Sevgiyle Başlayan Evlilikler Neden Bitiyor?

Türkiye’de evlenen çiftlerin yüzde 40’ı ilk 5 yılda boşanıyor. Evliliğin ilk senesinde ise boşanma oranları giderek artıyor. Peki, bir evliliğin boşanma ile sonuçlanıp sonuçlanmayacağını belirleyen etkenler neler? Ciddi bir ilişki içindeki çiftler evlilik, ayrılık ya da birlikteliklerini olduğu gibi sürdürme kararını nasıl almalılar? Yapılan araştırmalar, evlilik öncesinde çiftlerin değerlendirilmesi, bilgilendirilmesi ve zorluk yaşayabilecekleri alanlarla ilgili destek almalarının boşanma oranını düşüreceği yönünde. Yine araştırmalara göre, mutlu çiftlerin ortak noktası birlikte yaptıkları ortak aktiviteler ve hobilerde gizli.

ORTAK HOBİLER AŞKI SÜRDÜRÜYOR
Evliliğin ardından hızla akan yaşam, çiftin zaman içinde birbirinden uzaklaşmasına, farklılaşmasına neden olabiliyor. Zaman içinde farklı ilgi alanlarına sahip olma ya da ilgilenilen alanların değişmesi söz konusu olabiliyor.

Yıllar içinde karakterinde farklılıklar gözlenebilen çiftlerin yaşama bakışları veya ilgi alanları değişebiliyor. Uzmanlar yıllara meydan okuyabilen, ilk günkü tazelikte bir ilişki için çiftlerin partnerinin ilgi alanlarını dikkatle takip etmesi gerektiğinde hemfikir. İlişkide heyecan seviyesini sabit tutmanın anahtarı ise birlikte yapılan aktivite ve hobilere zaman ayırmakta ya da birlikte yeni hobiler edinmekte yatıyor.
MUTLU BİR EVLİLİK İÇİN DÜĞÜN ÖNCESİ TERAPİ İŞE YARIYOR
Yeni çiftler göz kamaştırıcı düğünlerle dünyaevine girerken bütün temenniler onların ‘bir ömür boyu’ mutlu olmaları üzerinedir. Ancak bu temenninin gerçeğe dönüşmesi sadece bir dilek olarak kalmamasına bağlı. İlişki terapistlerine göre bir evliliğin yıllara yenilmemesinin yolu, önemli oranda düğün öncesi alınacak bir çift terapisine bağlı. Psikoloji İstanbul İlişki Terapisti Uzman Psikolog Özge Altan Aydın, ilişki değerlendirme paketi ile çiftlere bir ömür boyu mutluluğun anahtarının verildiğini söylüyor. Çift terapisi uzmanları tarafından yürütülen program, her biri 80 dakika süren 4 görüşmeden oluşuyor. Bu programa katılan çiftler, uzmanlar tarafından ayrıntılı bir ilişki değerlendirmesinden geçiriliyor. İlişkisinin şu andaki durumu, ilişkinin güçlü ve gelişmesi gereken yönleri ile gelecekte bekleyen riskler ve çözüm yolları belirleniyor.

UZMANLARA GÖRE MUTLU BİR İLİŞKİNİN SIRRI, ÇİFTLERİN ORTAK YAŞAM AMAÇLARI, HOBİLER, BENZER VE İLGİ ALANLARINA SAHİP OLMALARINDA GİZLİ.

ELEŞTİRİ VE AŞAĞILAMA EVLİLİĞİN BİTİŞ SEBEBİ
Çiftlerin birbirleriyle iletişim halindeyken kullandıkları eleştiri, aşağılama, savunma ve duvar örme davranışları ilişkinin bitmesinin en büyük sebebi. Örneğin, eşin yaptığı davranışı değil de onun kişiliğini eleştirmek “benimle bunu paylaşmanı isterim” yerine “sen çok bencilsin demek” ya da “bu tarz kıyafetler giymen hoşuma gider yerine”, “giyim tarzın çok kötü” demek ilişkiye ağır darbeler vuruyor.

EŞİNİZLE ARANIZA DUVAR ÖRMEYİN
Eşlerden birinin tartışma sırasında ‘hı hı’, ‘evet’, ‘hayır’ gibi aktif bir dinleme halinden sessizliğe bürünmesi ve göz kontağını keserek iletişimden tamamen kopması kısacası bir duvara dönüşmesi varolan incinmişliği körüklüyor, tartışma anında ise tartışmanın hararetini artırıyor.

GÜVENSİZLİK VE ŞÜPHE YIKICI
Çiftin ilk zamanlardaki yakınlığını kaybetmesi ilişkide güvensizlik, şüphe gibi durumların yaşanmaya başlamasına neden oluyor. İlişkinin başında birbiriyle bol bol vakit geçiren çift, artık ortak bir şey yapmamaya başlıyor. Bu kopukluk cinsellik dahil ilişkinin bütün alanlarına yansıyor. Beraberinde aldatmayı getiriyor. Güven sorunları, kıskançlık gibi davranışlar bazen de eşlerden birinin geçmişinde yaşadığı bir travmadan veya kişilik yapısından kaynaklanabiliyor.

SORUNA ERKEN MÜDAHALE EDİLMELİ
Araştırmalaar göre birçok çift terapiye 6 sene sonra başvuruyor. Aytun, bu kadar geç başlanan terapilerin de zorlu olabileceğini söylüyor.

Terapi maliyeti nedir?
Evlilik terapisi Mazhar Osman Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi ile Erenköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi’nde sosyal güvence ile ücretsiz alınabiliyor. Ücretsiz hizmetten yararlanmak için Sağlık Bakanlığı’nın 182 nolu hattını arayarak randevu almak gerekiyor. Özel klinik ve merkezlerde ise seans süre ve ücretleri farklılık gösteriyor. Psikoloji İstanbul’da 1.5 saat süren bir seansın bedeli TL 300 Deneyim Evlilik Danışmanlığı’nda ise 1 saatik seans ücreti TL 150 6 seanslık paket ise TL 600

EŞİNİZLE TARTIŞIRKEN DİKKATLİ OLUN!
Tartışma anında sakin kalınması önemli. Suçlamadan uzak durmak büyük kavgaları engelliyor. Tartışmanın şiddetlendiği anlarda ise 20 dakika kadar ara vermek, karşı tarafın duygularını anladığını söylemek ya da alakasız bir konuda espri yapıp ortamı yumuşatmak işe yarıyor.

BOŞANMA ÖNCESİ TERAPİ GÖRÜLECEK
Türkiye’de yılda 600 bin evlilik gerçekleşiyor. Yıllık ortalama boşanma sayısı ise 120 bin. Boşanmalarda görülen yüksek oran, Aile ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nı harekete geçirdi. Bakan Fatma Şahin, Bakanlığın boşanmadan önce çiftlere terapiyi tavsiye edeceğini belirtiyor. Çift isterse devletten terapi talep edecek. Bu uygulama şu an çalışma aşamasında. Ancak hayata geçmeden önce tartışmalar başladı bile. Bazı kesimler bunun yerinde bir uygulama olacağını söylerken, bazı kesimler ise boşanmayı özellikle kadın aleyhine zorlaştıracağını düşünüyor.

Kaynak:http://www.seninle.com.tr/ruh-ve-beden/ask-ve-iliskiler/1795-mutlu-baslayan-evlilikler-neden-bitiyor.html

Gerçekten Aradığınız Kişi O Mu Sizce?

Hayatın akışına kapılmış giderken, birden karşınıza çıkanın doğru kişi olup olmadığını anlamak kolay değildir. İlk anların büyüsü geçtiğinde yanıldığınızı görmüş olmaktan korkuyor musunuz? Aşkı arayanlar için bu endişe hep vardır. Haksız da sayılmazsınız. Tanışma, yakınlaşma, alışma evrelerinden geçip, emek ve zaman harcadıktan sonra, aslında tüm bu zamanın havaya savrulmuş vakitler olduğunu görüp kimbilir kaç kere pişman olmuşuzdur?

AŞKI HİSSETMEK İSTİYORUZ
Hepimizin güvenmeye ihtiyacı var. Başımızı dayayacağımız, sevildiğimizi hissedeceğimiz, yanında olmaktan mutluluk duyacağımız birine ihtiyaç duyuyoruz. İnsanın temel gereksinimleri olan yemek, barınmak ve uyumaktır. Bunları hallettiğimizde ikinci basamakta yer alan ve bana sorarsanız, en az diğerleri kadar önemli olan şeye geliyor sıra, sevgiye! İnsanların biyolojik ihtiyaçları bittiğinde, ruhu ve kalbi sıraya giriyor. Dokunmak, aşkı hissetmek, güven duymak istiyoruz. Peki, karşılaştığımız insanın bizim için doğru kişi olup olmadığını nereden anlayacağız? Bilemiyorum! Mutlaka biraz zaman geçirmek ve görmek gerekiyor. Yanılma payımızı da hesaba katmak gerekli. Zor iş bu aşk işi yani!
BU YÖNTEM İŞE YARIYOR!
Aslında bir yol daha var. Ancak bunun için inanç, sağduyu ve önsezilerinize güvenmeniz gerekiyor. Daha doğrusu inanç gerekiyor. Belki birçoğunuza fantastik gelebilecek bu yöntemi, yıllar önce bir kitapta okumuştum. Dost sohbetlerinde ara sıra anlattığımda tebessümle dinlenmişti. Fakat birkaç gün önce arkadaşlarımdan biri, “senin yöntem işe yaradı” diye aradı. O zaman hatırladım ve size de aktarmak istedim. Belki birinizin işine yarar. Hangi dini inanca sahip olursanız olun, nasıl bir ibadet şekli kullanırsanız kullanın, yukarıya yollanan ve gönülden edilen tüm duaların, yerine ulaştığına inananlardanım. Eğer dileğiniz başka birinin kötülüğü üzerine değilse ve yüreğinizin derinliklerinde güçlü bir şekilde, saflıkla istenmişse, mutlaka gerçekleşiyor. Siz de dualarınızda, karşılaştığınız kişilerin sizin için doğru insanlar olup olmadığını anlamanıza yardımcı olması için, evrenden bir işaret göndermesini isteyin.

Mucizelere ve duaların gücüne inanın. Dileklerin ne zaman kabul olacağını kim bilebilir? Evrenden işaretinizi isteyin. Doğru insan mı değil mi, evrenden gelecek işarete göre hemen anlayabilirsiniz. Nasıl mı?

BİR PLAKLA GELEN İŞARET
Sevgili dostum anlattığına göre, arkadaş grubunda biriyle tanıştırılmış. Kalabalık içinde pek fazla konuşma şansları olmamış ancak ve bulabileceği yerleri arasa da bir sonuç alamamış. Eğer adam doğru kişiyse, işaret olarak ona bu albümü getirsin diye dua etmiş. Aslına bakarsanız zor ihtimal, kim hiç tanımadığı bir kadını yemeğe çıkarırken, sevdiğinden bile emin olmayacağı bir şarkıcının, üstelik plaklar tedavülden neredeyse kalkmışken, ilk albümünü bulup getirebilir ki ve neden? Ama tahmin edin ne olmuş? Gerçekten o akşam adam arkadaşımı almaya gelmiş ve arabaya binip restorana giderlerken, bir paket uzatmış. “Sevip sevmediğini bilmiyorum ama bugün dolaşırken birbirlerinin telefon numaralarını almışlar. Adam ertesi gün aramış ve yemeğe çıkmak için bir randevu almış. Arkadaşım o gece dua etmiş ve onun o adam kendisi için doğru kişiyse bunu anlamak için bir işarete ihtiyacı olduğunu söylemiş. Bu arada uzun zamandır sevdiği bir şarkıcının ilk plağını arıyormuş. Bütün sahafları bir eskici dükkanın camında bunu gördüm. İçimden sana almak geldi. Umarım çalacak bir pikabın vardır. Aslında çiçek alacaktım ama nedense bu plağı almayı tercih ettim” demiş. Mucizelere ve duaların gücüne inanın. Siz de kendi işaretinizi isteyin. Dileklerin ne zaman kabul olacağını kim bilebilir?

Kaynak:http://www.seninle.com.tr/ruh-ve-beden/ask-ve-iliskiler/1819-gercekten-aradiginiz-kisi-o-mu.html

Aşk Ayrılığı Sonrasında Ayağa Kalkma Önerileri

Ayrılık acısını atlatmanın bir yolu var mıdır diye sorarlar hep; zamandan başka bildiğim bir yol yok! Ancak zamanı geçirmek için uygulanacak taktiklerim çok. Ayrılık acısı insanda ağır bir depresyon duygusu yaratıyor. Battaniye altında, elinde uzaktan kumandayla oturup ağlama ihtiyacı duyuyorsun. Aklın sürekli telefonda, gelen reklam mesajlarına bile yerinden zıplıyorsun, ya ondan geldiyse? Gözün hep saatte, vakit geçmek bilmiyor. Sonsuzluk ne demek, işte bu süreçte anlıyorsun! Oysa ayrılık acısını atlatmak için yapılacak şey; zamanı geçirmenin yolunu bulmaktan geçiyor. Canın ne kadar istemese de, biraz kendini zorlayacaksın. O yataktan çıkacaksın mesela veya işe gidiyorsan, bütün gün işi savsaklayıp mektuplarını her 10 saniyede bir kontrol edip haber beklemeyeceksin.

AYRILIĞIN İLACI YENİ BİR DEKORASYON OLABİLİR
Öncelikle ayrılığı aklına kabul ettireceksin. Ayrıldınız! Şimdi ne yapmak gerek, ona bakacaksın. İçin acıyacak, gözlerin dolacak, hatta yaşamak bile anlamsız gelecek. Hepsini anlamlandıracaksın. Bundan sonra kimseyi sevmeyeceğine dair ettiğin yeminlerin gerçek olmadığını bileceksin ama seni rahatlatıyorsa, söyleyip geçeceksin. Odanı, evini, mümkünse ofisini yeniden dekore edeceksin. Eşyaların yerini değiştirdiğinde, üstündeki o kötü enerjinin gittiğini de göreceksin. Evinizin yeni hali seni kesinlikle keyiflendirecek!

ESKİLERİ ATIN GİTSİN!
Sonra gardırobunda kullanmadığın ve evde işine yaramayan şeyleri atma aşamasına geçebilirsin. Dolabın içinden ona ait resimler, mektuplar ve başka eşyalar çıkabilir. Henüz atmaya hazır değilseniz, bir kutu yapıp içinde saklayın. Yazmak da aşk acısını atlatmanızı sağlayabilir. hatta bu acıyı aşmaya bire bir gelir. Bir blog kurup yazmaya başlamak iyi bir fikir olabilir.
PUZZLE YAPIN , YEMEK PİŞİRİN…
Bir oyuncak dükkanına veya kitapçıya gidip kendinize 1500 parçalık bir yap-boz almak da, ruhunuzu dinlendirmek için iyi bir alternatif olabilir. Kendini mutfağa atıp yeni lezzetler keşfetmek de işe yarayabilir. Özellikle tatlı ürünler, çikolata içeren spesiyaller hazırlayarak, mutluluk hormonunu artırabilirsiniz. Video paylaşım sitelerinde bulunan komik videoları izlemeyi de ihmal etmeyin. Güldükçe yeni bir aşkın size doğru hızla geleceğini göreceksiniz.

BU ASLINDA YENİ BİR AŞKA HAZIRLIK SÜRECİ
Yalnızlığı dostlarla mümkün olduğunca çok vakit geçirmek için bir fırsat olarak görmek en iyisi. Evde yalnız başına oturmak ne onu geri getirir, ne de zamanın geçmesini sağlar. Oysa evde pijama partisi veya korku filmi için yandaş toplamak gibi eylemlere girmek eğlenceyi eve davet etmektir. Bowlinge gitmek, bilardo öğrenmek, yüzmeye başlamak, spora gitmek, yabancı dil öğrenmek gibi pek çok hobi için artık ne çok boş vaktiniz var bunu düşünün! Bu boş zamanınızı iyi değerlendirin. Hayatınıza yeni biri girdiğinde, gözünüz aşktan kör olacağı ve vaktinizin çoğunu sevgilinizle geçireceğiniz için, bunları yapmaya zaman bulamayacaksınız. Ah, unuttum, affedersiniz! Daha az önce karar vermiştiniz. Hatta yemin etmiştiniz değil mi, bir daha kimseyi ama hiç kimseyi sevmeyecektiniz….

Her ayrılık aslında yeni bir aşka hazırlık sürecidir. Yeni aşkınızla karşılaşmadan önce yaşadığınız yalnızlık sürecini yeni hobilere için fırsat olarak görün. Puzzle yapın, yemek kursuna gidin, bilardo öğrenin, arkadaşlarınızla buluşun…

Kaynak:http://www.seninle.com.tr/ruh-ve-beden/ask-ve-iliskiler/1873-ayrilik-sonrasi-ayaga-kalkma-taktikleri.html

Yanlış Adamı Seçenler Kulübü

Erkek seçiminde sürekli hata yapanlardan mısınız? Hayatınızın büyük bir kısmı aşk yolunda ziyan mı oldu? Yaşadığınız ilişkilerin bitiminde acı çeken, bırakılan siz mi oluyorsunuz? Doğru adamla karşılaşmamış olmanızın sebebini kadere ve şansa mı bağlıyorsunuz? Bu sorulara ‘evet’ cevabı veriyorsanız, kulübe hoş geldiniz… Burası ‘Yanlış Erkek Seçen Kadınlar Kulübü!’ Bu kulübün üyelerinin ortak özelliğiyse kendileriyle tanışmamaları. İnsan kendini tanımaz mı gibi bir sorunuz varsa, cevabım, “Zor tanır”…

KENDİNİZİ SORGULUYOR MUSUNUZ?
Bir kadın sürekli yanlış adamlarla birlikte oluyorsa, suçu kadere ve bahtına atmadan önce oturup biraz düşünmeli. Bu kulübün üyeleri çoğu zaman erkekleri suçlar, mutlu olduğuna inandığı diğer kadınlara karşı gizli bir kıskançlık duyar ve o kişinin şanslı ya da ‘hafif meşrep’, her yolu bilen bir tip olduğunu düşünür. Kendini sorgulamak ise aklına bile gelmez. Peki, bu seçimlerin altında yatan etken nedir? Bunun iki cevabı vardır: Aşırı özgüven ve özgüvensizlik! Çok şaşırtıcı değil mi? Kendine çok güvenen kadın, normalde kimse tarafından onaylanmayan bu yanlış erkek için şöyle bir düşünceye kapılır, “Ben onu değiştiririm!” Kendini başkalarından farklı sanan, hırs dolu, simyacılığa özenen bu üyemizin, elbette sonunda elinde kalan sadece gözyaşı olur.

BUZ KRALİÇESİNE DÖNÜŞMEK…
Bayan Kendine Güvenen, bir müddet sonra yorgun, yıpranmış, doğru karar verme yeteneğini kaybetmiş, gerçek kimliği yara almış, öfkeli ve inatçı bir yapıya bürünür. Gittikçe seçtiği adamlar gibi olmaya başlar. Sonucunda da kuyruğunu yakalamaya çalışan kedi gibi, kendi etrafında dönen, erkeklere öfke duyan, her başarısız ilişkisi için bahane üreten, sevginin gerçekliğine inancını kaybetmiş ve inatla dönüp kendini sorgulamayan bir ‘Buz Kraliçesi’ne dönüşür.

ÖZGÜVENSİZ KADIN ERKEĞİ KAÇIRIR
Üyelerimizin ikinci kısmını oluşturan Bayan Güvensiz ise erkek seçiminde alt yazı olarak şunu geçirir, “Beni bu adamdan başka kimse beğenmiyor ki! Başka seçeneğim yok.” Bu üyemizin en önemli sorunu kendini beğenmemesi ve sevmemesidir. Genellikle vücudundan nefret eder. Mutlaka eleştirdiği bir uzvu vardır. Boyu, kilosu, burnu, gözü, dişi, poposu, göbeği, elleri vb… Kadınların hemen hepsi bir yerlerini değiştirmek isterler, ancak bu üyemizi farklı kılan önemli bir bilinçaltı yargısı vardır, “Sevilmeyi hak etmiyorum!” Bu durum o kadar benliğini sarmıştır ki, dişiliğini, sevgisini, ruhunu, zekasını örter. Üzerine giydiği elbiseden tutun da, kullandığı cümlelere kadar verdiği mesaj, “Beni seçmeyin, ben mutsuz bir kadınım, sizi de mutsuz ederim” dir. Böyle olunca da, istediği ve birlikte olabileceği adamlar bu sinyali alır ve kaçarlar. Geriye kalanlarsa kalender meşreplerdir. Üyemiz, yaşadığı her başarısız ilişki ile düşüncelerini daha çok onaylamış olur. Yani damlaya damlaya göl olur ve Bayan Güvensiz kendi gölünde boğulur.

DEĞİŞİME ÖNCELİKLE KENDİNİZDEN BAŞLAYIN
Bu kulübün üyelerinden biri olduğunuzu düşünüyorsanız, derhal harekete geçin. Kendinizle yüzleşin! Ruhunuzu, beyninizi ve yüreğinizi tedavi edin. Gerekirse profesyonel yardım alın. Değişime erkeklerden değil, kendinizden başlayın. Göreceksiniz o zaman kaderiniz de, şansınız da değişecek ve bir gün kapı çalınacak, “Merhaba! Ben Bay Doğru!”.

Değişime önce kendinizden başlayın. Göreceksiniz birgün ‘Bay Doğru’ kapınızı çalacak!

Aşırı özgüven, “Ben onu değiştiririm” tavrı size sadece gözyaşı getirir. Kendini sevmeyen, mutsuz ve güvensiz kadınsa erkeğe, “Seni de mutsuz ederim” mesajını verir. Her iki kadın için kaçınılmaz son ise yalnızlıktır.

Kaynak:http://www.seninle.com.tr/ruh-ve-beden/ask-ve-iliskiler/1977-yanlis-adami-secenler-kulubu.html

Daha İyi Bir Cinsellik İçin 10 Öneri

1 Seksi önemseyin
Cinsellik hayatımızın vazgeçilmez bir parçası ve cinsel açıdan tatmin olmak, yaşama genel bakışımızı etkileyecek kadar önemli. Pfizer’in, bağımsız araştırma ajansı Vision Critical aracılığıyla Türkiye’nin de dahil olduğu sekiz Avrupa ülkesinde toplam 4108 kişiye yaptırmış olduğu ‘When it comes to sex’ (Cinsellik söz konusu olduğunda) anketinde, katılımcılara cinselliğin, hayatı algılamaları konusunda ne kadar önemli olduğu sorulmuş. Araştırmaya göre kadın ve erkeklerin büyük çoğunluğu cinsel açıdan tatmin olma hissinin yaşama genel bakışları açısından önemli veya çok önemli olduğunu kabul ediyor. Ankete katılan erkeklerin yüzde 80’i, kadınların da yüzde 62’si cinsel açıdan tatmin olma hissinin önemli bir faktör olduğunu kabul ediyor. Siz de ‘Cinsel hayatım ne durumda?’, ‘Seks hayatımın nasıl olmasını isterdim?’ gibi soruları kendinize sorarak, çözmek istediğiniz problemleri belirleyebilir ve ilk adımı atabilirsiniz.

2 Monotonluktan kurtulun

Rutin bir gününüz nasıl geçiyor? Evli ve çalışan birçok kadın için senaryo şu şekilde: Kalk, hızlıca giyin, makyaj yap, trafiği aşabilirsen vaktinde işe git, kahvaltıyı bir poğaçayla geçiştir, 1-2 kahve molası dışında tüm gün çalış, tekrar trafikle boğuş, eve ulaş, yemek hazırla, duş al, çocuklarla ilgilen, vaktin kalırsa biraz dizi izle ve yatma vakti geldi, işin yoksa bir de seviş! Kulağa ne kötü geliyor değil mi?
Şimdi senaryoyu biraz farklılaştıralım… Sabah seksi, güne güzel başlamak için harika bir yol! Üstelik salgılayacağınız mutluluk hormonlarıyla tüm gününüzün daha stressiz geçmesini bile sağlayabilir! Ayrıca birlikte duş almak, gün ortasındaki flörtöz mesajlar ya da çocuklar eve gelmeden yapılan küçük bir kaçamak da monotonlaşan seks hayatınıza iyi gelebilir.

3 Görünüşünüze takılmayın

Kilolar, bacaklardaki 1-2 tüy, ter kokuyorum düşüncesi… Tüm bunlarla ve kötü göründüğünüz düşüncesiyle kafanızı meşgul ederseniz, duygularınız üzerine yoğunlaşamazsınız. Ve unutmayın, erkekler yatakta kendine güvenen kadınları daha çekici bulur!

4 Seksten bahsedin
Partnerinizle cinselliği konuşuyor musunuz? Çiftlerin birçoğu yatak odasındaki sorunları konuşmaktan çekiniyor. Konuşmadıkça da çatışmalar artıyor. Sevdikleriniz, sevmedikleriniz, fantezileriniz ve seks sırasındaki duygularınızdan bahsetmeniz birbirinizi daha iyi tanımanızın, vücutlarınızı keşfetmenin en garantili yolu. ‘Utanırım’ demeyin, aklınızdan geçen yaramaz cümleleri onunla paylaşmayı deneyin!

5 Ön sevişmeyi uzatın
Pfizer’in, ‘When it comes to sex’ anketine göre katılımcıların yüzde 68’i için ‘fiziksel ön sevişme’ kendilerinin ve eşlerinin cinsel tatmininde en önemli ya da ikinci önemli unsur… Dokunma, temas, elle uyarma… Tüm bunlar kadınlar için orgazm kadar önemli. Ön sevişme hem sonraki doyum açısından iyi bir temel oluşturuyor, hem de psikolojik açıdan hazzı arttırıyor.
6. Cinselliğe davet
Dekolte, seksi iç çamaşırları, seks shop’lardan alınmış 1-2 oyuncak, seksi bir parfüm ya da küçük bir hafta sonu kaçamağı… Tüm bunlar seks yaşamınıza renk katabilir. Ayrıca stresli yaşam ve yoğun tempo seks hayatınızı olumsuz etkiliyorsa, ten temasının gücünü es geçmeyin ve rahatlatıcı masajlarla seks hayatınızı renklendirin.

7 Yönlendirin
Yapılan bir araştırma evli kadınların yüzde 32’sinin ‘Ben hiçbir şey hissetmesem de olur, yeter ki kocam kendini iyi hissetsin’ görüşünde olduğunu ortaya koyuyor. Oysa daha iyi bir seks hayatı için partnerinizi mutlu etmeye çalışmaya odaklanmak yerine, isteklerinizi dile getirmekten çekinmemelisiniz. ‘Dilini kullan’, ‘Yukarı çık’ gibi komutlarla onu yönlendirerek bunu başarabilirsiniz. Unutmayın, yatakta ne istediğinizi sizden daha iyi kimse bilemez!

8 Egzersiz yapın

Formunuzu korumak ya da karnınızı sıkılaştırmak için olduğu gibi yataktaki performansınızı arttırmak için de egzersizler yapabilirsiniz. Tantra ve Kegel egzersizleri bu konuda size yardımcı olabilir.

9 Cinsel sağlığınızı ihmal etmeyin
Cinsel isteksizlik, vajinismus, orgazm olamama gibi sorunlar yaşıyorsanız veya partnerinizde sertleşme sorunu, erken boşalma, ağrılı boşalma gibi problemler varsa, bir uzmandan yardım almaktan çekinmemelisiniz. Doç Dr. Haluk Kulaksızoğlu ‘Bütün dünyada yapılan araştırmalar 40-70 yaş grubunda neredeyse küresel olarak her üç erkekten ikisinde cinsel sorunlar olduğunu ortaya koyuyor’ diyor ve ekliyor: ‘Konuşulması oldukça sıkıntı verici cinsel sorunlarla ilgili karşılaştığımız en büyük problemlerden bir tanesi insanların kafasındaki yanlış bilgiler.’ Siz de bilimsel olmayan veriler, kulaktan dolma sözlerle kendinizi yanlış yönlendirmeyin ve bir uzmana danışın.

10 İsteksizlik sorununu aşın
Medical Park Bahçelievler Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Suat Süphan Erşahin, ağır yaşam koşulları, eşler arasındaki geçimsizlik, cinsel travmalar, depresyon, ağır ilaç kullanımı, sistematik hastalıklar, hormonal bozukluklar, vajinal enfeksiyon gibi birçok faktörün cinsel isteksizliğe sebep olabileceğini söylüyor. Ama tüm bunların çözümü var. Cinsel isteksizliğe neden olan faktörün ortadan kaldırılması, eşler arasındaki uyumun sağlanması, egzersizler yaptırılması, sistemik hastalıkların tedavi edilmesi ya da doktorun önereceği ilaç tedavisinin kullanılması çözüm yollarından… Siz de cinsel isteksizlik yaşıyorsanız, bir uzmana danışarak cinsel hayatınızı daha sağlıklı hale getirebilirsiniz.

Erkekler Kadınlarda Ne Görmek ister

Göğüs uçlarınızın belirginleşmesini
Erkeklerin göğüs konusunda ne kadar hassas oldukları bilinen bir gerçek. Kıyafetinizin altında belirginleşen göğüs uçlarınız, erkeğinizin aklını başından almaya yetiyor. Sizi bir anda çıplak hayal etmeye başlayan erkeğinizi daha da mutlu etmek için karşısında seksi bir şekilde soyunabilir ve ateşli bir seksin kapılarını aralayabilirsiniz.

Seksi iç çamaşırlarınızı
Erkeğinizin hislerini canlandırmak ve onu baştan çıkarmak için seksi bir iç çamaşırından daha etkili ne olabilir? Özellikle üzerinizi çıkarırken sizi izlemek partnerinize büyük bir keyif verir. Erkeğinizin libidosunu yükselten bu hareket, yataktaki mutluluğunuza da katkı sağlar.

Onun için özel yemekler pişirmenizi
Erkeğin kalbine giden yol gerçekten de midesinden geçiyor! Erkekler, kendilerine yemek pişiren kadınlardan çok hoşlanıyor. Özellikle onlar için özel bir şey pişirilmesi, kalplerini çalmaya yetiyor. Erkeğinizi ellerinizle beslediğinizde bundan ne kadar hoşlanacağını kendi gözlerinizle göreceksiniz.

En doğal halinizi
Erkekler, her ne kadar bakımlı kadınlardan etkilenseler de partnerlerinin en doğal hallerini görmekten çok hoşlanırlar. Erkekler için önemli olan ne kadar şık ve süslü olduğunuz değil, makyajsız ve günlük giysileriniz içinde nasıl göründüğünüzdür. Doğal haline bırakılmış saçlarınız, iç çamaşırlarınız ve makyajsız haliniz onu baştan çıkarmak için yeter.

Birlikte porno izlemenizi
Porno, pek çok erkeğin vazgeçemediği bir tutku. Partnerlerinden “Birlikte porno izleyelim mi?” sorusunu duymak ise erkeklerin aklını başından almaya yetiyor. Partnerinizden ikinizin birlikte izleyebileceği bir porno film seçmesini isteyin ve onun keyifli vakit geçirmesine eşlik edin. Birlikte porno izlemek, seks hayatınıza da hareket katacaktır.

En içten gülümsemelerinizi
Keyifli, neşeli tavırlarınız ve sıcak gülümsenizin bir erkeğin kalbini ısıtmaya yettiğini biliyor muydunuz? Siz farkında olmasanız da partneriniz bıcır bıcır konuşmalarınız ve neşeli kahkahalarınızdan çok hoşlanır. Onu etkilemek için doğal olmanız yeterli!

Tartışmaları uzatmamanızı
Kadınlar, bir tartışma sonrası erkeklere göre daha çok konuşuyor ve konuyu uzatabiliyor. Erkekler, partnerlerinin çok da önemli olmayan konular üzerinde fazla takılıp kalmalarını ve defalarca aynı şeyi söylemelerini istemiyor.

Onun için alışveriş yapmanızı
Kulağa tuhaf geliyor olabilir ama erkekler, partnerlerinin aldığı kıyafetleri giymekten büyük zevk duyuyor. Alışverişe çıkmaktan nefret eden, alışveriş merkezlerinde boğulan partnerinizi bu dertten kurtarmak ve onu mutlu etmek için ne büyük bir avantaj, değil mi?

Türkiyede Boşanma Oranları?

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre, Türkiye’de son 10 yılda 1 milyon 151 bin 591 çift boşandı, 6 milyon 90 bin 212 çift de evlendi; geçen yıl boşanmanın en fazla yaşandığı il İstanbul, en az gerçekleştiği il ise Hakkari olarak kayıtlara geçti.

10 yılda 6 milyon çift evlendi, 1 milyon çift boşandı

TÜİK verilerinden yapılan derlemeye göre, 2006-2015 dönemini kapsayan 10 yılda Türkiye’de toplam 6 milyon 90 bin 212 çift evlendi, 1 milyon 151 bin 591 çift de boşandı.

Evlenme hızı geriledi, boşanma hızı arttı

2006 yılında binde 1,35 düzeyinde olan kaba boşanma hızı (belli bir yıl içinde her bin nüfus başına düşen boşanma sayısı) 2015 yılında binde 1,69’a yükseldi, kaba evlenme hızı (belli bir yıl içinde her bin nüfus başına düşen evlenme sayısı) da binde 9,17’den binde 7,71’e geriledi.

Senelere göre evlenen çift sayısı

2006 yılında 636 bin 121 olan evlenen çift sayısı, 2007 yılında 638 bin 311’e, 2008 yılında 641 bin 973’e yükseldi. Evlenen çift sayısı 2009 yılında 591 bin 742, 2010 yılında 582 bin 715, 2011 yılında 592 bin 775, 2012 yılında 603 bin 751, 2013 yılında 600 bin 138, 2014 yılında 599 bin 704 ve 2015 yılında da 602 bin 982 olarak gerçekleşti.

2006 yılında binde 9,17 olan kaba evlenme hızı, 2007’de binde 9,09, 2008’de binde 9,03, 2009’da binde 8,21, 2010’da binde 7,98, 2011’de binde 8,02, 2012’de binde 8,03, 2013’te binde 7,89, 2014’te binde 7,80, 2015 yılında da binde 7,71 oldu.

Boşanan çift sayısı

Boşanan çift sayısı 2006 yılında 93 bin 489, 2007’de 94 bin 219, 2008’de 99 bin 663, 2009’da 114 bin 162, 2010’da 118 bin 568, 2011’de 120 bin 117, 2012’de 123 bin 325, 2013’te 125 bin 305, 2014’te 130 bin 913, 2015’te 131 bin 830 olarak gerçekleşti.

Kaba boşanma hızı 2006’da binde 1,35, 2007’de binde 1,34, 2008’de binde 1,40, 2009’da binde 1,58, 2010’da binde 1,62, 2011’de binde 1,62, 2012’de binde 1,64, 2013’te binde 1,65, 2014’te binde 1,70, 2015’te binde 1,69 oldu.

Boşanmanın 1. nedeni geçimsizlik

Geçen yıl 131 bin 830 boşanmanın yaklaşık yüzde 97’sinin sebebi “geçimsizlik” olarak kayıtlara girdi. Bunu terk, zina, akıl hastalığı, kötü muamele, cürüm, haysiyetsizlik ve diğer nedenler takip etti.

Boşanma ilk 3’te İstanbul, İzmir, Ankara var

Geçen yıl boşanmanın en fazla yaşandığı illere bakıldığında nüfusa da bağlı olarak ilk sırayı 28 bin 23 boşanma ile İstanbul aldı. İstanbul’u 11 bin 481 boşanma ile İzmir, 10 bin 950 ile Ankara, 6 bin 210 ile Antalya ve 5 bin 216 ile Bursa takip etti.

En az boşanma Hakkari’de

En az boşanma 47 ile Hakkari’de yaşandı. Hakkari’yi 52 boşanma sayısı ile Ardahan, 53 ile Bayburt, 77 ile Bitlis ve 81 ile Gümüşhane izledi.

Evlilikte en tehlikeli dönem ilk 5 yıl

İstatistiki veriler, evlilikte en tehlikeli dönemin ilk 5 yıl olduğunu ortaya koyarken, geçen yıl gerçekleşen boşanmaların yüzde 39,4’ü, 2006 yılında ise yüzde 42,5’i evliliğin ilk 5 yılı içinde gerçekleşti.

Kaynak:http://www.kadinvekadin.net/turkiye_de_il_il_bosanma_oranlari.html

İyi Bir Cinsel Yaşam İçin Dekorasyanın Sırları

Size belki çok ilginç gelecek ama odanızı ya da evinizi nasıl dizayn ettiğinizin kariyeriniz, bilgi birikiminiz hatta cinsel hayatınız üzerinde büyük bir etkisi var. Hatta vücudumuzdaki mevcut cinsel enerjiyi dengelemenin bir yolu da, özellikle yatak odasında tüm duyularınıza hitap eden bir ortam oluşturmaktan geçiyor.

Üstelik, yatak odanıza denge ve uyum getirmek için çaba harcadığınızda, bu durum sizin aşk ve cinsel hayatınızda da etkisini göstereceği gibi, mutluluk ve tutku olarak da size geri dönecek. Bunları nereden mi biliyoruz? Uzman Klinik Psikolog ve Hipnoz Uzmanı Mehmet Başkak sayesinde tabii ki! Onun önerdiği altı kolay yöntemle, siz de yatak odanızda aşkın pozitif enerjisini harekete geçirebilirsiniz. Yapmanız gerekenler şöyle:
– Yatak odanızdaki duvarların rengiyle ne kadar uyuduğunuz ve cinsel yaşamınızın canlılığı arasında bir bağlantı var. O zaman, yatak odasında hangi renkler tercih edilmeli? “Hangi renkler daha iyi ve keyifli bir gece geçirmemize yardımcı olur? ” derseniz, pembe ve kırmızı renkler bütün dünyada aşkın ve cinselliğin renkleri olarak kabul ediliyor.

– Bu yüzden, cinsel hayatınızı canlandırmak için işe yatak odanızda kırmızı rengi kullanarak başlayabilirsiniz. Yok, özellikle aşk ve sevgi duyguları harekete geçsin istiyorsanız, Başkak’ın önerisi pembe. Tabii böyle dedik diye, yatak odanızın duvarlarını kırmızıya boyamanız ya da perdeler kullanmanıza gerek yok. Küçük dekoratif objeleri kullanarak bunu yapmanızı kastediyoruz. Mesela vazo içinde doymuş renklerden oluşan çiçekler, içinde pembe ve kırmızının tonları olan bir halı, ya da kapakları kırmızı renkte bir dizi kitap olabilir.

– Kişisel alanınızın nasıl koktuğu sizin gece yalnız mı, yoksa partnerinizle mi uyuyacağınız üzerinde çok etkili. Çünkü koklama duyunuz çok güçlü bir afrodizyak. Bu nedenle libido arttırıcı koku olarak, sadece geceleri açan yasemin çiçeği kokusunu deneyebilirsiniz. Ylang Ylang’ın mumu veya yağı da Başkak’ın tavsiyeleri arasında. Zira bu hem kadın, hem de erkeklerde cinsel isteği arttırıyor. Cinsel arzuları harekete geçiren diğer yağlarsa gül ve portakal özü. Aklınızda bulunsun.

Yumuşak çarşaflar, ipekli çamaşırlar ve lüks halı ya da kilimler, yani dokunmaktan keyif alacağınız şeyler yatak odasının olmazsa olmazlarından. Ayrıca yatak odasındaki her şeyi “iki kişiye” göre düşünmeniz gerek. Yatakta uyuyan her kişi için sadece bir yastık olmalı. Bekarsanız, iki yastık kullanabilirsiniz. Yatak yanı lambaları, mumlar, bardaklar ve odadaki diğer objeleri de mutlaka iki kişiye göre ayarlamanızda fayda var.

– Yatak odanızdaki duvarlarda anne-babanızın, arkadaşlarınızın ya da çocuklarınızın fotoğrafları olmasın. E, ne de olsa özel anlarınızın onlar tarafından izleniyor gibi olmasını istemezsiniz değil mi? Bunun yerine, soyut tablolar ya da tanıdık olmayan insanlara ait resimler kullanabilirsiniz.

– Tabii ki duvarda televizyon da olmamalı. Yaydığı elektromanyetik dalgalardan dolayı kişiyi psikolojik olarak cinselliğe kapattığı için, televizyonun cinsel yaşamda yeri yok. Hatta, bilimsel araştırmalar gösteriyor ki yatak odasında televizyon bulunduran çiftlerin cinsel aktivite sıklığını yarıya düşürüyor. Şaşırtıcı, değil mi?

– Stüdyo dairelerde yaşıyorsanız, çalıştığınız ve dinlendiğiniz alanları ayırmak zor. Bu durumda bilgisayar kullandığınız alanı bir paravan veya perdeyle sınırlandırmalısınız. Hatta işinizle ilgili ne varsa hepsini odanın bir yerinde tutun ki, çalışmadığınız zamanlarda onları gözünüz görmesin. Aynısı evdeki egzersiz aletleri için de geçerli. Kondisyon bisikletleri, koşu bantları ve tüm egzersiz aletleri de gözünüzün görmeyeceği yerde olmalı.

Bu değişiklikleri yaptıktan sonra çok farklı bir hayata sahip olabilirsiniz. Sonuçları bekliyoruz!

Kaynak:http://www.elle.com.tr/iliskiler-seks/cinsellik/daha-iyi-cinsel-yasam-icin-dekorasyon-sirlari

Sevgilimi Yoksa Sex Arkadaşımı?

Afedersiniz, “fuck buddy”niz var mı? A, yok mu? Çok yazık. Böyle bir soruya ne cevap verirdiniz, bilemem ama zaten pek kolay itiraf edilen bir durum değil bizim ülkemizde. Ama inanın biz Türkler bu statüde bir ilişkiye gayet açığız ve pek çok kişi hayatında böyle bir dönemi en az bir kez yaşamış. Bazılarına göreyse bu, bir yaşam tarzı. Problemsiz, sorumluluk almadan ve gelecek planları yapmadan bir ilişki yaşamanın hafifliği bazen çok cezbedici olabiliyor. Nasılsa kurallar baştan belli ve kalp kırılması yok diye düşünülüyor. Kimileri de bu tür ilişkilere hiç sıcak bakmıyor. Bir arkadaşıma göreyse “fuck buddy” durumu mecburiyetten. Çünkü artık kimse sorumluluk istemiyor ve bir ilişkiyi taşıyamıyor, seksi herkesle yaşamak da pek kolay değil. O nedenle “fuck buddy” denen ama “yalan dünya”ya ait bir kavram mevcut. Ne kadar yalan dünya, ne kadar gerçek bilemem ama kabul etmek zorundayız ki, sadece seks için görüşülen partnerler varlar ve pek çok kişi de hayatından memnun.

PEKİ “FUCK BUDDY”NİZİ NASIL SEÇERSİNİZ?

Kimi boyuna posuna, kaşına gözüne bakıp seçiyor; kimi libidosuna göre. Libidosuna göre seçmek sanki daha mantıklı gibi görünüyor. Yine bir arkadaşım şaka yollu “ben fuck buddy’nin hijyenik, suskun ve çalışkan olanını severim” dedi ki, hak vermemek elde değil. İşte size tecrübeli arkadaşlardan fuck buddy seçme tüyoları:

EN İYİ FUCK BUDDY’LER EVLİ OLANLAR

Çünkü başınıza bela olamaz. Gündüzleri tercih edeceğinden geceleriniz size kalır. Evlilerin bu oyunda kuralları daha iyi bildikleri ve düzenlerini bozmamak için, kaybedecekleri daha fazla şey olduğundan sizin rahatınızı bozacak durumlar yaratamayacakları kesin. Sakın sürekli karısını, çocuklarını, evlilik ve iş problemlerini anlatmasına izin vermeyin. “Fuck buddy” olmakla “lover” olmayı karıştırmayın, tabii o da karıştırmasın. mLibidosu yüksek, erken boşalma ve performans problemi olmayan birini seçmelisiniz. Bazen aşk nedeniyle bu problemler göz ardı edilebilse de, bunlar fuck buddy’de affedilir durumlar değil tabii. Böyle bir durumla karşılaştığınızda yapılacak tek şey “Tatlım, gitme zamanı” demek. Bir ürolog kartvizitini eline sıkıştırmayı da unutmayın. Yapışkan olmamalı. Sürekli aramamalı, sevgiliniz olmak için uğraşmamalı ve sınırlarını bilmeli. Özel hayatınız için bir tehdit oluşturmamalı. Yoksa başınız belada demektir. Eğlence, kabusa dönüşebilir. Eğer kabusa döndüyse, adresinizi, telefon numaranızı değiştirin. Kapıda ağlayan, gözü yaşlı uzun elektronik postalar atan, kabadayılık yapan bir “fuck buddy”, iyi değildir. Yatakta birlikte eğlenebilen, yeni şeyler denemeye açık ama sizin sınırlarınızı kabul edebilen, limitlerinizi zorlamayanları tercih edin. Porno filmlerin fazlaca etkisinde kalan, sizden Cicciolina performansı uman ya da “Deep Throat” filmini yeniden çevirmenizi bekleyenlerden uzak durun. Her şeyin bir sınırı var, değil mi ama.

Fazla konuşmamalı. Niye bir araya gelindiği belli ve şimdi sohbet zamanı değil. Gevezelerden uzak durun. İşin keyfi kaçabilir ve uyuklamaya başlayabilirsiniz. En önemlisi hijyenik olmalı ve mutlaka prezervatif kullanmalı. Kullanmayı reddedeni, hemen yollayın gitsin.

FUCKBUDDY NERELERDE BULUNUR?

Genellikle barlarda, partilerde bulunur. Bazen bir one night stand, düzenli fuck buddy ilişkisine dönebilir. Evli erkekler her zaman maceralara açıktırlar ve her yerde bulunurlar. Sadece kuralları baştan koyun, hem kendiniz için hem de onun için. İnternet de bir yol ama sapıklara dikkat.

3a8e52d5-5aa8-4bd9-8e25-81b56fb58020fuckbuu2

PEKİ YA ARTIK EVLİ ESKİ SEVGİLİ, YENİ FUCK BUDDY OLURSA

Oldukça sık karşılaşılan bir durum. Pek çok kişi evli eski sevgilisiyle gizli maceralar yaşamaktan hatta düzenli bir seks partnerliğine dönen ilişkilerden kaçınmıyor. Genellikle “ne seninle ne sensiz” tadında, tutkusu bol ama kavgası daha bol ilişkilerin kaçınılmaz sonu bu olabiliyor. Her iki taraf da huzuru başka kollarda bulurken, eski sevgilisiyle en iyi yaptığı şeyin seks olduğunu kabul edip eski partnerini bu sınırlar içinde tutmaya karar verebiliyor. Tabii herkesin harcı değil. Avantajları olduğu kadar, dezavantajları da var. İşte avantajları: Huyunu suyunu bilirsiniz, kontrol edilmesi daha kolaydır ve başınıza bela olmaz. Tabii artık evli ya da yeni ilişkisi olanlardan bahsediyorum. Genellikle çok eşli davranamazlar, bu nedenle daha güvenli. Zaten eşi ya da yeni sevgiliyi idare etmek zordur. Eski sevgiliyle yaşanan hafif ajite edici ama bir o kadar da “evde gibi hissetmek” durumunun hazzı, bir kalbe yeter de artar bile. Dezavantajları: Yeterince soğukkanlı değilseniz, eski sevgilinize hala aşıksanız, sizin hayatınızda bir başkası yoksa aman dikkat! Uzak durun. Bu hal kolayca tuhaf bir sado-mazo duruma gelebilir ve acı çeken siz olursunuz. Özellikle de sahiplenici biriyseniz.

TAM TERSİ, “FUCK BUDDY” SEVGİLİ OLURSA

İşte burada bir durmak lazım. Bazen bu tür ilişkilerin hafifliği, beklentisizliği, arzunun sansürsüz yaşanışı o kadar cazip gelir ki, bir de sohbet de iyiyse bir de bakmışınız ki seks partneriniz sevgiliniz oluvermiş. Ben fazla hayale kapılmayın derim. Çünkü sevgili olunca ister istemez sahiplenme, kıskançlık ve beklentiler kendini gösterecektir. Üstelik yatak sohbetlerinde sırlar, geçmiş fazlaca ortaya döküldüyse toparlamak zor olacaktır. Yeterince soğukkanlı ve yetişkin değilseniz, bence hiç bulaşmayın. Bazıları ve bazı sırlar sadece yatakta kalmalıdır.

İŞTE “FUCK BUDDY” SIRLARI VE SIRDAŞLARI


Yasemin 32 yaşında, bekar, bankacı

Evet bir seks partnerim var. Neredeyse beş yıl olacak. Bizimkisi biraz “on and off” bir durum. Yani ikimizin de sevgilisi varsa görüşmüyoruz, ben de o da bela istemiyoruz. Ama sevgilimiz yoksa görüşüyoruz. Tabii zamanlama tutturmak biraz zor oluyor ama sonunda bir şekilde denk geliyor işte. Yatakta çok iyiyiz ama en ufak bir aşk kırıntısı yok. Bazen düşünüyorum, acaba nasıl olurdu diye.

Gökhan 42 yaşında, evli, yazar

Her zaman sadece seks için görüştüğüm düzenli partnerlerim oldu. Şimdi de var. Bir zamanlar bir-iki ay flört ettiğim biri. O da evli. Aramızdaki seksüel çekim, uyum muhteşem. O kadar açık fikirli bir kız ki, her şeyi yaşıyoruz. Kendimi özgür hissettiriyor. Fakat yatak dışındaki anlarda fazla aklımdan geçmiyor.

Ender 51 yaşında, evli, sporcu koçu

Karım dışında düzenli olarak birlikte olduğum biri var. Eski sevgilim. Dört yıl beraberdik. Zor biridir. Açıkçası ben onu taşıyamadım. Ama hala aşığım, itiraf etmeliyim. Zaten beni sevgilisinden ayrıldığında aradığı dakika evindeydim. Üstelik altı yıl sonra. Haftada bir falan görüşüyoruz. Her çağırdığında riske girip gidiyorum. O olmasa karımı aldatmazdım. Ama ona karşı zayıfım işte. Bunu da çok iyi biliyor ve hiç umursamıyor. Biliyorum ki o yataktan çıktığım dakika, bir dahaki sefere kadar onun aklına bile gelmiyorum. Acı ama gerçek.

Şeyda 26 yaşında, bekar, müşteri temsilcisi

Seks partnerim komşum. Çok yakışıklı bir çocuk ama biraz salak. İki çift laf etmek mümkün değil. Kafayı spora ve bilgisayar oyununa takmış. Fakat çok iyi seviştiğini itiraf etmeliyim. Üstelik çok pratik. Yani canım sevişmek isteyince sadece üst kata çıkıyorum, sonrada hemen evime gelip kendi yatağımda uyuyorum. Daha ne isterim!

Gizem 44 yaşında, evli, akademisyen

Yaşım arttıkça sekse ilgim daha çok arttı. Eşimle harika bir arkadaşlığımız ve partnerliğimiz var ama o 56 yaşında ve seks artık iyi değil. Ben de iki ayrı seks partneriyle sürekli görüşüyorum. Neden iki? Çünkü aşık olup evliliğimi mahvetmek istemem. Böylece ipler benim elimde.

Kaynak:http://www.elle.com.tr/iliskiler-seks/cinsellik/seks-arkadasi-mi-sevgili-mi

Okuyun Ve Sonra Sevişin

“Grinin Elli Tonu”yla başlayan erotik kitap furyası, son hızla devam ediyor. Ateşli seks sahneleriyle dolu, bolca cinsellik ve şehvet vadeden bu kitapları merakla okurken “Peki ama benim seks hayatım neden bu kadar renkli değil?” diye düşündünüz mü hiç?

Çamaşırını indirdiği an aletini elime aldım ve dudaklarımı geniş tepesinin üstünde gezdirmeye başladım. Göz göze geldik ve ben biraz daha derine aldım aletini” diye yazıyor Sylvia Day, Crossfire serisinin ikinci kitabı, “Sende Kendimi Buldum”da. Son zamanlarda “çok satanlar” listesinin en üst sıralarını işgal eden E.L. James’in “Grinin Elli Tonu” üçlemesi, Sylvia Day’in “Sana Soyundum” la başlayıp Haziran 2013’te çıkacak olan “Sana Bağlandım”la tamamlanacak üçlemesi ve Pegasus Yayınları’ndan çıkan Vina Jackson’un Seksen Gün serisi de, cinselliği yoğun kullanan kitaplar olarak bu tip cümlelere sık sık yer veriyor. Peki genel olarak kadınlar tarafından yazılan, kolay okunan; aşk, cinsellik ve şehveti konu edinen, temelde kadın karakterlerin hikayeleri üzerine kurulan bu erotik kitaplar gelip geçici bir trend mi? Yıllar sonra Marquis de Sade’ın, Laclos’un ya da Henry Miller’ın eserleri gibi hatırlanacaklar mı? Art arda basılan ve satış rekorları kıran bu erotik kitapların edebiyata katkılarını tartışırken, ele aldıkları kadın-erkek ilişkileri paralelinde dünyada ve Türkiye’de değişen kadın kimliğini de irdeliyoruz.

BİR TREND OLARAK EROTİK ROMAN

Hayatın anlamı ve en önemli parçası olan erotizmin, topluma ayna tutan edebiyata konu olması yeni değil. Duygu ve düşünceleri güzel ve etkili biçimde dile getiren edebiyat sanatı cinselliği, aşk ve tutkuyu eskiden beri anlatmaya devam ediyor. Bugünlerde “Grinin Elli Tonu” kitabıyla başlayan erotik edebiyat furyasının; 2000’lerde öne çıkan tarihi romanlar, “Da Vinci’nin Şifresi”yle devam eden komplo teorisi kitapları ve sonrasında yayınlanan Alacakaranlık serisinin hemen ardından hayatımıza girmesiyse bu kitapların öncelikle bir trend çerçevesinde değerlendirilebilir olduğunu gösteriyor bize. Öyle ki, trendlerin sürekli değiştiği gerçeğinden yola çıkarsak bundan 100 yıl sonra gençliğin hala E.L. James ya da Sylvia Day’in tecrübelerinden yararlanacağını söylemekte zorlanabiliriz.

EDEBİ DEĞİL AMA SATIYOR!

Erotik edebiyatta kalıcı olabilmenin sırrının, gerçekliği sanatsal bir biçimde sunmaktan, estetikten ödün vermemekten geçtiğini biliyoruz. Bugün ala Marquis de Sade’ın, Lawrence Durrell’in kitaplarını trendlerden mbağımsız olarak okumaya devam ediyorsak, gerçek anlamda bir edebiyat sanatından söz edebiliriz. Son yıllarda peynir ekmek gibi satılan erotik kitapların kolay okunduğunu ve hızla tüketildiğini, art arda yayınlandığını, genellikle kadınlar tarafından kaleme alındığını, genç ve güzel kadınlarla yakışıklı ve zengin erkekleri yan yana getirdiğini görüyoruz. “Grinin Elli Tonu” kitabının yazarı, orta yaşlı, eski televizyoncu E. L. James, “Sadece fantezilerimi yazdım” derken; Crossfire üçlemesini kaleme alan iki çocuk annesi Sylvia Day, Ayşe Arman’a verdiği röportajda, iyi bir erotik roman yazmak için bakire olmamayı ve zengin seks deneyimini şart koşuyor. Bunları okuyunca, “Kitap yazmak da ne kadar kolaymış” diyebilirsiniz. Ama zaten ne Day’in, ne de James’in edebiyat şaheseri çıkarmak gibi bir iddiaları yok. Bu romanlar her ne kadar “ev kadınları için porno” olarak adlandırılsa “edebi değil” damgası yese de, kitapların dünyada satış rekorları kırdığı düşünüldüğünde arka planda bambaşka mesajlar içerdiğini görmezden gelemeyiz.

KADININ CİNSEL MANİFESTOSU

Öncelikle 40 yıl önce Pınar Kür’ün ve Sevgi Soysal’ın eserlerinin müstehcen bulunup toplatıldığı dönemden ateşli seks sahnelerinin anlatıldığı kitapların liste başı olduğu bir döneme mgeldiğimizi görmek mutlu edici elbette. Erotik kitapların en çok kadın okurlar tarafından tercih edilmesiyse özellikle gelişmiş toplumlarda kadının artık cinsel hayatında daha talepkar, arzularını söylemekten çekinmeyen bir kimliğe bürünüp sevişmeyi doğal hak olarak görmesi şeklinde okunabilir.

Başka bir deyişle kadınların bu kitapları bu derece sahiplenmesi bir tür cinsel manifesto olarak yorumlanabilir. Okur “Grinin Elli Tonu”nda Christian ve Ana’nın cüretkar ve tutkulu fiziksel ilişkisinin yanı sıra; Ana’nın gizli arzularına da tanıklık ediyor ve karakterinbedenini keşfetmesi üzerinden aslında kendi bedenini keşfediyor. Ana, sevişirken okur da kendi partneriyle sevişiyor aslında. Peki ama gerçekten sevişebiliyor mu? Yoksa bu kitaplar tamamen gerçek dışı ve aslında kadının içinde yaşadığı toplumsal gerçeklikten uzak bambaşka bir dünya mı sunuyor?

GERÇEK DIŞI BİR DÜNYAYA DOĞRU

Aslında bu kitaplardaki karakterlerin her gün rastlayabileceğimiz türden alelade karakterler olduğunu söyleyemeyiz. Örneğin Vina Jackson’un kaleme aldığı “Arzunun Rengi”nde, keman virtüözü Summer Zahova’ya kışkırtıcı bir teklif yapan tutkulu ve varlıklı profesör Dominik veya Sylvia Day’in “Sana Soyundum” kitabında Eva’nın cinsel bir serüvene sürüklendiği New York’un gözde bekarlarından, inanılmaz bir servetin ve Crossfire Holding’in sahibi Gideon, kadınların sıkça karşılaşacakları türden insanlar değiller. Aynı şekilde romanlardaki kadın karakterler de güzel, seksi, uzun boylu ve zayıf kadınlar olarak gerçek dünyadaki alelade profillerden uzak bir resim çiziyorlar. Başka bir deyişle cinselliğin üremekle eşdeğer görüldüğü, kadınların cinsel istismara maruz kaldığı, seksin hala evlilik sınırları içinde onaylandığı ülkemiz gibi “gelişmekte olan” toplumlarda, erotik kitapların kadınların manifestosu olmaktan ziyade asla sahip olunamayacak ulaşılamaz bir dünyayı göstermekten ve idealize etmekten başka bir işlevi var gibi görünmüyor. Teoride “kusursuz” ve “olması gereken” bir cinselliğin resmedilmesiyse aslında aşk ve cinsellik gibi özel ve mahrem bir alanın bile nasıl denetlendiğini, nasıl olumlanması gerektiğini gösteriyor bize. Sonuç olarak çok sattıran seks, erotik edebiyat furyasında da görevini fazlasıyla yerine getiriyor. Edebi kaygıdan uzak olarak yazılan bu aşk ve şehvet dolu kitaplar, insanları yaşadıkları gerçek ve bir o kadar “sıkıcı” hayatlarından bir süreliğine de olsa alıkoyarken; onlara cinselliğin teoride nasıl yaşanabileceğini ve onların aslında nasıl yaşayamadıklarını gösteriyor. “Edebi değiller ya da edebiyatı öldürüyorlar” meselesine gelince, zaten böyle bir iddiaları yok; dolayısıyla onları tıpkı yemek ya da müzik kitapları gibi ayrı bir kategori olarak kabul edebiliriz.

Edebi haz ve sanat arayanlar Marquis de Sade veya Nabokov okumaya devam ederken; oyun ve eğlence arayanlar son çıkan erotik kitapların sayfalarını çevirmeye başlayabilirler.

“BU KİTAPLAR BİLİNÇALTIMIZI ALTÜST ETMİYOR!”
Yazar Müge İplikçi aşkın, cinselliğin ve erotizmin olması gerektiği biçimde kurgulandığı bir dönemden geçtiğimizi, erotik kitapların da bu amaca ustalıkla hizmet ettiğini vurguluyor.

beeebfde-add8-4c7a-bbb9-2242a42a028e3“Erotik kitaplara karşı değilim ama günümüzde aşkın, erotizmin ve cinselliğin nasıl pazarlandığına bakmama da engel olmamalı bu. Toplumlara yön veren, yön verirken de toplumu kategorilere bölen bir sistemle karşı karşıyayız nicedir. Kimin kiminle ve hangi amacı güderek yaşam tecrübesini gerçekleştireceğinin ötesinde; tam da ilgilendiğimiz konu gereği, kimin kiminle hangi cinselliği ortaya koyması gerektiğini bile belirleyen bir şebekeden söz ediyoruz. Düş ve fantezilerimizi denetleyen, bizlere nasıl ‘bizler’ olmamız gerektiğini sürekli aşılamaya meyleden -ve bunu çoğunlukla hayallerimizi denetleyerek gerçekleştiren- bir yapı bu. Cinsellik ve erotizm de bundan bolca nasiplenecekti elbette. İşin aslı, tarihsel sürece baktığımızda düşünce ve dinin toplumsal denetleme mekanizmaları haline geldikleri noktada da aynı yaptırımı görebiliyoruz.

Aşkın, cinselliğin, erotizmin; hatta yaşamın ‘olması gerektiği’ biçimde kurgulandığı bir pratikten geçiyoruz. Nicedir bu böyle. Edebiyat bundan zedelenmez mi? Elbette zedeleniyor. Ama bence yaşam kadar değil. Bu erotik kitapları bir pazarlama mantığı içerisinde düşünmenin ötesine geçmek isterdim. Onları, insanın karanlık ve bilinmez noktalarının deşifresi olarak algılamanın da… Ancak sistemin işleyiş biçiminin aslında ‘okur avlamak’ olduğunu yok sayamam. Bir arkadaşım ‘Grinin Elli Tonu’ndan bahsetti. O kitabı merak ediyorum doğrusu ama söylediklerimden farklı bir şeyler bulacağımı sanmıyorum. Aklıma hemen Giovanni Boccaccio’nun 14’ncü yüzyılda yazmış olduğu ‘Decameron’u geldi şimdi. Floransa’da veba salgınından kaçıp kurtulan üçü erkek yedisi kadın 10 kişinin anlattığı ve çoğu açık seçik olan öykülerin toplamıdır ‘Decameron’. Yazıldığı dönem düşünüldüğünde rahibelerle yatan bahçıvanınki kitaptaki en çarpıcı öykülerden biridir. Öte yandan İngiliz yazar Geoffrey Chaucer’ın ‘Canterbury Hikayeleri’ de din insanlarının nasıl şehvet düşkünü ve kepaze olduklarını anlatır. Bu arada 18’inci yüzyılın geç dönemlerine farklı bir tınıyla damgasını vuran Marquis de Sade, özellikle ‘Sodom’un 120 Günü’nde insanın kanını donduran tanrıtanımaz cüretkar bir yazar olur, taviz vermeden anlatır bize. Şimdilerde böyle örnekler var mı, emin değilim. İçine doğduğumuz sistemin ve bilinçaltının altüst edilişi eskilerde kaldı galiba…”

Erotik “hikaye”ler

l Erotik kitap furyasını başlatan E.L. James’in kaleme aldığı m”Grinin Elli Tonu”nun dünyada 40 milyon, ve sadece ABD’de 20 milyon sattığı biliniyor. Üçleme olarak basılan bu erotik kitaplar kapaklarında sevişen vücutlar yerine, ipek gri bir kravat ve maskeyle okuyucunun beğenisine sunuldular. Bu da daha geniş bir okuyucu kitlesine hitap etme arzusu olarak yorumlandı.

l Sylvia Day’in “Sana Soyundum”la başlayıp “Sende Kendimi Buldum”la devam eden Crossfire serisi, bu ay sonu yine Doğan Kitap’tan çıkacak “Sana Bağlandım”la tamamlanıyor. Seri, Eva’yla New York’un gözde bekarlarından Gideon marasındaki tutkulu cinselliği anlatıyor.

l Indigo Bloome’un kaleme aldığı “Uçmaya Var Mısın”, “Hissetmeye Var mMısın” ve “Oyuna Var Mısın” adlı Avalon üçlemesiyse Alexandra’yla aşığı Jeremy Quinn’in erotik maceralarına odaklanıyor.

Kaynak:http://www.elle.com.tr/iliskiler-seks/cinsellik/okuyun-ve-sevisin–

Aldatmanın Bilimsel Nedenleri

‘İnsan neden aldatılır?’

Aldatılan herkes kendine bir kere bu soruyu sormuştur. Ancak genelde varılan sonuçlar ya ‘yeterli olamama’ hissi, ya da karşımızdakinin başkasına aşık olması oluyor. Şimdiyse, bu sorunun bilimsel bir yanıtı daha var: Cinsel narsisizm.

Florida Eyalet Üniversitesi Psikoloji Bölümü ve Kuzey Carolina Üniversitesi Tıp Fakültesi öğretim üyelerinin ortaklaşa gerçekleştirdiği araştırma, cinsel narsisizmin önemli bir aldatma sebebi olduğunu gösteriyor. Narsisizm, kusursuz olduğunu düşünen ve bu sebeple eleştiri kabul etmeyen, dinlemeyen ve empati kuramayan bir kendini beğenmişlik hastalığı demek. Yani, cinsel narsisizm seviyesi yüksek olan kişi de, yatakta inanılmaz bir performansı olduğunu düşünüp, bunu başkalarına da göstermenin en doğal hakkı olduğunu düşünüyor.

Tabii, ilahi adalet o ki; narsistlerin de aldatılma riski çok yüksek. Dört yıl süren araştırmanın sonuçları, empati kuramadıkları ve kendini beğenmişlikleri yüzünden onların da eşleri tarafından aldatıldığını söylüyor.

Bu araştırma sayesinde, sadakatsizlik ve bireydeki cinsel narsisizm arasında doğru bir orantı olduğu da çok açık. Yani, kadın ya da erkeğin cinsel narsisizm duyguları ne kadar yüksekse, partnerlerini aldatmaya o kadar meyilli oluyorlar. Eğer cinsel tatminsizlik ve evlilikten memnuniyetsizlik de varsa, o ilişkide aldatma kaçınılmaz görünüyor.

Bu gece yanınıza yatacak eşinizin tüm tavırlarını bir kez daha gözünüzün önünden geçirin. Eğer narsisizmin belirtilerine sahip davranışları varsa, bu araştırmaya göre, ruhunuz duymadan aldatılmış olma riskiniz yüksek.

Kaynak:http://www.elle.com.tr/iliskiler-seks/cinsellik/aldatmanin-bilimsel-nedeni

İlişkilerde Ten Uyumu Ne kadar Önemlidir

Dokunmaya karşı koyamaz hale getiren ve karşındakinin cinsel anlayışına hitap eden bir iletişim şekli” olarak tanımlanabilir ten uyumu. Özellikle bazı erkekler için sadece cinsellik olarak nitelendirilebilen ten uyumu, farklı öğelerin bir araya gelmesiyle oluşan bir etkileşim durumudur. Çekicilik, büyü, hayal, tutku, zevk alma ve verme, gözlerdeki hayat ışığı, hayattan soyutlanma gibi…

Uyum beyindedir, uyum yaşamdadır, uyum cildimizin altındaki damarlardan geçen kanda ve sinirlerdedir. Bunu yakalayabilirsek ne mutlu. Bu kombinasyonların bir araya gelmesi zor görünebilir fakat geldiği zaman tepeden tırnağa her bir hücrenizi yerinden oynatacak kadar güçlü, aklınızı başınızdan alacak kadar sarsıcı olur.

Kaynak:http://www.gecce.com/haber-ten-uyumunun-onemi

Daha İyi Cinsellik İsteyenlere Öneriler

Hayatınıza renk katacak öneriler;

* Öncelikle seksi önemseyin!
* Sabah seksi, güne güzel başlamak için harika bir yol!
* Erkekler yatakta kendine güvenen kadınları daha çekici bulur!
* Ön sevişme doyum açısından iyi bir temel oluşturuyor ve psikolojik açıdan hazzı arttırıyor.

Kesinlikle sabah uyandığınızda gülümseyin ve  erkeğinize sarılın

Sabah Sex Yapmanın Faydaları

Alarm saatinin kulak tırmalayıcı sesi, çalışan insanların kulağına hiç de hoş gelmez! Neden bu keyifsiz anı erotik bir fırsata dönüştürmeyi denemiyorsunuz? Bilim adamları, sabahın erken saatlerinde seks yapanların daha sağlıklı ve mutlu olduğunu söylüyor.

Uzmanlar, sabahları yapılan seksin mutluluk hormonu oksitosini tetiklediğini, böylece çiftin gün boyunca daha aşk dolu ve bağlı hissettiğini söylüyor. Ayrıca, kendini daha güzel ve daha güçlü hissedersin. Sabah seksi, vücuda bağışıklık kazandıran bir antikor olan IgA seviyesini arttırıyor. Doyuma ulaşınca östrojen seviyesi yükselir; bu da saç ve cildin dokusunu iyileştirir. Sabahı sevişerek mi karşılamak istiyorsun?

Uyanır uyanmaz
      Alarm saatini seksi bir melodiye ayarla ve kalkar kalkmaz gecelğini çıkar üstünden. Sonra bu numarayı uygula; erkek sırtüstü uzanıyorsa ellerini bacak içlerine koymayı tavsiye ediyor. Baş parmağın cinsel organa dönük olmalı. Baş parmaklarınla yavaşça daireler çiz. Antik akupuntur öğretilerine göre, bu hassas bölgeleri ovarak kan dolaşımını etkisini göstermesi birkaç dakika alıyor. Bu yüzden sabırlı olmalısın.

Çekinmeyin
      Sabah seks yapmak kadar doğal birşey olamaz. Gün ışığında fiziksel kusurlarını gizlemek zordur. Aşağılık kompleksinden kurtulup zevk almaya bak. Battaniyenin altında gizlenmektense sere serpe uzan. İkinizde manzaranın tadını çıkarın. Uzmanlar, kadınların da aynen erkekler gibi görsel yoldan uyarıldığını ortaya koyuyor.

Testesteron sabahları zirvede oluyor
      Erkek, güne merhaba der demez sevişmek için programlanmıştır. Uzmanlar uyuyan bir erkeğin testosteron biriktirdiğini, uyanmasını izleyen ilk üç saatte ise testosteron seviyesinin zirvede olduğunu söylüyor. Bu değerli hormonu ziyan etme.

Doğal kokular tahrik eder
      Sabah güneşi pencereden süzülünce sevgiline sarıl ve onun seksi kokusunu içine çek. Henüz duş almadığı için doğal kokusu seni aniden uyaracaktır. Araştırmalara göre, bir erkeğin koltuk altı kokusu uyarıcı etkisi bulunuyor. Bunun doğruluk payı olduğu yadsınamaz bir gerçek!

Sarıl ve dokun!
      Sabah sersemliği sürerken fazla yorulmak istemeyeceksin. Bu yüzden fazla efor gerektirmeyen bir pozisyon seç. Uzmanlar, erkeğe arkanı dönüp bacaklarını aralamanı ve onun ellerini bacak içlerinde gezdirmesini sağlamanı söylüyor. Elleri erojen bölgelerini uyarırken, kulağına baştan çıkarıcı laflar fısıldasın.

Beraber duş alın
      Beraber duş yapmak elbette çok romantik ama realist olmak lazım: duşun altında sadece tek kişilik yer var. Bu sorunu ikili duş başlığı alarak kolayca çözebilirsin. Ilık suyun altında duş alırken kan cildin yüzeyine yaklaşacak ve daha hassas olacaksın. Nane aromalı bir duş jeli kullanın. Batı Virjinya’daki Wheeling Jesuit Üniversitesi’nde yapılan bir araştırma, nane kokusunun kolayca ayıltıp sinir sistemini harekete geçirdiğini gösteriyor.

Hızlı ve çabuk
      Sabah seks yapmak fazla vakit almamalı. İşe yetişmek için acele ederken seksi de sıkıştırıyorsun ve bunun verdiği adrenalin zevki ikiye katlıyor. Hiç beklemediği bir anda aniden üstüne atla. Tam duştan çıkmış dolaptan kıyafet seçiyor ya da kahvaltı hazırlıyor. Ön sevişme yapmak zorundada değilsin. Uzmanara göre dikkatini dağıtmayan kadınlar 30 saniyede uyarılabiliyor.Ayrıca unutma ki kısa ve çabuk olman gerektiğinde cinsel bir birleşme şart değil. Ateşli bir öpüşme, erojen bölgeleri uyarma ya da kapıdan çıkmadan ona atacağın seksi bir bakış seni de onu da gün boyu arzulu kılacak. Günün sonu geldiğindeyse ikiniz de koşarak evin yolunu tutacaksınız.