kutsallık düzeyinde ezoterik simgesellik midir? Yoksa, dünya dışındaki bir yerler mi ima edilmektedir? Sır, Orion ve Sirius´da saklı gibidir; birgün bunu da öğreneceğiz; ne zaman mı? Kimbilir, belki de Nemrut Dağı´nın altında yatan sırrı çözdüğümüz zaman…

Selene’nin Işığı ve Ay Ülkesi BaFa

Bilinmeyen Anadolu´dan bir dilim…

Üzerlerine binlerce kitabın yazıldığı, filmlerin çekildiği kayıp uygarlıklar ve kentler sizlere kendi içinizdeki göremediğiniz yerleri açabilir veya kapalı kapıları aralayabilir. İşte Ege´den Türkiye Gizemtur´un birinci bölümü…
Bilinmeyene doğru derken ve bilinmeyeni genelde hep gökte veya bir başka boyutta ararken gelin yere inelim…

Anadolu binlerce yıldan bu yana sayısız uygarlığın beşiği olurken birçok gizemi de bağrında saklamış.. Elbette ki, her gizem doğaüstü değildir, bazı gizemler tarihi konumları ve anlaşılmaz ama hissedilebilir anlamlarıyla gizemli olurlar. Gizem ya da bilinmeyen faktör doğanın ta kendisinde de olabilir, eğer yaşadığınız çevre hakkında bilgi edinmek ve bazı olayları yaşamak istiyorsanız, siz siz olun ve muhakkak gezin, unutmayın eskiler �Çok gezen ve çok bilen..� arasındaki farkı bize gayet iyi belirtmişler.. Durumunuz orta düzeyde dahi olsa, çoğunuzun bir arabası vardır ve yine çoğunuz bu araba ile güneye tatile gitmişsinizdir, Ege´den geçerken yolunuzun üzerinde bazı önemli yerler vardır, işte size sözünü ettiğim önemli yerlerden birisi Bafa Gölü ve bu göl kıyısının şimdi birkaç avuç kalmış olan altın kumları. Durun ve Bafa´ya bir iki saat ayırın. Göreceğiniz doğa size çok farklı kılabilir.

Troya ve tahta at bir masal mı?

Birçok araştırmacıya göre Troya Efsanesi, Homeros´ın yazdıkları ve tahta at birer masaldan ibaret. Gizemi aydınlatan Hitit tabletleri, kimliği bilinmeyen “Deniz Adamları”, insanımsı tanrılar ve Homeros´dan binlerce yıl sonra efsaneyi gerçekten yaşayan adı bilinmeyen Sicilyalı genç kız…

Çoğumuzun yolu Çanakkale´den geçmiştir. Dünyanın jeo-politik önemi büyük en önemli boğazlarından biri olmasının yanısıra Çanakkale bir savaş destanının da odağı ve simgesidir. Ama Çanakkale´nin bir diğer yönü daha vardır ve bu yönü ile Çanakkale tüm dünya kültüründe yer alır çünkü Homeros´un ölümsüz Troya´sı oradadır. Bu günlerde, Troya adı yine gündemde çünkü yüzyılın başında Çanakkale kıyılarından Schliemann adlı hırsız tarafından kaçırılan ve Troya Kralı Priam´a ait olduğu varsayılan hazine yıllardan sonra Rusya´da sergilenmek üzere ortaya çıktı. Şimdi, Almanlar hazinenin kendilerinden kaçırıldığını ileri sürerken, Yunanlılar da, Schliemann´nın Yunanlı karısı yüzünden olsa gerek hak sahibi olduklarını iddia ediyorlar ve tabii biz de varız, çünkü hazinenin bulunduğu yer bizim topraklarımız, öyleyse Priam´ın Hazineleri bize iade edilmeli diyoruz. Ama gelin biz konumuza dönelim ve Troya Gizemi´ne doğru yol alalım.

Truvadaki Kayıp Deniz Adamları

Schliemann´dan sonra kazıları sürdüren Alman Wilhelm Dörpfeld, duvarlar buldu ama bu duvarların Homer´in İliada´sında anlatılan dev kale duvarları, kuleler ve duvar ardındaki beş evle hiç ilişkisi yoktu. Üstelik yazılanlara göre çok küçük ve kısaydılar. Üstelik, yine efsanedeki gibi kıyıya yönelik değildiler. 1900´lerin başında İngiliz arkeolog Arthur Evans, Girit´te bir dizi kazıya girişti ve hala tamamı çözülemeyen garip bir hiyeroglif yazıyla yazılmış tabletler buldu. Çözümlenen bölümler şaşırtıcıydı, çünkü Homer´in İliada´sında geçen isimler burada da vardı. Evans, buradan yola çıkarak, Troya´yı reddetti ama bu iddiayı kabul etmeyenler de vardı. Fakat yeni bir iddia ortaya atılıyordu, Amerikalı Carl Blegen, Troya Savaşı´nı reddetmiyor, ama kentin yakılıp yıkılmasına Akhaların değil, dev bir depremin kuşatmanın onuncu yılında neden olduğunu ileri sürüyordu. Blegen´e göre, depremin izleri açıkça ortadaydı. Yıkıntıların aldığı şekil, bir at görünümü almış olabilirdi ve işte o noktada efsane işe karışmıştı.

Troya´nın öyküsü burada da bitmiyor, uzak denizlerden gelerek Troya´yı kuşatan “Deniz Adamları” kimdiler? Onlarla ilgili eski kaynaklara raslanmıyor, hala da bulunamadı, Troya´yı anlatan en eski kaynaklar çok daha sonralara ait

Türkiyenin Gizemli Yerleri

Türkiyenin Gizemli yerlerinden bahsedicem size.. Aslında Güzel ülkemizin okadar gizemli keşfedilmemiş yerleri varki Buyrun Yazımızın devamını Okuyalım merak edenler için..

Türkiye gizemi

Türkiyemizin gizemli yerleri

Anadolu´nun Altı Oyuk mu?

Yeraltı kentlerini kim, neden yaptı? 85 m. derinlik, çağdaş bir havalandırma sistemi, binlerce kişinin yaşayabileceği bir kompleks, mükemmel bir savunma sistemi; Ve bunların ne zaman, niçin yapıldığı belli değil. Orta Anadolu´da Nevşehir, Niğde Aksaray yörelerinde yüze yakın yeraltı kenti, tüneller ve mağralar bulunmaktadır yani bu yöremizin altı karıncaların yuvalarına benzer. Cevabı hala bulunamayan bir gizemle karşı karşıyamıyız? Gözümüz hep uzaya dönük ama dünyamızın içindeki bilinmeyenler de hala uzay kadar karanlık ve çözümsüz. Cevap hala bulunamadı, bir gün birileri ciddi maliyetleri göze alıncaya kadar… Ne garip değil mi? Neredeyse Orta Anadolu´nun yarısına yakın bir bölümünün altında dev yeraltı kentlerinin bulunduğu ancak 1960´ların başında farkedildi. Söylencelere göre, yeraltı kentlerinin bulunmasının nedeni bir deliğe girip kaybolan bir tavuktur, bir diğerine göre Demir adındaki bir köylüdür veya meraklı turistlerdir. Bu garip yerlerin birer mühendislik şaheseri olduğunu söylersek abartmış olmayız, bir kere havalandırma sistemi ve mantığı mükemmeldir, evet kayaların normalin altında bir kırılganlığa sahip oldukları doğrudur ama yeraltı kentlerini gördüğünüzde bunun yeterli bir açıklamadan çok uzak olduğunu görürsünüz çünkü modern araçlar gerekmektedir. Günümüzdeki modern teknolojinin çizgisinde olan maden ocaklarının hiçbirisi böylesine mükemmel ve hatta konforlu değildir… Peki Nevşehir civarındaki bu yeraltı kentlerinin amacı nedir?

Anadolu´da bir kehanet merkezi : Didim tapınağı

Şimdilerde “Orakl”ların yaşadıkları veya geçerli oldukları dönem MÖ 700 ile MS 300 arasındaydı. Sözcüğün üç anlamı vardır ya da üç şeyi tanımlar; birinci anlamda “Orakl” tanrıların konuştuğu kişidir, ikinci anlamda geçerli yani güncel olan tapınak veya çekinilen, saygı duyulan tanrıdır, üçüncü anlamda ise tanrı tarafından kahin aracılığı ile verilen cevaptır. Batı Anadolu´nun yani İyonya´nın bağrında bulunan Söke yakınlarındaki Didim Apollo Tapınağı 1700 öncesine kadar yaklaşık ikibin yıllık bir “Orakl” merkeziydi. Antik Dünya´dan günümüze gelen bu baş döndürücü Tapınak, geçmişe terk ettiğimiz ve unuttuğumuz görkemin ve de gizemin muhteşem bir örneği olarak gözlerimizin önünde hala durmaktadır..

Çok uzak bir öykü : Nemrut dağı

“Kardeşlik Örgütü” Anadolu´daydı Nemrut´un Sırrı Nemrut Dağı hep gizemli iddialara hedef oldu; hatta uzaylıların gizli üssü olduğu bile iddia edildi; kesin olan tek şey dağda bilinmeyen veya henüz keşfedilmemiş tünellerin olduğu ve efsanevi Commagene Kralı I. Antiochos´un kayıp mezarıdır. Dağın gizemi, çok değişik alanlara yöneliyor; Hıristiyanlığın burada başlamasından tutun da, İsa´nın doğumundaki simgesel anlama ve de Noel´in yanlış zamanda kutlanmasına kadar… “The Orion Mystery ve The Mayan Prophecies” kitaplarının yazarlarından araştırmacı Adrian Gilbert, bu sırrı kovaladı, Rusya´dan Fransa´ya ve Mısır´a, Filistin´den Güneydoğu Anadolu´ya uzanan yorucu bir çalışmadan sonra edindiği bilgileri, inanılmaz iddialarla bütünleştirerek, bir kitap yazdı ve gizem büyüdü..

Nemrut Dağının Gizemi

Tarihin neresine bakarsanız bakın, muhakkak dünyanın bir yerinde, özgün bir inanç veya mistik ya da okült bir yaşam biçimi karşınıza çıkacaktır. Bu tür grupların ana ilkesi kardeşliktir, kardeşlik adayı belli bir eğitim, öğrenim ve sınav aşamasını yaşadıktan sonra ezoterik gizemlerle beraber yaşamaya başlar ama bunları dışarıya taşıması yasaktır çünkü bilgi özeldir ve yeterince eğitilmemiş, amacını bilmeyen ve meraktan öteye geçemeyen yani hak etmeyen kişilere verilemez. Yüzyılın sonuna doğru, çoğunluğu Rus olan bir grup okültist veya ezoterist gizemci peşpeşe ortaya çıktı; aralarında Madam H.P.Blavatsky, Alexandra David-Neale, P.D. Ouspensky ve G.I.Gurdjieff gibi çok önemli isimler bulunuyordu. Doğunun tanımıyla bunlar; “Bilgeliğin Ustaları” ydılar. Tümü, uzak geçmişin ezoterik ve gizemci mantığı doğrultusundaydı, kurdukları gizem örgütleri günümüzde milyonlarca insanı yönlendiriyor, yani “Kardeşlik” hala yaşıyor.

Nemrut Dağı ve Sırları

Adrian Gilbert, tüm öykünün anlamının farklı olduğu görüşünde, bizlere bu şekilde İsa´nın doğum horoskobunun yani yıldız haritasının anlatılmak istendiğini düşünüyor, eğer okuma doğru yapılırsa kesin zaman belirlenecektir. İsa´da Horus gibi bir kral olarak doğmuştur, gezegenlere uygun armağanlar onun doğumunu simgelerler, Matta İncili´nde armağanların baştan çıkarıcı oldukları ve egosal amaçlarla kullanılabilecekleri vurgulanır. Yani üç gezegenin negatif yönleri vurgulanır, negatif yönler pratik Maji´nin reddedilmesi (Merkür), ölümsüzlük arzusu (Satürn) ve krallık yani iktidar hırsıdır (Jüpiter). Daha sonraki olaylarda benzer anlamlar içerirler, Yahya Peygamber Ürdün Irmağı´nda İsa´yı vaftiz ederken cennetten gelen bir güvercin simgeselliğinde İsa´ya en yüksek armağan verilir, bunun anlamı gezegendeki en yüksek krallığın onaylanmasıdır. Artık o, Logos´un yani Varoluş´un aracı olmuştur. Yani Vaftiz´in simgeselliği ve 6 Ocak kutlamalarının anlamı göksel buluşmanın gerçekleşmesi daha da ötede İsa´nın göksel doğumudur. Ama daha sonra bu tarih değişecek, 25 Aralık´a kayarak, antik Roma´nın Satürn şenlikleri Mitralar´ın doğumu ile karışacaktır.

Bütün bunlardan anlaşılan şey, Kayıp Kardeşlik Örgütü´nün içeriğidir, Horus´dan, İsa´ya oradan da Kral I. Antiochus´a uzanan gizemin ezoterik anlamı ve bunun astrolojik metodla, Hermetik Bilgelik düzeyinde simgeselleştirilmesidir fakat tüm anlatılar ve Gilbert´in iddiaları yine de asıl gizemi açıklayamıyor; yıldızların ve gezegenlerin etkinliği ya da önemi acaba kutsallık düzeyinde ezoterik simgesellik midir? Yoksa, dünya dışındaki bir yerler mi ima edilmektedir? Sır, Orion ve Sirius´da saklı gibidir; birgün bunu da öğreneceğiz; ne zaman mı? Kimbilir, belki de Nemrut Dağı´nın altında yatan sırrı çözdüğümüz zaman…

ALINTI

Alta Beach Hotel..! Bodrum » Turgutreis

Arkadaşlar şöyle bir araştırma yaptım Alta Beach Hotel hakkında fena sayılmaz Bütçenize uygun ve çoğu yerede yakın bir kaç bilgi topladım,SİZLER için isterseniz bir göz atın bilgilere

Alta Beach Hotel

 

Alta Beach eğlencenin gözde adresi Bodrum’un Turgutreis beldesinde bulunmaktadır. Otelimiz Bodrum merkeze 18 km, Bodrum havalimanına 53 km,Bodrum terminale 18km mesafededir. Denize sıfır konumuyla , herşey dahil sistemi , kendi ait plajı ,yüzme havuzu ,çocuk havuzu ve haftada bir canlı müzik eğlencesiyle size hizmet vermektedir. Ayrıca internet cafe, oyun salonu, masa tenisi dart ve doktor hizmetiyle de tatil ihtiyaçlarınızı optimum düzeyde karşılamayı hedefliyor. En iyi fiyat garantili otellerimizden Alta Beach Turgutreis’ deki ekonomik tatil adresiniz.

 

Konum

 

  • Bodrum Havalimanı Mesafe 53 Km.

  • Bodrum Merkeze Mesafe 18 Km.

  • Bodrum Terminale Mesafe 18 Km.

  • Denize Mesafe 0 Mt.

  • Muğla Merkeze Mesafe 140 Km.
  • Turgutreis Merkeze Mesafe 100 Mt.

Standart Oda

  1. Televizyon
  2. Uydu Yayını
  3. Saç Kurutma Makinesi
  4. Telefon
  5. Mini Bar
  6. Split Klima
  7. Oda Sayısı 66
  8. Oda Alanı (m2) 20 (m2)

 

 

Fiyatlar

Dönem
Başlangıç / Bitiş
Konaklama
Şekli
Ondirim
Orani
İki Kişilik
Odada Kişibaşı
Üç Kişilik
Odada Kişibaşı
Tek Kişilik Oda
Standart Oda 1. Çocuk 0-12 ücretsiz 2. Çocuk 0-2 ücretsiz 2. Çocuk 3-12 ücretli
06.02.2012 – 31.03.2012 Yarım Pansiyon %25 indirim 72,45 TL
54,34 TL
65,2 TL
48,91 TL
108,68 TL
81,51 TL
01.04.2012 – 18.05.2012 Hersey Dahil %50 indirim 69,22 TL
34,61 TL
62,3 TL
31,15 TL
103,83 TL
51,92 TL
19.05.2012 – 10.06.2012 Hersey Dahil %50 indirim 86,53 TL
43,26 TL
77,88 TL
38,93 TL
129,8 TL
64,89 TL
11.06.2012 – 30.06.2012 Hersey Dahil %50 indirim 103,83 TL
51,92 TL
93,45 TL
46,73 TL
155,74 TL
77,88 TL
01.07.2012 – 19.07.2012 Hersey Dahil %50 indirim 161,52 TL
80,76 TL
145,37 TL
72,68 TL
242,28 TL
121,14 TL
20.07.2012 – 17.08.2012 Hersey Dahil %50 indirim 121,14 TL
60,57 TL
109,03 TL
54,51 TL
181,71 TL
90,86 TL
18.08.2012 – 21.08.2012 Hersey Dahil %50 indirim 173,05 TL
86,53 TL
155,75 TL
77,88 TL
259,58 TL
129,8 TL
22.08.2012 – 16.09.2012 Hersey Dahil %50 indirim 103,83 TL
51,92 TL
93,45 TL
46,73 TL
155,74 TL
77,88 TL
17.09.2012 – 05.10.2012 Hersey Dahil %50 indirim 86,53 TL
43,26 TL
77,88 TL
38,93 TL
129,8 TL
64,89 TL
06.10.2012 – 05.11.2012 Hersey Dahil %50 indirim 69,22 TL
34,61 TL
62,3 TL
31,15 TL
103,83 TL
51,92 TL

 

Dönem
Başlangıç / Bitiş
Konaklama
Şekli
Ondirim
Orani
İki Kişilik
Odada Kişibaşı
Üç Kişilik
Odada Kişibaşı
Tek Kişilik Oda
Aile Odasi
06.02.2012 – 31.03.2012 Yarım Pansiyon %25 indirim 108,675 TL
81,51 TL
72,45 TL
54,34 TL
217,35 TL
163,02 TL
01.04.2012 – 18.05.2012 Hersey Dahil %50 indirim 103,83 TL
51,915 TL
69,22 TL
34,61 TL
207,66 TL
103,83 TL
19.05.2012 – 10.06.2012 Hersey Dahil %50 indirim 129,795 TL
64,89 TL
86,53 TL
43,26 TL
259,59 TL
129,78 TL
11.06.2012 – 30.06.2012 Hersey Dahil %50 indirim 155,745 TL
77,88 TL
103,83 TL
51,92 TL
311,49 TL
155,76 TL
01.07.2012 – 19.07.2012 Hersey Dahil %50 indirim 242,28 TL
121,14 TL
161,52 TL
80,76 TL
484,56 TL
242,28 TL
20.07.2012 – 17.08.2012 Hersey Dahil %50 indirim 181,71 TL
90,855 TL
121,14 TL
60,57 TL
363,42 TL
181,71 TL
18.08.2012 – 21.08.2012 Hersey Dahil %50 indirim 259,575 TL
129,795 TL
173,05 TL
86,53 TL
519,15 TL
259,59 TL
22.08.2012 – 16.09.2012 Hersey Dahil %50 indirim 155,745 TL
77,88 TL
103,83 TL
51,92 TL
311,49 TL
155,76 TL
17.09.2012 – 05.10.2012 Hersey Dahil %50 indirim 129,795 TL
64,89 TL
86,53 TL
43,26 TL
259,59 TL
129,78 TL
06.10.2012 – 05.11.2012 Hersey Dahil %50 indirim 103,83 TL
51,915 TL
69,22 TL
34,61 TL
207,66 TL
103,83 TL