Gebelik Hesaplaması Nasıl Yapılır

Gebelik (hamilelik) hesaplaması nasıl yapılır? ay olarak mı hesaplanır yoksa haftalık mı? kaçıncı aya girdim yada doğuma kaç ay kaldı formülü nedir gibi sorularınızın cevaplarını Gebelik Dünyası’nda bulabilir aynı zamanda otomatik olarak gebelik hesaplaması yapabilirsiniz.

hamilelik hesaplaması

Bebek bekleyen anne adaylarının son adet tarihlerinin ilk gününü bilmeleri gerekir. Bu sayede gebeliğin kaçıncı haftasında olduklarını dolayısıyla doğuma ne kadar kaldığını rahatlıkla hesaplayabilirler.

Eğer son adet tarihinizin ilk (sat) gününü bilmiyor yada unuttuysanız ilk gebelik muayenesine gittiğinizde doktorunuzun ölçüm sonrası size bildirdiği muhtemel tarihi veya evrakları bir kenarda saklayın. Mümkünse gebeliğiniz boyunca bir ajanda tutun.

GEBELİK HESAPLAMASI “NEGELE YÖNTEMİ” ADI VERİLEN BİR SİSTEMLE YAPILIR.

Tüm Dünya ülkelerinde ve terminolojide bir standart oluşturabilmek için, hamilelik başlangıcı olarak anne adayının son adet kanamasının ilk günü (SAT) gebelik hesaplamasının ilk kriteri olarak baz alınır.

(Matematik işlemleriyle uğraşmak istemiyorsanız aşağıdaki hesaplayıcıya sat tarihinizi girerek otomatik olarak hesaplama yapabilirsiniz)

OTOMATİK GEBELİK HESAPLAMASI

Son adet döneminizin başlangıç tarihini giriniz.
Gün:
1
Ay: Yıl:
2013
Hesapla »
Not: Bilgisayarınızın tarih ve saat ayarlarının doğru olup olmadığını kontrol edin. Aksi halde yanlış sonuç alırsınız.

Negele Formülünde hesaplama şu şekildedir;

Son adet tarihinin ilk günü (SAT) + 7 gün – 3 ay = Sonuç +1 yıl = Muhtemel tarih.

Bu yöntemde son adet tarihinin ilk günü esas alınır ve bu güne + 7 gün eklenerek 3 ay geriye gidilir. Bu sayede doğum ayı ortaya çıkar ve +1 yıl eklenerek bebeğin doğacağı muhtemel tarih bulunmuş olur.

Örneğin;

Anne adayının son adet tarihinin ilk gününün 21 Kasım 2014 olduğunu varsayalım; 21 Kasım’a 7 gün eklendiğinde = 28 Kasım 2014 sonucuna ulaşılır. Kasım ayından 3 ay geriye gidildiğinde Ağustos ayı sonucuna ulaşılır. 2014 yılına bir yıl eklendiğinde de bebeğin tahmini doğumu ortaya çıkar. Sonuç = 28 Ağustos 2015 olur.

hamilelik hesaplaması nasıl yapılır

GEBELİK HESAPLAMASI AY OLARAK MI? HAFTA OLARAK MI YAPILIR?

Mühim olan ay hesabından ziyade hafta hesabıdır. Hamilelik ortalama 40 hafta (9 ay 10 gün veya 280 gün) sürer. Bu nedenle kaçıncı aya girdim demek yerine kaçıncı haftadayım şeklinde hesaplama yapılması daha yaklaşık sonuçlar verecektir. 1 ay 4 hafta 3 gün sürdüğünden ay hesaplarında üçer günlük fazlalık kalabiliyor bu nedenlede muhtemel tarihlerde yanılma oluyor.

GEBELİK TOPLAM KAÇ HAFTADIR?

Gebelik toplam 40 hafta olarak kabul edilir ancak doğumların büyük bir bölümü 37.-41. haftalar arasında gerçekleşir. Bazen 41. haftaya kadar uzar, bazen 37. haftada doğum gerçekleşir. Kesin bir tarih yoktur. Anne adayından anne adayına farklılıklar olur.

Gebelik hesaplaması yapılırken doktorların kabul ettiği ay ve haftalar aşağıdaki gibidir;

4-5 haftalık gebeler için 1. ay bitmiştir
8-9. hafta bittiğinde 2. ay bitmiştir
12-13. hafta bittiğinde 3 ay bitmiştir
16-17. haftalar bittiğinde 4 ay bitmiştir
20-21. haftalar bittiğinde 5 ay bitmiştir
24-25. haftalar bittiğinde 6 ay bitmiştir
28-29. haftalar bittiğinde 7 ay bitmiştir
32-33. haftalar bittiğinde 8 ay bitmiştir
36. hafta bittiğinde ise 9 ay bitmiştir ve son aya girilmiştir.
Doğum 9 ay değil, yaklaşık 10 ay gibi gerçekleşir. 40 hafta bittiğinde 9 ay 10 gün yani toplam 280 gün tamamlanmış olur.

Gebelik Hesaplaması Sonuçları %100 doğrumudur?

Doğumların sadece %5 öngörülen tarihte gerçekleşir. Örneğin; hesaplamanıza göre 2015 aralık ayının x tarihinde doğum bekliyorsanız ihtimal %5’dir. Tarihi tarihine 100 kadından sadece 5’i hesaplanan günde doğum yapar.

Kaynak:http://www.gebelikdunyasi.com/gebelik-hesaplamasi-nasil-yapilir-negele-yontemi.html

Nasıl Hamile Kalabilirim?

Bazı çiflter sadece bu konuda konuşarak basitçe hamile kaldıkları görünmektedir. Diğerleri için ise bol sabır ve birazcık şans gerekmektedir. Nasıl hamile kalabileceğiniz ile ilgili endişeleriniz varsa, eski moda yönetmler ile başlayın. Burada bilmeniz gerekenleri ve ne zaman yardım almanız gerekeceğini öğrenin.

Yumurtlamayı nasıl tahmin edebilirsiniz

Gebe kalma dönemi bir dizi karmaşık olaylara dayanmaktadır. Her ay hipofiz bezinden hormonlar bir yumurtlama olması veya yumurtlamayı uyarmaktadır. Yumurta serbest bırakıldıktan sonra fallop tüplerinden birisine doğru gider. Hamile kalmak istiyorsanız bu tam zamanıdır. Yumurtlama gerçekleşti ama nasıl hamile kalacaksınız? Bir çok kadın için bu konu hareketli bir hedefi vurmak gibidir, stres ve aşırı egzersiz gibi faaliyetler özellikle yumurtlama zamanını etkileyebilir.

Yumurtlama zamanınızı ayarlamak için;

  • Takvime göz atın. Her ay başı döneminde işaretlemek amacıyla gün planlayıcı ve basit bir takvim kullanın. Her dönem kaç gün sürerse onu da işaretlemelisiniz. Yumurtlama döngüsünün orta noktası en olası zamandır. Normal bir kadında olması gerektiği gibi 28 günlük döngü varsa son döngüden 14 gün sonrasında yumurtlama başlayacaktır. 34 gün gibi uzun bir döngü varsa bu durumda yaklaşık 20 gün sonrasında yumurtlama başlayabilir.
  • Servikal mukusta olan değişiklikleri izlemek. Yumurtlama öncesinde dikkat ederseniz berrak ve kaygan vajinal sıvılarda bir artış olabilir. Bu akıntılar çiğ yumurta akına benzerdir. Ovulasyondan sonra hamile kalma ihtimali daha zayıfsa akıntı yapışkan ve bulanık hale gelip kaybolur.
  • Bazal vücut ısısını takip edebilirsiniz. Yumurtlama döneminizde hazır olduğunuzda bazal vücut ısısında artış oluşabilir. Bazal vücut ısınızı takip etmek için bazal vücut ısısı ölçmek için tasarlanmış bir termometre kullanın. Her sabah yataktan kalkmadan önce sıcaklığı ölçün ve kağıt üzerine ya da elektronik ortama kaydedin. Sonunda bir veri ortaya çıkacaktır. Sıcaklığın en yüksek olduğu dönemden 2-3 gün önce en verimli döneminizdir. Artış bir derece azaldığında ihtimalde düşük olacaktır.
  • Bir ovulasyon tahmin kiti deneyin.  Reçetesiz olarak satılan ovulasyon kitleri yumurtlamadan önce gerçekleşen hormonların dalgalanmasını gösteren idrar testidir. Yumurtlama kitleri yumurtlama için bir süre beklemek gerektiğini ya da yumurtlamanın olabileceğini belirten sinyaller verir. En doğru sonucu alabilmek için etiketler zerinde yazan talimatları dikkatlice okumalısınız.

Doğuganlığı en üst seviyeye çıkarmak : Neler yapılmalıdır ?

Hamilelik Belirtileri Nelerdir

Gebe kalmaya niyetlendiğinizde, hamile kalmak için neler yapabileceğinizi basitçe hatırlayalım;

  • Düzenli seks yapılmalı. Düzenli olarak haftada iki yada üç kez cinsel birleşme yaşanıyorsa verimli olduğunuz bir zamana denk gelme olasılığı yüksektir. Gebe kalmak isteyen çiftler için çok fazla seks yapmak gibi bir olay yoktur. Bir çok çift için bu her şeyi zorlaştırabilir.
  • Yumurtlama zamanına yakın günlerde seks yapılmalı. Yumurtlama zamanına yaklaştığınız günlerde yapılan cinsel birleşmeler gebelik olasılığınızı arttıracaktır. Sık yapılan birleşmeyle birlikte eşinizin sperm kalitesinin düşmesi muhtemel olsa da sağlıklı bir erkekte genellikle bu sorun görülmemektedir.
  • Tercihlerinizi sağlıklı yaşamdan yana kullanmalısınız. Sağlıklı kilonuzu koruyun, sağlıklı beslenin, kafein alıyorsanız sınırlayın, stresi en aza indirerek, orta derecede egzersiz yapın. Bu alışkanlıklar hamilelik sırasında da size ve bebeğinize yardımcı olacaktır.
  • Gebelik öncesi planlama yapın. Gidebileceğiniz bir sağlık kuruluşunda yapılacak testler genel sağlığınızı değerlendirerek gebe kalmak için yapabilecekleriniz konusunda size yardımcı olabilecektir. Sizde veya eşinizde herhangi bir sağlık sorunu varsa gebelik öncesi planlama daha önemli bir konu olacaktır.
  • Vitamin kullanın. Folik asit özellikle bebeğinizin gelişiminde önemli bir rol oynayacaktır. Gebelikten birkaç ay önce başlanan folik asit ya da prenatal vitamin spina bifida ve nöral tüp defekti risklerini azaltacaktır.

Doğurganlığı en üst seviyeye çıkarmak : Nelerden kaçınılmalıdır ?

Hamile kalma şansınızı arttırmak için yapılmaması gereken bazı şeyler vardı;

  • Sigara içmeyin. Tütün, servikal mukusu etkileyerek spermin yumurtaya ulaşmasını engelleyebilir. Sigara içmek düşük riskini arttırabilir, bebeğin oksijensiz kalması ve beslenememesine sebep olabilir. Sigara kullanıyorsanız hamile kalmadan önce bir sağlık kuruluşuna başvurarak bırakmayı deneyebilirsiniz. Ailenizin ve kendinizin iyiliğiniz için bırakın.
  • Alkol almayın. Genellikle gebe kalmayı düşündüğünüzde alkol almamalısınız. Hamileyseniz alkolün tamamen yasak olduğunu bilmelisiniz.
  • Sağlık personelinden onay almadan ilaç kullanmayın. Reçetesiz veya reçeteli bazı ilaçlar gebe kalma riskini düşürebilir. Hamile olduğunuzda ise bazı ilaçlar güvenli olmayabilir.
  • Vajinal yağları kullanmayın. Reçetesiz satılan vajinal jellerin bir kısmı doğurganlığı azaltabilir. Tükürük aynı etkiye sahip olabilir. Mutlaka bir yağ kullanmanız gerekiyorsa mineral yağlar ya da kanola yağı kullanabilir veya diğerleri için doktora danışabilirsiniz.
  • Yorucu egzersizlerde aşırıya kaçmayın. Orta dereceli fiziksel aktiviteler doğurganlık için faydalı olsa da fazlasının ters bir etkisi olabilir. Bazı araştırmalar haftada yedi saati bulan güçlü fiziksel aktivitelerin doğurganlığı olumsuz etkileyebileceğini göstermektedir.

Doktora ne zaman görünmelisiniz

Korunmasız olarak sık ilişkiye giren sağlıklı çiftler bir yıl içerisinde hamile kalabilirler. Ancak diğerlerinin yardıma ihtiyacı vardır.

30 yaş ve altındaysanız ve eşinizin sağlığı iyiyse bir doktora danışmadan önce bir yıl kendiniz deneyebilirsiniz. 35 yaş ve üzerinde iseniz, sizin veya eşinizin bilinen yada şüphelenilen bir doğurganlık sorununuz varsa yardım alın.

Hem kadınları hem de erkekleri etkileyebilen kısırlık sorunun tedavisi mevcuttur. Sorunun kaynağına bağlı olarak jinekoloğunuz yada eşiniz için ürolog yada aile doktorunuz yardımcı olabilir. Bazı durumlarda fertilite uzmanı da yardımcı olabilir.

Kaynak:http://www.saglikveyasam.com/nasil-hamile-kalabilirsiniz

Hamilelik Belirtileri Nelerdir

Hamileliğin en önemli habercisi adet gecikmesi olsa da bazı erken belirtiler adet gecikmesinden önce bile hamileliğe işaret edebilir. Unutulmaması gereken bu belirtilerin kadından kadına hatta hamilelikten hamileliğe değişiklik gösterdiğidir.

Bazı kadınlar, hamileliğin daha geç dönemlerine kadar hiçbir belirti yaşamayabilir veya yaşadığı belirtileri adet dönemi öncesi belirtilerle karıştırabilir. Dolayısıyla aşağıdaki belirtileri yaşamıyor olmanız, hamile olmadığınız anlamına gelmez. Aynı şekilde bu belirtilerden bir veya daha fazlasına sahip olmanız da kesin olarak hamile olduğunuzu göstermez.

Birçok anne adayı hamile olduğunu fark edene kadar doğum kontrol hapıkullanmaya devam ettiği için telaşlanır. Bu konuda yapılan araştırmalar panik yapmanıza gerek olmadığını gösteriyor.

Hamile olup olmadığınızı anlamanın en kesin yolu elbette hamilelik testi yaptırmaktır. Aşağıdaki erken belirtiler, özellikle adet gecikmesi ile birlikte, test yaptırmanız için size ipucu verebilir.

hamilelikbelirtileri2

Hamile kaldığınızda vücudunuzun iş yükü artar; metabolizmanız, hem sizi hem de bebeğinizin gelişimini destekleyebilmek için hızlanır. Dolayısıyla kendinizi normalde daha halsiz ve yorgun hissedebilirsiniz. Ayrıca hamilelik döneminde progesteron adı verilen hormon daha fazla salgılanır ve bu hormon yatıştırıcı etkisi nedeniyle yorgunluğu artırır. Bu nedenle halsizlik, yorgunluk ve normalden fazla uyuma ihtiyacı hamileliğin en yaygın erken işaretleri arasındadır.

  • Memelerde büyüme veya hassasiyet

Hamileliğin erken döneminde vücutta gerçekleşen hormonal değişiklikler göğüslerde büyüme, hassasiyet veya hafif ağrıya neden olabilir. Bazı anne adaylarında meme uçlarında renk değişikliği de oluşabilir.

  • Mide bulantısı ve kusma

hamilelikbelirtileri3

Çoğu kadın için hamileliğin ilk belirtilerinden biri mide bulantısı ve kusmadır. Hormon seviyelerinin değişmesi nedeniyle oluşan bu durum ‘sabah bulantıları’ olarak bilinmesine rağmen günün herhangi bir saatinde oluşabilir. Bazı anne adayları kokulara karşı aşırı hassasiyet yaşarlar. Önceden rahatsız olmadığınız bir koku, midenizin bulanmasına neden olabilir.

Gebelik Hesaplaması İle Kesin Sonuç Alırmıyım

  • İştahın açılması veya bazı yiyeceklerden tiksinme

İştahın artması çoğu anne adayının yaşadığı bir diğer erken belirtidir. Sürekli aç olduğunuzu hissedebilirsiniz veya bazı yiyecekleri aşerebilirsiniz. Örneğin mevsiminde olmayan bir meyve veya sebzeyi çok canınız çekebilir. Bazı hamileler ise tam tersi bir durum yaşayabilir; önceden sevdiğiniz yiyeceklerden tiksinmeye veya iğrenmeye başlayabilirsiniz.

  • Sık idrara çıkma

Hamileliğin oluşmasından bir hafta sonra bile daha sık tuvalete çıktığınızı fark edebilirsiniz. Geceleri alışık olduğunuzdan daha çok uyanıp idrara çıkmaya başlayabilirsiniz. Bazı anne adaylarında kabızlık da görülebilir.

  • Baş dönmesi

Hamilelik kan damarlarının genişlemesine neden olduğu için tansiyonunuz düşebilir. Uzun süre ayakta durmanız gerektiğinde veya bir süre oturduktan sonra aniden ayağa kalktığınızda baş dönmesi yaşayabilirsiniz.

  • Ruh halinde oluşan değişiklikler

hamilelikbelirtileri4

Vücudunuzda oluşan hormonal değişimler ruh halinizde ani değişikliklere yol açabilir. Daha kolay sinirlendiğinizi veya daha stresli olduğunuzu hissedebilirsiniz. Bir an çok gülerken hemen ardından ağlamak isteyebilirsiniz. Duygusal dalgalanmalar da oldukça yaygın görülen hamilelik işaretleridir.

  • Hafif kanama

Bazı kadınlar için hamileliğin en erken belirtisi çok hafif vajinal kanamadır. Döllenmenin ardından yaklaşık 10 ila 14 gün sonra oluşan ve kısa süren bu kanama implantasyon (yerleşme) kanaması olarak adlandırılır. Döllenmiş yumurtanın rahim duvarına yerleşmesi sonucu oluşur. İmplantasyon kanaması çoğunlukla adet dönemine denk geldiği için adet kanamasıyla karıştırılabilir ancak adet dönemi kanamasına kıyasla çok daha hafif ve beneklenme şeklindedir. Adet döngüsündeki değişim veya düzensizliklerin çeşitli sağlık sorunlarına işaret edebileceğini unutmayın.

Kaynak:http://www.saglikveyasam.com/gebelik-testi-gebeligin-kacinci-haftasinda-guvenilir-sonuc-verir

Kürtaj Kimlere Yapılır?

Kürtaj doğru tabiri ile küretaj gebeliğin rahimden tahliye edilmesi işlemidir. Tıbbi gereklilikler sebebiyle de yapılabilen kürtaj, istenmeyen gebeliklerin sonlandırılmasında da uygulanabilmektedir. Ancak bilinmesi gereken, kürtajın kesinlikle bir doğum kontrol yöntemi olmadığıdır.

Kürtaj hangi tıbbi gereklilikler durumunda uygulanmaktadır:

  • Bebeğin canlılığını kaybetmesi,
  • Ölü gebelik,
  • Boş gebelik,
  • Bebekte kalıcı anomaliler,
  • Bebeğin anne sağlığını tehdit etmesi,
  • Düşük yapılması ancak rahimde parça kalması,
  • Kürtajdan sonra rahimde parça kalması gibi sebeplerle de kürtaj yapılabilir.

kurtaj

İstenmeyen gebelikler için kürtaj:

İstenmeyen gebeliklerin sonlandırılması için gebeliğin 10. Haftayı kadar tahliye edilmesi sağlanabilir. Kürtaj işlemi, 15 dakikada tamamlanan bir işlemdir. Kadının ağrı ya da acı duymaması için genel anestezi altında yapılması önerilmektedir. Genellikle vakum yöntemi ile kürtaj yapılmaktadır.

Kimler kürtaj yaptırabilir?

Şayet gebelik isteğe bağlı olarak sonlandırılacak ise, gebeliğin 10. Haftasına kadar yapılabilir. Kadının evli olması halinde eşinden onay alması gerekmektedir. Şayet kadın bekarsa kimseden onay almadan kürtaj yaptırabilir. 18 yaşından küçük olunan durumlarda, anne ve babanın izni alınarak kürtaj olunur. Şayet 15 yaşından küçük ise adli mercilerin onayı olmadan herhangi bir işlem yapılamaz. Tıbbi gerekliliklerde gebeliğin her dönemi kürtaj yapılabilir.

kurtaj-nasil-yapilir

Kürtaj nasıl yapılır?

  • Hasta ilk olarak jinekolojik olarak muayene edilir. Ardından ultrason ile gebelik haftası hesaplanır. Daha sonra gebeliğin durumu tespit edilir.
  • Ardından vajina içine spekulum yerleştirilir. Vajina içerisinin hijyeni sağlanır.
  • Daha sonra genel ya da lokal anestezi yapılır. Genel anestezi uygulanacak ise koldan damar aracılığı ile ilaç uygulanır. Lokal anestezi uygulanacak ise rahim ağzına iğne yapılır.
  • Ardından vakum yöntemi ile gebelik tahliye edilir.
  • İşlem tamamlandığında spekulum çıkarılır ve genel anestezi uygulanmış ise hasta uyandırılır. Hasta 10 dakika içerisinde uyanır. Lokal anestezi uygulanmış ise hasta işlemden sonra ayağa kalkabilir.
  • Ardından son kontroller yapılır ve rahim içinde parça kalıp kalmadığı kontrol edilir.
  • Kürtajdan sonra hastanın merkezde kalması gerekmez, evine gidebilir.
  • İşlemden sonra hafif kasık ağrısı ve kanama meydana gelebilir.

Kürtaj sonrası acil durumlar ise:

  • Kadının ateşi 38 derece ve üzerinde ise,
  • Ağrı kesici ile geçmeyen ve artan sancı varsa,
  • Aşırı kanama söz konusu ise,
  • Kanama azalmadan artmaya devam ediyorsa,
  • Kötü kokulu akıntı meydana geliyorsa,

Kürtaj nerede yaptırılır?

Kürtaj, yalnızca güvenilir ve uzman merkezlerde uygulanmalıdır. Gerekli denetim mekanizmalarından geçmiş hastane, klinik ya da özel muayenehanelerde yapılabilir. Kadın doğum uzmanı olan jinekologlar tarafından yapılmaktadır.

Kaynak:http://www.centrumtupbebek.com/kurtaj-kimlere-yapilir.html

Gebelik Hesaplaması İle Kesin Sonuç Alırmıyım

Gebelik hesaplamasında dikkat edilmesi gereken en önemli nokta, her zaman için yanılma payı olabileceğini bilmektir. Doğum beklenen tarihten daha erken ya da geç olabilir. Bu sebeple de gebelik hesaplaması yaparken mutlaka doktorun görüşleri dikkate alınmalıdır.

Gebelik haftasını belirlemek için kullanılan yöntemler nelerdir?

  • Ultrason

Ultrason da bebeğin boyu, kafa çapı ve kafa çevresi hesaplanmaktadır. Bu sayede tahmini gebelik hesaplama yapılır. Kesin sonuç vermemektedir. Tahmini sonuçlar elde edilmektedir. Fakat gebelik ne kadar küçükse, ultrason yöntemi de o kadar doğru sonuç vermektedir. Özellikle de gebeliğin 20. Haftasından önce doğru sonuçlar vermektedir.

gebelik-hesaplama-1

  • Son adet tarihi

Gebelik hesaplaması, adetin ilk gününden hesaplanmaktadır. Bu yöntem en güvenilir sonuçları vermektedir. Fakat kadında yumurtlama ya da adet düzensizlikleri mevcut ise yanıltıcı olabilir. Bununla beraber üstüne görme ya da yerleşme kanaması olmuş ise kadın bunu adet kanaması sanabilir ve yanıltıcı sonuçlar doğabilir. Bu gibi durumlarda ultrason bilgileri ile beraber son adet tarihi dikkate alınır ve gebelik hesaplaması yapılır.

  • Yumurtlama (ovulasyon) tarihi

Anne adayının adetinin ilk gününü bilmesi oldukça önemlidir. Yumurtlama günü net olarak bilinemeyeceği için yumurtlama tarihi, gebelik hesaplaması için genellikle kullanılmaz.

  • Tüp bebekte transfer tarihi

Tüp bebek tedavilerinde gebelik hesaplaması daha net ve kesin şekilde yapılmaktadır. Kadının adeti ve yumurtlama tarihleri düzenli olarak takip edildiği için yanılma payı diğer yöntemlerden daha düşüktür.

  • Muayene

Teknolojik yöntemlerin gelişmediği zamanlarda elle yapılan muayenelerle gebelik hesaplaması yapılmaktaydı. Ancak günümüzde yaygın olarak kullanılan bir yöntem değildir.

  • Fetoskop

Bebeğin kalp seslerinin fetoskop adı verilen aletle dinlenmesi sayesinde gebelik hesaplaması yapılmasıdır. Günümüzde yaygın olarak kullanılan bir yöntem değildir. Ancak tıbbi imkanlar yetersizse ebe takipleri için halen kullanılabilir. Fetoskop adı verilen cihaz, anne adayının karnına bağlanır. Diğer ucunda ise ebe veya doktorun kulağı bulunur. Bu sayede kalp sesleri dinlenebilir. Kalp sesleri ilk olarak gebeliğin 18 ve 20. Haftalarında duyulmaktadır. Buna göre tahmini bir gebelik hesaplaması yapılır.

  • Mezura ile fundus-pubis mesafesinin ölçümü

Gebelik hesaplamasında yaygın olarak kullanılan bir yöntem değildir. Fundus adı verilen bölge rahmin en üst bölgesidir. Pubis ise çatı kemiğinin olduğu alandır. Buna göre gebelik hesaplaması yapılır.

Kaynak:http://www.centrumtupbebek.com/gebelik-hesaplamasi-kesin-sonuc-verir-mi.html

Tüp Bebek Öncesi Nelere Dikkat Etmeliyiz?

Tüp bebek tedavisi birçok faktöre bağlı olarak başarılı sonuçlara imza atan, yardımcı üreme yöntemidir. Bu nedenle normal yollardan çocuk sahibi olamayan çiftlerin başvurması ve sorunlara yönelik uygun tedavinin belirlenmesi ile hassas ve umut dolu serüven başlamaktadır.

Tüp bebek tedavisinin başarısı her ne kadar doktor ve tedavi odaklı olsa da, oldukça komplike olguların birbirine paralel olarak sağlıklı bir şekilde ilerlemesi sonucunda elde edilmektedir. Bu nedenle zorlu sürecin başarılı bir şekilde sonuçlanması için tedavinin ekip işi olduğu ve çiftlerin bu süreci destekleyici davranışlarda bulunması gerektiğini konusunda bilgilendirilmesi gerekir. Aksi halde tedavinin vermiş olduğu stres hali ile birlikte çiftlerin hatalı davranışları süreci olumsuz yönde etkileyebilmektedir. Kısacası tüp bebek tedavisine başvurmadan önce çiftlerin doğru merkez seçimi için detaylıca araştırması ve tüp bebek tedavisi hakkında doğru bilgileri edinmesi gerekir. Bu faktörler dışında çiftlerin tedaviye başvurulmasının ardından tedaviyi destekleyici davranışlarda bulunulması ve doktorlarının önerilerine dikkat etmesi gerekir.

Tüp bebek öncesi baba adaylarının dikkat etmesi gerekenler nelerdir?

  • Tüp bebek tedavisine başlamadan önce baba adaylarının son 3 ay hamam, sauna ve kaplıca gibi aşırı sıcak ortamlarda bulunmaması gerekir. Bunun nedeni ise, sıcak ortamların sperm üretimini ve kalitesini etkilemesidir.
  • Tüp bebek tedavisine başlamadan iki ay içerisinde eğer ateşli bir hastalık geçirilmiş ise, mutlaka doktorun bilgilendirilmesi gerekir. Ateşli hastalıklarda erkeklerin sperm üretimini ve kalitesini etkileyebilmektedir.
  • Genital enfeksiyon vakası ya da daha önceden geçirilmiş olan rahatsızlıkların mutlaka doktora bildirilmesi gerekir.
  • Kronik bir rahatsızlıktan dolayı düzenli olarak ilaç kullanımı var ise, tedavi öncesi doktora muhakkak bildirilmesi gerekir.
  • Genital rahatsızlıklarda uçuk gibi enfeksiyonel bir durum söz konusu ise, doktora bildirilmesi gerekir. Ayrıca bu tarz hastalık geçmişinin olması halinde de, doktorun bilgilendirilmesi gerekmektedir.
  • Ağır ve aşırı spor programlarının, tedaviye başlamadan üç ay önce bırakılması önerilmektedir.
  • Sigara ve alkol gibi zararlı alışkanlıkların tedaviye başlamadan 3 ay önce bırakılması gerekir.
  • Ailede kalıtsal rahatsızlıkların ve kısırlık vakalarının bildirilmesi gerekir.
  • İç çamaşırında pamuklu ve vücudu sıkmayan ürünlerin tercih edilmesi gerekir.
  • Tüp bebek tedavisine başlamadan üç gün önce cinsel ilişkiye girilmemesi gerekmektedir.

Tüp bebek öncesi anne adayının dikkat etmesi gerekenler nelerdir?

  • Anne adaylarının tedaviye başlamadan önce daha önce geçirmiş oldukları ya da hala mevcut olan genital enfeksiyonlarını mutlaka doktora bildirilmesi gerekir.
  • Çeşitli hastalıklardan dolayı düzenli olarak kullanılan ilaçlar hakkında doktorun bilgilendirilmesi gerekir.
  • Daha önce erken doğum, bebek ölümü ve düşük gibi yaşanan üzücü tecrübelerin doktora bildirilmesi gerekir.
  • Tedaviye başlamadan önce ağır fiziksel aktivitelerin bırakılması ve özellikle karın bölgesi egzersizlerinden uzak durulması gerekir.
  • Anne adaylarının tüp bebek tedavisine başlamadan önce mutlaka sigara ve alkol gibi zararlı alışkanlıklarına son vermesi ve tedavi süreci boyunca kesinlikle uzak durması önerilmektedir.
  • Günde maksimum iki bardağı geçmeyecek şekilde asitli ve kafeinli içecekler tüketilebilir. Fakat mümkünse hiç tüketilmemesi önerilmektedir.
  • Tüp bebek tedavi süresi boyunca doktorun bilgisi dışında kesinlikle ilaç kullanılmaması gerekir. Bu durum, baş ağrısı için küçük dozlardaki ağrı kesiciler içinde geçerli olmaktadır.
  • Eğer anne adayı tedaviye başlamadan önce diyet programı uyguluyor ise, tedavi ile birlikte bu diyete son vermesi gerekir. Artık hem kendi hem de bebeğinin sağlıklı gelişimi için vücudun ihtiyacı olan besinlere ağırlık vermesi, tedavinin desteklenmesi açasından önem kazanmaktadır.
  • Anne adaylarının tedaviye başlamadan üç ay önce bebeği sağlıklı gelişimi için önemli bir yere sahip olan folik asit desteğine başlaması önerilmektedir.
  • Ayrıca sağlıklı bir gebelik süreci ve sağlıklı bir bebek için, anne adayının öncelikle kendi sağlığına çok dikkat etmesi ve vücut direncini arttıracak besinlere ağırlık vermesi önerilmektedir.
  • Tüp bebek tedavisi ile ilgili aklınızda kalan herhangi bir soru işaretini doktorunuzla çekinmeden paylaşmanız gerekir. Sorularınızın cevaplarını aldıkça, duyduğunuz endişe ve stres hali azalacaktır.

Kaynak:http://www.centrumtupbebek.com/tup-bebek-oncesi-nelere-dikkat-edilmelidir.html

Tüp Bebek Fiyatları 2017

Tüp bebek fiyatları 2017 yılında da, her yıl olduğu gibi, Türkiye’deki yıllık enflasyon ve Dolar ile Euro’nun Türk Lirası karşısında değer artışına göre sürekli farklılık göstermektedir. Dolar ve hatta Euro bazında fiyatlandırma yapıldığı için tüp bebek tedavisi fiyatları her sene maalesef artarak devam etmektedir.

Tüp bebek fiyatları 2017 de nasıl belirlenir?

Tüp bebek fiyatları 2017 de, döviz ile orantılı olarak artmasının yanısıra, belli başlı başka farklı yan etkenler tarafından da etkilenmektedir. Tüp bebek tedavisinin gerçekleştirileceği tüp bebek merkezleri de bu konuda oldukça önem kazanmaktadır. Seçilecek tüp bebek merkezinin ileri teknolojik donanıma ve altyapıya sahip olması, tıbbi olarak konu ile ilgili tüm kaynakları kullanıyor olması gerekir. Tüp bebek tedavisinde fiyatlandırmada akla ilk gelen detaylardan biri tüp bebek tedavisi merkeziyken, ikinci önemli konu da deneyimli, tecrübeli ve konusunda uzman doktor ve aynı özelliklere sahip uzun süreli birlikte çalışan donanımlı bir ekip olmalıdır.

tup-bebek-fiyatlari-2017-de-nasil-belirlenir

Tüp bebek fiyatlarını belirleyen bir diğer önemli unsur da tüp bebek merkezinin hamilelikte başarı oranının yüksek olmasıdır. Gebelik gerçekleşme oranı yüksek olan başarılı tüp bebek tedavi merkezleri her zaman daha çok tercih edilir ve dolayısıyla fiyatlandırma bu merkezlerde, ticari olarak bakıldığında, yüksek seviyede belirlenir. Tüp bebek tedavisi için gelecek çiftlerin ihtiyaç duydukları ve doktorun kendilerine önereceği tedavi yöntemleri değişik olabilir. Merkeze ilk defa gelen çiftlere belirlenecek tedavi yöntemleri ile daha önceden deneme yapmış çiftlere uygulanacak yöntemler de değişiklik gösterebilir. Bu değişiklikler de tüp bebek fiyatlarında farklılık yaratabilir. İlk denemede alınacak tüp bebek fiyatı ile ikinci, üçüncü gibi takip eden denemelerde fiyatlar farklılık gösterir.

Tüp bebek fiyatları neden çok pahalı?

Tüp bebek tedavisinde kullanılan özel malzemeler ve tedavide kullanılan ilaçlarla, laboratuarda kullanılan malzemelerin tamamı yurt dışından getirtilmektedir. Döviz ile getirtilen bu ürünlerin kesinikle doğru yerlerden alınması gereklidir. Ürünlerin muadili olarak üretilen farklı malzemeler kesinlikle kullanılmamalıdır. Bu konuda tercih edilecek tüp bebek tedavi merkezinin çok iyi araştırılması, fiyatlar konusunda farklı yerlerden bilgi alınmalıdır. Doktorun da deneyimli ve başarı oranının yüksek olması tercih nedeni olmalıdır. Tüm bu detaylar bir araya geldiğinde maalesef tüp bebek fiyatları da çok artmaktadır.

tup-bebek-fiyatlari-1

Tüp bebek fiyatlarını etkileyen unsurlar nelerdir?

Tüp bebek fiyatları için genel olarak her başvuracak çiftler için değerlendirilmesi gereken önemli unsurları tekrar sıralamak gerekirse:

• Tüp bebek fiyatları belirlenirken öncelikle başvuran çiftin doktor tarafından belirlenecek son durumu en önemli konudur.
• Tüp bebek fiyatları seçilecek tedavi merkezleri arasında her zman arklılık gösterir.
• Tüp bebek tedavisi görülmesi planlanan merkezin deneyimi, başarı oranı, doktorun uzmanlığı ve teknolojik altyapısı araştırılmalıdır.
• Tüp bebek fiyatları ve merkezlerde alınacak tedavi maliyeti
• Tüp bebek tedavilerinde kişiye özel gerçekleştirilen uygulamalar
• Tüp bebek tedavisi sırasında kullanılacak ilaç türleri, uygulama şekli ve uygun görülecek doz

Kaynak:http://www.centrumtupbebek.com/tup-bebek-fiyatlari-2017.html

Tüp Bebek Nedir, Nasıl Uygulanır, Kimlere Uygundur

Tüp bebek,  normal olarak gebelik şansı olmayan ya da çok az olan çiftlerde gebelik şansını arttıran bir tedavi yöntemidir. Dünyada ilk tüp bebek 1978 yılında İngiltere’de dünyaya gelmiştir. Türkiye’de ise ilk 1989 yılında Ege üniversitesinde ilk tüp bebek doğumu gerçekleşmiştir.  Günümüzde çok sayıda çift bu yöntem ile çocuk sahibi olabilmektedir.

Basit olarak tüp bebek işlemi, kadından alınan yumurtanın (oosit), erkekten alınan sperm ile laboratuar ortamında dölleyerek embriyo gelişimi sağlayıp, sonrasında embriyoyu kadın rahmine yerleştirme işlemidir. Bu işlem tecrübeli bir ekip ve uygun laboratuar ortamında yapıldığı zaman başarı şansı artar.

Tüp bebekte başarı şansı nedir?

Herhangi bir işlem yapılmadan normal çiftlerde normal bir adet döneminde canlı doğum oranı %27.7 dir. Tüp bebek sikluslarında bu oran %40-45 dir.

Yardımla üreme teknikleri nelerdir?

Yardımla üreme teknikleri yumurtalıklardan (over) yumurtalık (oosit) toplanması ve gebelik sağlanması amacıyla kullanılan tüm tedavi yöntemlerini içerir.

İn vitro fertilizasyon (IVF):

Yumurtalıklardan alınan yumurtaların erkekten alınan sperm ile laboratuar ortamında döllenmesi ve oluşan embriyoların 3-5 gün sonra anne rahmine yerleştirilmesi olarak özetlenebilir.

Gamet intrafallopian trasfer (GIFT):

Yumurtalıklardan alınan yumurta ve erkekten alınan sperm kadının fallop tüpü içerisine yerleştirilir ve burada döllenmenin olması beklenir. Günümüzde bu yöntem pek tercih edilmemektedir.

Zigot İntrafallopian transfer (ZIFT):

Yumurtalıklardan alınan yumurtaların erkekten alınan sperm ile laboratuar ortamında birleştirilir ve ertesi gün fallop tüpü içine yerleştirilir. Günümüzde bu yöntem de pek tercih edilmemektedir.

İntrasitoplazmik sperm Enjeksiyonu (ICSI):

Bu yöntemde yumurtalıklardan alınan yumurtanın (oosit) içerisine özel iğne ile sperm bırakılarak döllenmenin sağlanır. Özellikle sperm sayısında ve kalitesinde ciddi problem olan hastalarda tercih edilmektedir.

İn vitro maturasyon (IVM):

Normal siklus veya ilaç kullanılarak uyarılan yumurtlama sikluslarında, yumurtalıklarda henüz yeterince olgunlaşmamış olan yumurta hücrelerinin laboratuar ortamında olgunlaştırılması ve embryo elde etmek üzere kullanılması esasına dayanır. Gebelik ve fertilizasyon oranları yumurtalık içerisinde olgunaşan(klasik tüp bebek prosedüründe olduğu gibi) yumurta hücreleri ile elde edilen başarıya göre düşüktür.

Tüp bebek tedavisinde; tecrübeli bir ekip ve gelişmiş laboratuar imkanları ile başarı oranları artmaktadır.

Tüp bebek başarısını belirleyen en önemli etken kısırlığa sebep olan etkendir. Yumurtalık rezervi azalmış hastalarda tüp bebek başarı oranı (%15) düşükken, yumurtlama problemleri nedeniyle tüp bebek yapılan hastaların başarı şansları (%38) daha fazladır.

Tüp Bebek Tedavisinde Başarısızlığın Sebebi Nedir?

Tüp bebek tedavisinin çeşitli aşamalarında başarısızlıklar ortaya çıkabilmektedir ve genellikle bunların sebebi bilinmemektedir.

1-       İleri anne yaşı, azalmış yumurtalık rezervi, yumurtalıkların en uygun şekilde uyarılmaması ve laboratuar koşullarının yeterli olmaması gibi  faktörler embriyo kalitesine olumsuz etki edebilir

2-       Rahim iç duvarının embriyonun yerleşimine hazır ve uygun halde olması, rahime ait doğuştan gelen veya sonradan oluşan problemler, hidrosalpinks adı verilen tüplerde sıvı toplanması durumu ya da enfeksiyon gibi faktörler de embryonun rahime tutunmasına engel olabilir .

3-       Embriyo transferi sırasında yaşanan sıkıntılar da embriyonun rahime tutunmasını olumsuz yönde etkileyebilir.

Ancak başarısızlığın sebebinin genellikle tam olarak ortaya konulamadığı unutulmamalıdır. Bu nedenle, sebepleri ortaya koyabilmek amacıyla, tekrarlayan tüp bebek başarısızlıklarında çiftin ileri tetkikler ile değerlendirilmesi gerekmektedir.

Tüp Bebek Tedavisi Sürecinde Yaşanabilecek Olası Problemlerden Önce Hasta Yeterince Bilgilendirilmelidir

1-       İlaçla yumurtlama uyarılması sürecinin sonunda özellikle polikistik over sendromu olan hastalarda aşırı yumurtlamaya bağlı olarak hiperstimulasyon sendromu adı verilen durumla karşılaşılabilir. Bu durumla birlikte nefes almada zorlanma, karışda şişlik ve karın içinde sıvı toplanması, damar içinde oluşan pıhtı sebebiyle akciğere pıhtı atması durumu olan Tromboemboli, yumurtalıkların aşırı uyarılmasına bağlı olarak gelişebilen yumurtalığın kendi etrafında dönmesi.

2-       Karın içi kanama

3-       Allerjik reaksiyonlar

4-       Enfeksiyon

5-       Anesteziye bağlı olumsuzluklar

tup-bebek-2-1

Tüp Bebek (IVF) kimlere yapılmaktadır?

12 ay süreyle düzenli ve korunmasız cinsel ilişkiye rağmen gebelik sağlanmadığı taktirde çift infertil olarak kabul edilir ve ileri tetkikler yapılmalıdır.

Yapılan bu tetkikler sonucunda;

  • Erkekten alınan semen örneğinin normal yollarla gebelik sağlanması için yeterli sayıve morfolojide sperm olmaması
  • Kadın yaşı düşük olmasına rağmen, yapılan tetkikler sonucunda yumurtalık rezervinin azaldığının belirlenmesi
  • İleri kadın yaşı (38 yaş ve üstü) ve 6 ay korunmasız devamlı cinsel ilişkiye rağmen gebelik oluşmaması
  • Endometriozis’in yumurtalık-tüp ilişkisinin bozulmasına sebep olması
  • Yumurtlama fonksiyonunda bozukluk
  • Kadınlarda fallop tüplerinin tıkalı olması
  • Tüm tetkiklerin sonucu normal olmasına rağmen sebebi açıklanamayan infertilite görülmesi

Hallerinde çiftlerde tüp bebek uygulamasına geçilir.

Kadın Yaşının Önemi

Kadınlarda yaş ilerledikçe yumurtalıkların yumurtlama kapasitesi ile beraber yumurtaların kalitesinde azalmaya başlar. Hastanın genetik yapısı da bu azalmayı hızlandırabilir yada yavaşlatabilir. Hastanın adet görüyor olması yumurta kalitesi ile ilişkili değildir. Kadın yaşıyla birlikte normal yollarla gebe kalma şansı da azalır. 35 yaş altı hastalarda canlı doğum oranları %40 civarındayken bu oran 40 yaş ve üzeri hastalarda %10 civarındadır.

Tüp Bebek Tedavisi Aşamaları

Tüp bebek uygulamasının başlamasına karar verildikten sonra, normal şartlarda kadınların yumurtlaması için vücutta üretilen hormonlar, daha fazla dozlarda enjeksiyon ile hastaya uygulanır. Böylece normal yumurtlamanın aksine bir siklusta birden fazla yumurta elde edilmesi amaçlanır. Gelişen yumurtalar sık sık ultrasonografi ile takip edilirken kan tahlili ile östradiol seviyeleri takip edilir. Takip edilen yumurtalar istenen boyutlara ulaştıklarında (18-20mm) ovulasyonu sağlamak için tek dozluk bir yumurta çatlatma iğnesi uygulanarak (hCG, GnRHa) yumurtlama zamanı planlanır. Yumurtlama iğnesinin yapılmasından 35-36 saat sonra ameliyathane ortamında ve tercihen anestezi altında, vajinal yoldan ultrasonografi ile beraber bir iğne yardımıyla yumurtalar toplanır.  Aynı zamanda erkekten alınan sperm örneği özel tekniklerle işleme uygun hale getirilir. Bu spermler daha sonra hastadan alınan yumurtaların laboratuar koşulları  altında döllenmesinde kullanılarak, embriyo gelişimi sağlanır. Embriyolar gelişimleri süresince takip edilerek, bölünme yetenekleri, hücresel simetrileri, fragmentasyon oranları gibi özellikler takip edilir. Bu takip ile birlikte rahme tutunma oranı en olası embriyolar seçilir. Seçilen embriyolar, kullanılan özel kateterler ile anne rahmine vajinal yoldan yerleştirilir. Gelişen embriyolar arasından transfer edilmeyen yüksek kaliteli embriyolar dondurularak olası bir gebe kalamama durumunda tekrar transfer edilebilir.

Yumurta Toplama İşlemi Aşamaları (OPU)

Tüp bebek tedavisinin önemli bir aşamasıdır. Deneyimli hekimler tarafından yapılmalıdır.
  • Yumurta çatlatma iğnesinin yapılmasından sonra 35-36. Saatte yapılır.
  • İşlem, bir miktar ağrıya neden olabileceğinden anestezi altında yapılabilir. Genel anestezi uygulanacak hastaların işlemden önce en az altı saat bir şey yememiş olmaları gerekir.
  • Hasta ameliyathane koşullarına uygun biçimde steril olarak giydirilir ve idrarını boşaltmış olması gerekir.
  • Hasta jinekolojik muayene pozisyonuna alınarak dış genital bölge ve vajen temizliği sağlanır.
  • Vajinal yoldan ultrasonografi ile beraber iğne vasıtasıyla yumurtalıklara ulaşılır ve yumurta toplama işlemi gerçekleştirilir.
  • İşlem sonrası hasta dinlendirilmek üzere dinlenme odasına alınır.

Mikroenjeksiyon (ICSI) ve Klasik IVF Yöntemi

Mikroenjeksiyon işleminde bir tek sperm hücresi yumurta içine enjekte edilir. Klasik IVF’ yönteminde her yumurtanın çevresine yaklaşık 100,000 sperm bırakılarak döllenme sağlanır. Bu spermlerden sadece biri yumurta dış zarını geçerek yumurtaya girer ve döllenme sağlanır. Buna karşılık, mikroenjeksiyon işleminde yumurtanın içine seçilen tek bir sperm özel bir iğne yardımıyla enjekte edilir. Bu işlem özel bir mikroskop altında mikromanipulatör adı verilen özel alet ile yapılmaktadır. ICSI işlemin 1992 yılından beri uygulanmaya başlanmasıyla özellikle ciddi sperm problemi olan erkek hastalar için çığır açmıştır. Sperm sayısı 5 milyon/ml nin altında sperm sayısına sahip olan yada sperm kalitesi düşük olan hastaların çocuk sahibi olma şansları ciddi ölçüde artmış ve bu işlemler ile binlerce bebek dünyaya gelmiştir.

Mikro Enjeksiyon işlemi kimlere uygulanmalıdır?

  • İleri düzey sperm sayı, hareket ve morfoloji bozukluğu olan hastalar: Sperm sayısı 5 milyon/ml den düşükse
  • Azoospermi görülen hastalarda : menide sperm görülmeyen hastalar. Cerrahi yöntemlerle (TESE, TESA, PESA, vb. ) sperm elde edildikten sonramikroenjeksiyon işlemi uygulanabilir.
  • Daha önce klasik tüp bebek yöntemi ile döllenme olmamış hastalarda.
  • Embriyolarına Pre-implantasyon genetik tanı (PGD) uygulanacak hastalar
  • Bazı seçilmiş hastalarda gebelik şansını arttırmak için (şansı az olan çiftler).

Embriyo Transferi (ET)

Yumurtanın döllenmesinden sonra embriyo oluşumu gözlenir. Embriyoyu oluşturan hücreler (blastomer) bölünmeye başlar. Yumurta toplama işleminden sonra 3. Günde embriyolar 8 hücreli bir yapı halini alır. Daha sonra 5. Günde embriyolar blastokist adı verilen hücre sayılarının attığı ve daha sıkı halde olduğu evreye gelirler. Embriyo transferi genellikle yumurta toplamadan sonraki 3. Yada 5. Günde yapılır.

Blastokist Transferi (5. Gün Transferi)

Hastadan toplanan yumurta sayısı ile birlikte gelişen embriyoların gelişiminin iyi olması durumunda 5. Gün transferi (blastokist transferi) yapılabilir. Bundaki amaç çok sayıda olan embriyolardan en iyilerinin ve anne rahmine tutunabilme yeteneği en fazla olanların seçilmesidir. Yapılan araştırmalarda 5. Gün yapılan transferin daha fazla canlı gebelik oranıyla sonuçlandığı görülmüştür. Bununla birlikte her embriyo gelişimini devam ettiremeyebilir ve 5. Güne ulaşamaya bilir. Bu embriyolar elenecektir. Bu sebeple bu yöntem dikkatli şekilde seçilmiş hastalarda tercih edilmektedir.

Embryo transferi nasıl yapılmaktadır?

En çok tercih edilen yöntem, özel kateterler yardımıyla, rahim ağzı geçilerek, rahim iç tabakasına embriyo transferi yapmaktır. İşlem sırasında ultrasonografi yardımı ile embriyoların rahim iç tabakasına bırakıldığından emin olunur.

Tüm koşullar ve tedavi süreci iyi geçmiş olsa da gebelik şansı yaşa bağlı faktörler nedeniyle daha düşüktür. Bu nedenle ileri yaştaki hastalara birden fazla embriyo transferi yapılabilir. Transferi yapılmayacak olan embriyolar için dondurma işlemi (link: embryo dondurma ve saklama) uygulanabilir. Olası bir gebe kalamama durumunda tekrar transfer edilerek gebelik şansı arttırılabilir.

Kaynak:http://www.centrumtupbebek.com/tup-bebek-nedir-nasil-uygulanir-kimlere-uygundur.html

Tüp Bebek Tedavisinin Tutmama Sebepler

Tüp bebek tedavisi, doğal yollarla hamile kalamayan anne adaylarının çocuk sahibi olabilmeleri için uygulanan yardımcı bir yöntemdir. Kadından alınan yumurta hücresi ile erkekten alınan sperm hücresinin laboratuar ortamında döllenmesi işlemidir. Bu döllenme işlemi sonrasında oluşan embriyo ; anne rahmine aktarılmaktadır. Tüp bebek tedavisi doğal yöntemlerle çocuk sahibi olamayan kadın ve erkeğin en sık tercih ettikleri yöntemdir. Bunun nedeni; tüp bebek tedavisinin diğer tedavi yöntemlerine göre başarı şansının çok daha yüksek olmasıdır.

Tüp bebek tedavisinin ilk seferde başarısız olması doğal bir durumdur. Herhangi bir sağlık sorunu yaşamayan çiftler bile çocuk sahibi olmak istediklerinde bunu kısa bir sürede gerçekleştirememektedir. Bu nedenle ilk denemede başarısızlık yaşayan çiftler ümitsizliğe kapılmamalıdır. Tedavi sırasında morallerin yüksek tutulması gerekmektedir. Zamanı iyi değerlendirmeli ve uygulamayı ertelememelidirler. Çünkü kadının yaşı arttıkça daha çok deneme gerektirmektedir. Özellikle 40 yaş üstü kadınlarda daha çok deneme gerekmekte ve düşük yapma ihtimali daha çok görülmektedir.

En az 3 kez anne rahmine iyi kalitede embriyo aktarılmasına rağmen gebeliğin gerçekleşmemesi durumuna tekrarlayan tüp bebek başarısızlığı durumu denilmektedir.  Başarısız tüp bebek denemelerinin sonuçları; anne rahmine iyi kalitede embriyo enjekte edilmesine rağmen gebelik elde edilemeyen durum ile kötü kalitede embriyo transferi sonrası gebelik elde edilemeyen durum olarak sınıflandırılmalıdır. Bu sınıflandırma göz önünde bulundurularak çözüm yoluna gidilmelidir.

Tüp bebek tedavisinin başarısız olmasının ardında pek çok neden bulunabilir. En sık rastlanan nedenlerin başında;  rahme transfer edilen embriyonun iyi kalitede olmaması, genetik yapısının bozulmuş olması gelir. Ayrıca yumurta gelişimi esnasında yanlış ilaçların kullanılması da tedavinin başarısız sonuçlanmasına neden olabilir. Bir diğer neden de embriyonun geliştiği ortamın yetersiz olmasıdır. Embriyo dış zarının kalınlaşması gibi embriyodan kaynaklanan nedenler de  tüp bebek başarısızlıklarının tekrarlamasına neden olabilir. İkincil nedenler arasında rahim yapısındaki bozukluklar, rahim içinde bulunan miyom ve polipler, daha önceden geçirilmiş kürtaj veya enfeksiyonlar, pıhtılaşma sorunları ve gelir. Üçüncül nedenler ise çikolata kistleri, tüplerin tıkanması ve şişmesidir.

Kaynak:http://www.bebek.com/tup-bebek-tedavisinin-tutmama-nedenleri_m

Hamilelikte Hangi İlaçlar Zararlıdır

Hamilelikte ilaç kulanımı ve zararları

Hamilelik süresince anne adaylarının sadece hekimlerinin önerdiği ilaçları kullanması gerekiyor. Memorial Hastanesi Genetik Laboratuvarı Sorumlusu Genetik ve Farmakoloji Uzmanı Dr. Gülay Özgön, “Hekim önerisi olmadan eczaneden alınan kabızlık giderici, uyku yapıcı ilaçlar, sakinleştiriciler, ağrı kesiciler ve aspirin kullanılmamalıdır. En doğrusu çok mecbur kalmadıkça ilaç alınmamasıdır.” diyerek “Hamilelik döneminde ilaç kullanımı” hakkında bildi veriyor.

Hamilelik süresince ilaç kullanımı felaketlere mi yol açar?

Klinik farmakolojideki gelişmeler, hamilelik süresince ilaç kullanılmasının felaketlere ve öngörülemez sonuçlara yol açabileceği korkusunu doğurmuştur. Bu korku doğal olarak gebelik süresince deneysel çalışmaları da kısıtlamış ve günümüzde elde edilen bilgilerin yalnızca yaşanan deneyimlerle sınırlı kalmasına sebep olmuştur. Örneğin; hipertansiyon, epilepsi, astım ve bakteriyel enfeksiyon gibi ilaç tedavisinin zorunlu olduğu durumlarda hangi ilacın hangi dozda uygulanması gerektiği farklı yorumlanmıştır.

Hamilelik döneminde en sık kullanılan ilaçlar:

Yapılan incelemeler ve araştırmalar göstermiştir ki hamilelerdeki ilaç kullanımı sıralamasında birinciliği antibiyotikler alır. Sonraki sıraları; analjezikler, sakinleştiriciler ile bulantı ve kusmayı engelleyen ilaçlar almaktadır.

İlacın kullanıldığı dönem önemli mi?

Hamilelikte ilaç kullanma risklerinden bahsederken, gebeliğin hangi dönemde olduğunu da göz önünde bulundurmak gerekir. Çünkü gebelik dönemlerine göre ilaç etkilenmeleri de farklı olmaktadır. Örneğin gebeliğin ilk 3 ayı -bebeğin organlarının oluştuğu dönemde- anomalilerin oldukça ağır ortaya çıktığı bir dönem iken, sonraki dönemlerde alınan ilaçların etkileri o kadar ağır olmayıp daha çok büyüme ve gelişmeyi olumsuz olarak etkilemektedir.

Bebekte anomali yaratan (Teratojen) etkenler:

Gelişmiş ülkelerde bile tüm doğumların yüzde 2’sinde anomali görülmektedir. Genetik nedenler, bebeğin rahim içinde geçirdiği enfeksiyonlar, anne adayının şeker, epilepsi gibi kronik hastalıkları ile anne adayının; alkol, diğer madde bağımlılığı ya da radyasyona maruz kalması gibi nedenlerin yanında bazı ilaç kullanımları da sakat bebek doğumuna sebep olabilmektedir. Ailede daha önce sakat bebek doğumu ya da tekrarlayan düşükler de riski artıran faktörlerdir. Bu ailelerin de gebelik süresince daha dikkatli izlenmeleri gerekmektedir.

Annenin Aldığı İlaç Bebeğe Nasıl Geçer?

Annenin aldığı ilaç, bebeğin beslenme aracı olan göbek bağından (plasentadan) geçer. Annenin aldığı ilaç ya da besinler plasentadan geçerek, etkilerini gösterecekleri bebeğin dokularında olumsuz etkilerini gösterirler. Yapılan çalışmalar ile her ilacın eşit şekilde plasentayı geçmediği gösterilmiştir. Bunun nedenleri arasında; ilacın yağda çözünürlüğü, annenin ilacı kandaki proteinlere bağlama kapasitesi ve anne ile plasentanın ilacı metabolize etme hızı olarak belirlenmiştir. Sonuçta ilaçların plasenta bariyeri geçme yüzdeleri ne kadar bilinmiyor olsa bile, toplumdaki bireysel farklılıktan ötürü hiçbir zaman bebeğe geçen ilaç miktarı net olarak bilinmemektedir.

Bebeğin ilaçtan etkilenmesinin değerlendirilmesinde uygulanan esaslar:

●Bebeğin ilaçtan etkilenmesindeki yatkınlık, genetik olarak belirlenmektedir.
●Özel bir plasental geçiş bulunmamaktadır.
● İlaca maruz kalma zamanı çok önemlidir.
●Bebeğin ilaçtan etkilenme derecesi genellikle doza bağımlıdır.
●Kullanılan ilaçlar anneye yararlı olabilirken, fetusa zararlı olabilir hatta ölümcül sonuçlar doğurabilir.

Bebeğin ilaçtan etkilenmesi ileri yaşlarda da bazı sorunlara sebep olabiliyor!

Son yıllarda yapılan çalışmalar; okul yaşına gelen çocuklarda saptanan psikomotor geriliklerin nedeninin ilaç etkilenmesinin geç etkisi olabileceğini göstermiştir.

Kaynak:http://www.bebek.com/hamilelikte-ilac-kulanimi-ve-zararlari_m

Hamilelerde Ağız Ve Diş Sağlığı

Hamilelik sırasında annenin dişlerinden kalsiyum kaybı olacağı yaygın bir yanlış inançtır ancak hormon düzeylerindeki artışın ağız ve diş sağlığına negatif etkileri bulunduğu da bir gerçektir.

  • İlk aylarda görülebilen kusmalar ağız hijyenini azaltır.
  • Tükürükteki asit miktarının artması diş çürüğü riskini arttırır.
  • Hormonlardaki artış dişeti iltihabı riskini arttırır.

Bütün bu etkenler bir araya geldiğinde dişlerde hasssiyet ve dişetlerinde kanamalar meydana gelebilir anne adayının bu dönemde fırçalamayı azaltması sorunların hızla büyümesine sebep olur.

Hamilelik döneminde ağız ve diş bakımı titizlikle ve aksatmadan yapılmalı. Diş hekimi önerisi olmadan ağız gargaraları kullanılmamalıdır.

Hamilelik dönemindeki beslenme alışkanlıkları annenin dişleri için olduğu kadar bebeğin dişleri için de önemlidir. Hamileliğin 2. Ayından itibaren bebeğin diş gelişimi başlar ve kalsiyum fosfor ve vitamince zengin besinlere olan ihtiyaç daha da artar.

Hamilelik döneminde kullanılacak bazı ilaçlar bebeğin dişlerinde renklenmeye sebep olabileceği için doktorun önerisi dışında hiçbir ilaç kullanılmamalıdır.

Hamilelikte ağız içi müdahaleler  acil olmadığı sürece 4. ay ile 6. ay arasındaki 3 aylık dönemde yapılır.

Hamileliğin planlandığı dönemde diş hekimi kontrolü yapılması anne ve bebek sağlığında çok önemli bir rol oynar. Hamilelik sürecinde de düzenli kontroller pek çok sorunun yaşanmasını engelleyebilir.

Hamileyim Grip Aşısı Olabilirmiyim

Hamilelik döneminde grip aşısı olunur mu?

Kadın Hastalıkları Doğum ve Tüp Bebek Uzmanı Op. Dr. Betül Görgen, hamilelerin aşıyla ilgili en çok merak ettiği soruları cevapladı.

Sizin ve bebeğinizin hayatını kurtarabilir
“Hamileler grip aşısı olabilir. Grip aşısı olmanız sadece güvenli değil, sizin ya da bebeğinizin hayatını kurtarabilir. Çünkü gebelik esnasında gribe yakalanırsanız, daha ciddi komplikasyonlara açık olursunuz. Bunlardan en çok endişe ettirecek olanı ‘zatürre’dir ve hayati tehlike yaratabileceği gibi erken doğuma sebep olabilir. Doğum sonrası lohusalık döneminde de benzer risklere maruz kalabilirsiniz.

Gebelikte yaptırdığınız grip aşısı, doğumdan sonra da bebeğinizi bir süre korur. Gebelik esnasında sizden aldığı antikorlar onu doğum sonrasında da bir süre koruyacaktır.

Bebeğe grip aşısı yapılamaz…
Bebeğin korunması çok önemlidir çünkü onlarda grip en ciddi komplikasyonlara yol açabilir. Üstelik altıncı ayına kadar bebeklere grip aşısı yapılamaz. (Bu nedenle evdeki diğer aile bireyleri de aşılanmalıdır.)

Ayrıca bir önceki yıl aşı yaptırmış olsanız bile her yıl yeni etkenler ortaya çıkacağından aşıyı yinelemelisiniz.

Aşı ölü virüslerden elde edildiği için, gebeliğin hangi ayında olduğunuza bakmaksızın aşıyı yaptırmanızda sakınca yoktur.

Ekim ayında aşınızı yaptırın
Eylül ve Ekim ayı, grip mevsimi henüz başlamadığı için, aşı olmanız için en uygun aylardır. Çünkü grip mevsimi henüz başlamamıştır. Aşı yapıldıktan sonra vücudun bağışıklık kazanması için gereken süre yaklaşık 2 haftadır. Ancak uygun zamanı kaçırdıysanız bile aşınızı yaptırın çünkü grip sezonu Mayıs ayına kadar devam eder.”
Bunları unutmayın
– Hastaysanız, kırgınlık ve ateşiniz varsa aşı olmak için belirtilerin geçmesini bekleyin.
– Daha önce aşı nedeniyle alerjik reaksiyonlar yaşadıysanız, aşı yaptırmayın.
– Yumurtaya karşı alerjisi olanlar, aşı sonrası benzer sorunlar yaşayabilir. Bu yüzden bir süre yumurtadan kaçınmak gerekebilir.

Erkekler Hamilelikte Eşlerini Aldatırmı?

Kadın erkek ilişkisinde yıllardır güvene dayanmalı söyleminin mevcut olduğunu ancak bunun bugünkarşındakinin iyi niyetine güven olarak değiştiğini belirten Psikoterapist Yrd. Doç. Dr. Rıdvan Üney,gebelikte kadınlardaki  endişelerin ve aldatılma korkusunun arttığını söyledi.

Üney, “Kadınlar için elinde gerçekçi kanıt olsun ya da olmasın aldatılacağına dair korku, kaygı ve endişelerdir. Hakikaten bazı kadınlar bu korkusunda haklı olabilirler. Bunlar geçmişte eşi ya da partneri tarafından aldatılan ve bu konuda gerçek sorun yaşayan kadınlardır. Dolayısıyla eşine karşı olan güveni zaten sarsılmıştır. Doğal olarak her durum için alarm halinde olacaklardır. Bu da doğaldır. Ancak gerçekte daha önce böyle bir sorun yaşamamış ve ortada bununla ilgili gerçekçi bilgiler olmadığı halde böyle düşünen kadınlar vardır. Esas bu konu oldukça zordur” diye konuştu.

Gebelikte kadınlardaki endişelerin genel olarak arttığına dikkat çeken Üney, “Dolayısıyla bu özel dönem, bazı özelliklerinden dolayı aldatılır mıyım korkusu için de risklidir. Bunun gerçekçi bir takım nedenleri vardır. Uzun süreli cinsel ilişkiden uzak kalma, kadının fiziğindeki değişiklikler (kilo alımı, ödem), yeni duruma alışamamaya bağlı gerginlikler, sürekli yorgunluk ve gerginlik halleri, doğacak bebeğime bakabilecek miyim gibi gerçekler de ne yazık ki bu durumun oluşmasına katkı sağlayacaktır. Kadın bunlarla baş etmeye çalışır, ancak bu elindeki bilgiler durumun hiçte kolay olmayacağı yönünde sonuçlar çıkarmasına neden olur” ifadelerini kullandı.

Erkekler hamilelikte aldatır mı?

Yapılan araştırmaların hamilelikte aldatılmanın diğer zamanlara göre biraz daha fazla olduğunu gösterdiğini belirten Üney, “Ancak bu durumun nedenlerini gözden geçirmek gerekir. Esasen dünyada ve Türkiye’de yapılan araştırmalar birbiriyle çelişkilidir. Aldatmanın sıklığı ile ilgili yüzde 2’den yüzde 15’lere varan oranlar görülmektedir. Hamileliğin bu konudaki riski artırmasının nedenleri şunlardır; kötü giden bir evliliği kurtarmak için hamile kalmak sorunları azaltmak yerine daha da ağırlaştıracaktır.

Bir de evliliğin kötü gitmesinin içinde eşin aldatmaları varsa iş daha da sıkıntı verecek bir durum kazanır. Kadın ve erkeğin birbirini tam olarak tanımadan oluşan hamilelikler gene bir risktir. Bir çocuk dünyaya getirmek kadın için de, erkek için de önemli bir sorumluluktur. Dolayısıyla karşısındakinin bu sorumluluğu alıp alamayacağını değerlendirmek gerekir.

Hamilelik öncesi kişilerin cinsel yaşamları, ilişki sıklıkları, cinsellik hakkında konuşup konuşmadıkları, cinsel ilişkiyi kimin başlattığı, cinsellikle ilgili tabuları, bilgi düzeyleri, cinsel olarak doyum düzeyleri gibi birçok etken hamilelikte sorun olabilir. Hamilelikte cinsellik konusunda bilgi sahibi olmama, yeni cinsel deneyimlere açık olmama, hamilelikte kullanılabilecek cinsel pozisyonları danışmama da sorunların arasındadır.

Hamilelikle birlikte önceliklerin değişmesi, yeni döneme uyum sağlamak, artık çiftin ilgisinin doğacak bebeğe kayması birbirlerine olan ilgilerinin azalmasına, bu da artık ilgi odağı olmayacağım korkusuna neden olabilir. Planlanmamış gebelikler ya da tek taraflı planlanmış gebelikler sorun yaratabilir” şeklinde konuştu.

Hamilelikte aldatılma korkusunun cinsellikle ve beğenilmeme ile ilgisi var mıdır?

Üney, “Kuşkusuz cinsellik insan için önemlidir. Ancak hamilelik öncesi uyumlu olmayan ve doyum sağlamayan bir cinsellik, hamilelikle birlikte daha büyük sorun haline gelebilmektedir. Bir de hamilelikle ilgili cinsel bilginin kısıtlı olması, yanlış inanışlar eklendi mi sorun daha büyümektedir.

Kadın doğum uzmanlarına göre hamileliğin cinselliğe olumlu ya da olumsuz bir katkısı yoktur. Son bir aya kadar düzenli doğumla ilgili kontrollerini yaptıran ve sorunu olmayan çiftler son aya kadar cinselliği rahatlıkla yaşayabilmektedirler.

Ayrıca cinselliği daha geniş düşünmek, cinselliğin sadece cinsel birleşmeden ibaret olmadığını ve bunun dışında da yaşanabileceğini bilmek durumu kolaylaştırır. Bunun dışında kadında hamilelikle birlikte fiziksel değişimi, aldığı kilolar ve görünümü, beğenilme ve arzu edilme ile ilgili kuşkular ve korkular oluşturabilir.

Güven, yakınlık, sevgi, aşk, içtenlik gibi duygular fiziksel değişiklikleri olağan kabul etmeyi sağlar, bu durum kadının çekiciliğini değiştirmez. Yapılan araştırmalar gösteriyor ki çekicilik sadece fiziksel görünümle açıklanamaz” dedi.

Hamilelikte aldatılma korkusu nelere neden olabilir?

Üney, “Eğer bu korku gerçekse olumsuz bir hamilelik dönemi, depresyon, boşanmaya kadar giden olumsuzluklar olabilir. Ancak biliyoruz ki hamilelikte aldatılma korkusu çoğunlukla gerçekçi olmayan endişelerden ibarettir. Ancak bu korkunun gerçekçi olmaması çiftin arasında sorun oluşmasını engellemez.

Örneğin kadın bu korkusundan dolayı dedektif gibi eşinin telefonunu, bilgisayarını, cüzdanını kontrol ediyorsa, gerçekçi olmayan korkularından dolayı eşiyle tartışmaya giriyorsa, iyice alıngan olmuş ve her durumdan bir anlam çıkarmaya başlıyorsa durum kritik bir hal alır. Aldatma olmasa da depresyon, tartışma ve boşanmaya kadar giden bir olumsuzluk yaşanabilir” ifadelerini kullandı.

Hamilelik dönemindeki aldatılma korkusuyla nasıl baş edilebilir?

Öncelikle baş etmek için sorun oluşmadan müdahalenin önemli olduğunu belirten Üney, gerçekten hazır olmadan ya da ilişkide çatışmalar veya cinsel sorunlar varken hamile kalınmaması gerektiğini söyledi. Üney, hamilelikte gerek hormonal ve fiziksel değişiklikler, gerekse ruhsal değişikliklerden dolayı ortaya çıkan gerçekçi bir temeli olmayan aldatılır mıyım korkusu yaşanıyorsa 10 altın kural olduğunu söyleyerek, bunları şöyle sıraladı:

“1. Mutlaka bu kaygılarınızı eşinizle abartmadan paylaşın.
2. Bu fiziksel ve cinsellikle ilgili değişikliklerden nasıl etkilendiğinizi konuşun.
3. Eşinizle birlikte etkinlikler yapın.
4. Hamilelikte kendinize bir hobi edinin.
5. Kendinize özeninizi ve bakımınızı ihmal etmeyin.
6. Hamilelikte cinsellik konusunda mutlaka kadın-doğum hekiminizden bilgi alın.
7. Gevşeme egzersizleri ve nefes egzersizleri yapın. Gebelik döneminize uygun spor ve fiziksel egzersiz yapın.
8. Eşinizle sevgili olma durumuna yani flört etmeye devam edin.
9. Mutlaka gülümseyin, gülmek insanda olumlu hissettiren hormonların salınımını artırır.
10. Eğer sorun ilişkinizi zedelemeye başlamışsa bir psikiyatristen veya klinik psikologdan yardım istemekten çekinmeyin.”

Hamile İseniz Bunları Yemeyin

Kadın Doğum ve Tüp Bebek Uzmanı Doç. Dr. Hakan Çoksüer, hamilelik döneminde kadınlara sucuk, salam ve sosis gibi işlenmiş et ürünlerinden uzak durmaları yönünde uyarılarda bulunarak, bu ürünlerin anne karnındaki bebeklerde beyin hasarına yol açabileceğini söyledi.

Kadın Doğum ve Tüp Bebek Uzmanı Doç. Dr. Hakan Çoksüer, anne adaylarına sucuk, sosis ve salam gibi gıdalarla ilgili uyarılarda bulundu. Hamilelik döneminin insan hayatının en önemli evrelerinden biri olduğunu vurgulayan Çoksüer, “Bebeğimizin sağlığını korumak için mutlaka yiyeceklerimize dikkat etmemiz gerekiyor. Yiyeceklerden alabileceğimiz zararlı gıdalardan uzak durmalıyız. Salam, sucuk ve sosis gibi işlemiş gıdaların tüketimi son yıllarda yapılan çalışmalarda kansere yol açabileceği ortaya çıkmıştır. Ancak ‘International Journal of Cancer’ dergisinde yayınlanan bir makalede özellikle hamilelik döneminde bu gıdaların tüketimi bebeklerde de beyin kanserine yol açabiliyor” dedi.

“BEBEKLERİN BEYİN FONKSİYONLARI OLUMSUZ ETKİLİYOR”
İşlenmiş ürünlerin doğacak bebeklerin beyin fonksiyonlarını olumsuz etkilediğinin araştırmalarla ortaya çıktığına dikkat çeken Doç. Dr. Çoksüer, “Hamile bayanların bu ürünleri tüketmemeleri için bir kere daha düşünmeleri gerekmektedir. Yine aynı şekilde hiperaktif çocukları destekleyen gruplarda da bu gıdaların tüketiminde beyin fonksiyonlarını etkilemektedir. Hamile kadınlar doğacak olan çocuklarının sağlıkları için bu işlenmiş gıdalardan uzak durmalarını tavsiye ediyoruz” diye konuştu.

“BU GIDALAR DÜŞÜK VE ERKEN DOĞUMA SEBEP OLMAKTA”
Düşük ve erken doğumdan korunmak için hamile kadınlara bu tüketimleri önermediklerini anlatan Çoksüer, salam, sosis ve sucuğun içerisinde nitrik ve nitrat tuzlarının bulunduğunu dile getirdi. Doç. Dr. Çoksüer, “Bu tuzlar özellikle buna benzer gıdaların parlak renk kazanması sağlıyor. Aynı zamanda bu gıdalarda botinimun mikrobundan korunmak içindir. Fakat bu gıdalarda sağlık yönündeki etkilerini unutmamak gerekir. Onun için gıdaları tüketirken bir kere daha düşünmek gerekir. Özellikle hamile kadınlar ve çocuklar, kahvaltılarda olan bu işlenmiş gıdalardan uzak durulması gerekiyor” ifadelerini kullandı.